KADIN EDEBİYATÇILARIN MAKUS TALİHİ

go to site Charlotte Bronté kendisine edebiyat dünyasında yer açan ünlü eseri Jane Eyre’i yazmayı tamamladığından bu yana yaklaşık 170 yıl geçti. 1840’lı yıllarda basılan Jane Eyre’in üzerinde ise Bronté’nin ismi değil de, Currer Bell ismi yazar olarak yer alıyordu. Charlotte Bronté’nin kız kardeşleri Emily ve Anne de Wuthering Heights ve Tenant of Wildfell Hall isimli romanlarını Ellis ve Acton Bell takma isimleri ile yayınlayabilmişlerdi. Bronté kardeşlerin ortak özelliği, her üçünün de “kadın yazar” olamayacağı önyargısı nedeniyle “takma” erkek isimlerle edebiyat hayatına girebilmişlerdi.

prilosec 20 mg vs nexium 40 mg

see url Küçük Kadınları romanı ile dünyanın kalbini ve beğenisini kazanan Louisa May Alcott, 1860’lı yıllarda yazdığı gerilim romanlarının basılmasını ancak AM Bernard takma adı ile becerebilmişti; bu takma adın, yazarın erkek mi kadın mı olduğunu anlamaya imkan vermemesi de romanların başarısını arttırmıştı. Benzer bir yaklaşımı gösteren Avustralyalı yazar Pamela Lyndon Travers, dünyanın kalbini kazanan ve beyaz perdeye de uyarlanan Mary Poppins hikayesine ancak isminin baş harflerini kullanıp, yani PL Travers ismi ile 1930’lu yıllarda yayıncı bulabilmişti.

olanzapine 35mg bula

quitting dutasteride online Benzer örnekleri arttırmak mümkün; çoğunuzun “aradan çok yıllar geçti” ve “dünya değişti” dediğini duyar gibi oluyorum. O zaman 1990’lı yılların tartışmasız en başarılı yazarı JK Rowling neden isminin uzun halini, yani Joanne Kathleen’i değil de, sadece isminin baş harflerini kullanarak meşhur oldu ? Acaba Harry Potter serisi, Joanne Kathleen Rowling olarak lanse edilseydi, bugün sahip olduğu kamuoyu desteği ve takdirini kazanabilir miydi ? Soru aslında retorik bir soru değil; JK Rowling bu tercihi, yayıncıları kendisine bir kadın yazarın romanını erkek çocukların okuma olasılığının düşük olduğu güçlü bir şekilde iletince, yapmak zorunda kalmıştı.

get link

follow site Yukarıdaki örnekleri tekrar dikkatinize getirip, hepimizi kendimizden utandırmak arzusunda değilim. Ancak geçen ay içinde Sunday Times gazetesinde gördüğüm bir haber, bu satırları yazmaya beni motive etti. Gazetede yer alan, 2014 tarihli bir araştırmada, katılan yaklaşık 40 bin katılımcının oyları ile seçilen en beğenilen 50 kitabın analizi yapılmış. İlginç olan kadınların seçtiği 50 kitabın 46 tanesinin yazarı kadın. Gillian Flynn, Paula Hawkins gibi çok satanlar listesinde üst sıralarda yer alan kadın yazarlar, yayıncıların da ağzını sulandırıyor.

erfahrungen mit xenical 120 mg

http://urban-seoul.com/neurontin-600-mg-fiyat.html Sunday Times gazetesinin iddiası, 170 yıl önce kadınların gerçek kimlikleri ile yazarlık yapmasına müsade etmeyen “yayıncılar”, bugün ise erkek yazarların cinsiyetlerinin belli olmadığı “sanat isimlerini” kullanmasını tavsiye ediyor. Örneğin çok satan The Ice Twins kitabının yazarı Sean Thomas olmasına ragmen, kitap SK Tremayne ismiyle raflarda kendine yer bulmuş. Benzer şekilde çok satan The Girl Before kitabının İngiliz yazarı Tony Strong, kitabın üzerine kendi ismini değil JP Delaney takma ismini basmayı tercih etmiş.

luvox e ritalina 10mg

artane 2mg valium Farklı örneklere geri dönüp bakınca aslında eziyet çekenin hep kadınlar olduğu sonucunu çıkartmak mümkün. Yüzyetmiş yıl önce cinsiyetlerini sanatları ile eşleştiremeyen kadın yazarlar, erkek isimleri ile eserlerini okurları ile buluşturabilmeyi başarmıştı. Bugün ise, “uyanık” erkek yazarların potansiyeli görerek, kadın yazarların alanina girmekten çekinmediğini duyuyoruz.

http://joinevents.net/lamictal-xr-150mg.html

http://powerhouse-uk.com/rosuvastatina-calcica-20-mg-preco.html Diğer taraftan bu bilgilere ulaşınca, insanın da “iştahı” kabarıyor; acaba ben de köşem için bundan sonra MY Yeşildere şeklinde imza atsam, fotoğrafı kaldırsam, okur sayısında patlama yaratabilir miyim ? Ne demişler, “umut fakirin ekmeği”….

source link