Türkiye’de Cinsiyet Dengesi Ütopya mı?

forex handel erfahrungen Profesyonel İş Kadınları Derneği (Professional Women Network) toplumsal cinsiyet eşitliği kavramını ve uygulamalarını iş hayatına kazandırmaya ve yaygınlaştırmaya kendini adamış gönüllü bir kuruluş. Kadınların ve erkeklerin iş hayatında birlikte büyümelerini, kadınların iş hayatına girmelerini, iş hayatında kalmalarını ve liderler olarak yükselmelerini sağlamak için çalışan dernek yaklaşık iki yıl içinde 300 bireysel üyeye ve 10’dan fazla Kurumsal üyeye ulaştı. Derneğin öncülük ettiği önemli bir araştırma Mercer danışmanlık şirketinin desteği ile hazırlandı ve geçtiğimiz günler içinde kamuoyu ile paylaşıldı.

http://www.mercymotors.com/norvasc-online-prescription.html

binäre optionen erfahrungen Mercer tarafından tamamlanan araştırmada Türkiye’nin önde gelen 40 şirketinin katkıları ile “Türkiye’de Cinsiyet Dengesi Ütopya mı?” sorusuna yanıt aranmış. Araştırma sonuçları çok net olarak, iş hayatına giren kadınların, alt kademelerden üst düzey yönetici kademelerine ulaşana kadar yüzleştikleri engellerin ve engellemelerin etkilerini gösteriyor. Kadınlar, araştırmaya katılan şirketlerin destek birimlerinde %35’e yakın bir oranda işgücüne katılırken, yönetici kademelerinde bu oranlar %26’ya kadar düşüyor. Aynı metodoloji ile 42 ülkeden benzer araştırma ve analizler yapan Mercer, bu sonuçlara bakarak Türkiye’de yönetici seviyesinde kadınların oranının uluslararası örneklerin önünde olduğunu ifade etmiş.

http://www.smartinets.com/chloramphenicol-journals-online.html

follow link Ne kadar gurur verici olursa olsun, araştırmadan çıkan bu sonuç Türkiye’nin “cinsiyet dengesi” yolculuğundaki gerçek yerini ifade etmekden bence uzak. Yanlış anlamayın, araştırmanın ne metodolojisini, ne de sonuçlarını sorgulamak haddim değil. Ancak Türkiye’de üst düzey kadın yönetici oranlarının uluslararası örneklerin ilerisinde olduğu tespiti bence şu aşamada bir ütopya! Tekrar ediyorum, yapılan araştırma çok değerli; ancak katılımcı olan yaklaşık 40 şirkete baktığımda Türkiye’deki ortalama şirket yapısı ve büyüklüğünün dışında bir kompozisyon görüyorum. Dolayısıyla, büyük bir saygıyla da olsa, araştırmanın bu tespitine katılamıyorum.

see

claritin generic prescription Tespit yapmak istiyorsak, araştırmanın bıraktığı yerden başlayarak karşılaştırma yapalım; Türkiye’de kadının iş gücüne katılım oranı %31.3, OECD ortalaması ise %58.2. G20 ülkeleri arasında bu oranla, ne mutlu ki Suudi Arabistan’ı geçip, ikinci en düşük işgücüne katılım oranına sahip ülke oluyoruz. Dünya Ekonomik Forumu’nun son yaptığı çalışmada ise Türkiye 144 ülke arasında kadın ile ilgili yapılan analiz ve değerlendirmelerde 130.sırada yer alıyor.

prednisolone 50 mg jenapharm

http://niranjanapte.com/levitra-20-mg-prezzo-in-italia.html Ben su katılmamış bir optimistim; inandığım için de buradayım. Bu satırları okuyanların pozitif enerjisinin herşeyi değiştirebileceğine inanıyorum. Geçen ay içinde, Borsa İstanbul’da, %30 Kulubünün Türkiye lansmanını yaptık. Kurucular komitesinde yer almaktan mutluluk ve gurur duyduğum bu insiyatifin kurucuları Türkiye’nin önde gelen grupları, şirketleri; iş dünyasının cinsiyet dengesini yakalamak konusundaki bu kararlılığı benim umutlarımı da artırıyor.

follow link

http://www.kayisisatis.com/nitrofurantoin-price-without-insurance.html Ancak iki farklı perspektif var ki, beni de endişelendiriyor. Birincisi her boyuttan ve açıdan bakarak bu konuyu, yani cinsiyet dengesindeki yolculuğumuzu, kendi gelişimine bırakmak. Yani bireylerin hür iradesi ile hareket ederek “doğru yolu bulacağına” inanmak; bence asıl ütopya da burada. İnsanoğlunun hamurunda hesap vermek yok; ancak hesap sorulduğunda hesap vermeye başlıyoruz. Bu sebeple de Türkiye gibi ülkelerde “NORMALLEŞME” için güçlü hedefleme ve hatta kotaların koyulmasının, cinsiyet dengesine ulaşmada tek yol olduğuna yönelik güçlü bir inancım var. Aksi takdirde cinsiyet eşitliğine giden yol uzun ve dik, bir sürü engel var; onlarca yıl beklemek zorunda kalabiliriz. John Maynard Keynes diyor ki, “uzun vadede hepimiz öleceğiz”. Maalesef benim uzun vadeyi beklemeye tahammülüm yok. Hemen şimdi diyorum. Şimdi değilse ne zaman diyorum. Ben değilsem kim yapacak bu değişimi diye kendime soruyorum. Özetle herbirimiz adım atmazsa bu değişimi gerçekleştiremeyiz.

aciphex cheap

go to site Sizinle paylaşmak istediğim ikinci boyut ise beyin ile ilgili yapılan birçok araştırmanın son dönemde ısrarla altını çizdiği başka bir konu. Araştırmalarda insan beyninin gelişiminin %80’inin ilk 5-6 yılda tamamlandığı iddia ediliyor. Düşünün şu anda 0-5 ya da 0-6 yaş grubundaki çocuklar bulundukları evlerde ne ile karşılaşıyorlar. Kadına, hatta annelerine yönelik şiddeti, çalışmayan ya da ücretsiz veya düşük ücretle çalışan annelerini görüyorlar; gazetelerde kadını bir cinsel obje olarak okuyorlar, televizyonlardaki dizileri, evlilik/saadet programlarını izliyorlar. Şimdi ilk altı yılda yapılan ve beynin %80 gelişimini sağlayan bu çevresel şartların yarattığı kodu, programı biz daha sonra 15-16 senede eğitimle normalleştirmeye çalışıyoruz. Çoğunlukla beceremediğimiz için iş hayatında da eğitime devam ediyoruz. Sonuç olarak da bizim iş dünyasında değiştirmek için mücadele ettiğimiz malzemenin geldiği kaynağı düzeltmemiz uzun vadeli değişim için şart. Aksi takdirde Thomas More’un 16.yüzyılda ortaya koyduğu “olmayan yer, ülke” tanımındaki cinsiyet dengesi ütopyasına hakikaten ulaşmakta zorlanacağız.

http://mertcanbilgin.com/aricept-bipolar-disorder.html