ZİRVEDE 25 YIL !

 

ZİRVEDE 25 YIL !

Geçtiğimiz hafta içinde, biz Kurban Bayramını kutlarken, İngiltere’de Manchester şehri ise bambaşka bir kutlama ile şenlendi. Machester United futbol takımının efsane teknik direktörü Sör Alex Ferguson’un, takımın başına geçişinin 25.yıl dönümü kutlandı; söylemesi dile kolay; ancak İngiliz gazetelerinden birisinin (The Sunday Telegraph) yazdığı gibi, aradan geçen 25 yılda dünya nüfusu bile 2 milyar kişi arttı. Ferguson 25 yıla, aralarında 12 Premier lig şampiyonluğu, 5 Federasyon ve 4 Lig Kupası da olmak üzere tam 37 farklı şampiyonluğu sığdırmayı başardı. Avrupa karnesi biraz daha mütevazi olsa da, 2 Şampiyonlar Ligi ve 1 Kupa Galipleri Kupasını kulübün müzesine getirmeyi bildi.

 

Alex Ferguson’un Manchester United’a geldiği dönem kulübün tam anlamıyla “fetret” devri. Manchester United 1967’den beri İngiltere’de şampiyon olamamış ve makus talihini yenmek için fırsat ararken karşısına Ferguson çıkıyor. Teknik Direktörlük kariyerinin başındaki İskoç, Aberdeen United teknik direktörü olarak, 1983 yılında, finalde Real Madrid’i yenerek Avrupa Kupa Galipleri Kupasını kazanarak dikkatleri üzerine çekiyor. Efsane futbol adamı Bobby Charlton’ın takımına transfer olmak için Aberdeen’de aldığı paradan daha da azına razı olarak 1986 yılında Manchester United için ilk imzasını yılda 60 bin sterline atıyor (bugün yılda 5 milyon sterlin kazanıyor).

 

Şampiyon olamadan geçen “susuz yıllar” ise 1993 yılında Ferguson liderliğindeki Manchester United’in ilk lig şampiyonluğu ile sona eriyor. İlk altı yıl, Ferguson’a sabreden kulüp, ödülünü son 19 yıldaki 12 şampiyonluk kupasını kazanarak, fazlasıyla alıyor. İlk şampiyonluğun ve Manchester’in benim için de bir anlamı var. Zira 1991-1992 yıllarında Manchester’da yüksek lisans eğitimini alan bir “genç” olan bendeniz, United’in maçlarına giderken, şampiyonluğun karizmatik Fransız oyuncu Erik Cantona’nın oynadığı Leeds United tarafından alınmasını gıpta ile izlemiştim. Ertesi sezon, ben Türkiye’ye geri dönsem de, Ferguson en büyük rakibinin, en önemli oyuncusu Cantona’yı transfer edip, 1993 yılında ilk şampiyonluğunu 26 yıl sonra kazanmayı başardı. Kuşkusuz Ferguson’un en önemli transferlerdinden birisi Cantona olsa da, Roy Keane, Wayne Rooney, Peter Schmeichel ve Christiano Ronaldo gibi yıldızlar da Manchester United’a Ferguson döneminde imza attılar. Bunlar arasında sadece 530 bin sterline transfer edilen Danimarkalı kaleci Schmeichel (ki kendisi hala Boliç’den o golü nasıl yediğini düşünüyordur!) ile 12.2 milyon sterline David Beckham’ın yerine alınan ve sonrasında Real Madrid’e 80 milyon sterline satılan Christiano Ronaldo’ya ayrı yer ayırmak gerekir. Transferlerden bahsederken, İngiltere gazeteleri Ferguson’un en başarısız beş transferini de sıralamışlar. İlk beşteki iki ismin daha sonra Beşiktaş’a gelen Brezilyalılar Kleberson ile son transfer Bebe olması ilginç!

 

Ferguson’un liderlik yetkinliği ile ilgili çok şey söylenebilir; ya da hala her sabah 7’de işinin başında olmasına, sorumluluk bilincine takdirnameler yazılabilir. Ancak sanıyorum Ferguson’u “diğerlerinden” farklı kılan en önemli yanı kısa vadeli sonuçları elde etme amacıyla kurduğu takım ile uzun vadeli, gelecek için kurduğu 11’i eş zamanlı olarak kullanabilme başarısını gösterebilmesi. Yani güçlü sonuç odaklılığı, stratejik vizyonu ile aynı potada eritebilmesi. Örneğin Ferguson’un döneminin iki diğer başarılı koçu Arsene Wenger ile Jose Mourinho için bu iki yetkinlikten birisinin diğerine göre çok daha baskın olduğu iddia edilebilir. Wenger’in geleceğin takımına yatırım yaptığı, hayran olduğum Mourinho’nun ise bugün kazanmak için herşeyi ortaya koyduğu iddia edilebilir. Ferguson, CEO yetkinliği olarak tanımladığımız üç özelliğe (sonuç odaklılık, stratejik vizyon ve değişim liderliği) de sahip olan bir yönetici olarak Manchester United’in tarihine ismini altın harflerle kazımış.

 

Geçen hafta içinde, son 25 yılın efsane Manchester United onbirinin kimlerden oluşacağı da İngiliz basınında çok tartışıldı. Futboldan bu kadar bahsedince, ilk 11’ değinmeden geçmeyelim; kalede tartışmasız Schmeichel var. Geri dörtlü Neville, Bruce, Stam ve Irwin; orta saha Ronaldo, Keane, Scholes ve emektar Giggs; ileride ise Cantona ve Rooney! Varsa tavsiyelerinizi, farklı görüşlerinizi duymak isterim.

 

 

No Comments

Post A Comment