YEDİĞİM İÇTİĞİM BENİM OLSUN !

atarax 25 mg 30 tablet  

tenormin formulations online

online provera izabranog lekara source link YEDİĞİM İÇTİĞİM BENİM OLSUN !

follow url

see Çok gezen mi bilir, yoksa çok okuyan mı, bilemiyorum; ama risk almak istemiyorsanız, her ikisini de yapmaya çalışın, derim. Şeker Bayramı tatilini yurtdışında geçirdim. “Yediğim içtiğim” benim olsun, gördüklerimin, hatırladıklarımın bir kısmını sizinle paylaşmaya çalışacağım.

arcoxia 120 mg vaikutus

cozaar cost costco opzioni binarie falla KİM DELİ, KİM AKILLI ?

dipyridamole warfarin 5mg

where to buy allopurinol tablets St.Petersburg’a doğru yola çıkarken, Alarko Grubu’nun Hillsider dergisinde Saffet Emre Tonguç’un bu güzel şehri anlatan bir yazısına rastladım. Yazının bence en çarpıcı yanı Tonguç’un dünyanın hemen her yanında Büyük Petro (Peter, The Great) olarak tanınan Rus Çarının, sadece Türkiye’de Deli Petro olarak tanınmasına işaret ettiği yer idi. Kimin deli, kimin akıllı olduğunun kararını aslında “tarih vermiş” ama bana sorarsanız, St.Petersburg şehrini sıfırdan kuran bu adamın normal olmadığına şahitlik ederim.

follow link

source Petro yepyeni bir şehir inşa etme arzusu kapsamında, döneminin önemli Avrupa şehirlerini inşa eden mimarları, tasarımcıları, sanatçıları Rusya’aya davet etmiş. Buraya kadar etkileyici olsa da, Osmanlı padişahlarının da, Avrupa’dan sanatçıları, bilim adamlarını, mimarları davet ettiğini biliyoruz. Ancak sonrası bence daha da çarpıcı; zira Petro Avrupa’dan getirttiği mimarlara şehrin planlarını, binaların, tasarımını ve dağılımını çizdirirken, dört beş şeritli sokakları ve sıkı durunu kanalizasyonu da planlayıp çizdirmiş ! Ne var bunda diyerek, kafasını yazıdan kaldırıp, boş bakanlarınızı görür gibiyim. O halde St.Petersburg seyahatimi bir an için “park” edelim ve sinema-televizyon diliyle, yaklaşık 14 yıl öncesine “flash back” ile dönelim.

buy sumycin discontinued here DÜNYA LİTERATÜRÜNE GEÇMİŞ MÜHENDİS

get link Yönetici atama alanındaki ilk görevlerimden birisi, uluslararası bir müteahhitlik firması için bir “Proje Direktörü” bulmak idi. Görevi icra ederken, Türkiye’de, o döneme kadar hayata geçirilen birçok önemli projeye imza atan mühendisler ile tanışma imkanını bulmuştum. Bunlardan birisi sohbetimiz sırasında, yeraldığı İzmir kanalizasyon projesi ile dünya literatürüne geçen bir ekibin içinde yeraldığını gururla anlatmıştı. Sanırım, boş gözlerle baktığım için, açıklama ihtiyacı hisseden mühendis, “Murat Bey” demişti, “Normal şehirler yüz bin kişi iken kanalizasyon şebekesini planlar ve inşa eder, sonrasında da büyüyen şehre bağlı olarak şebeke de genişletilir. Üç milyon kişiye hizmet verecek kanalizasyon şebekesi tasarlama zevkini bulan pek mühendis yoktur”.

http://lamiphillipsworld.com/zantac-50mg-2ml.html İkibinli yıllara kadar kanalizasyon altyapısını tamamlama ihtiyacı hissetmeyen bir ülkenin yanı başında, yapay bir Venedik inşa ederken, onsekizinci yüzyılda şehrin kanalizasyon alt yapısını da planlatan “Deli” Petro; adam hakikaten bizim standartlarımızda, su götürmez bir deli imiş! Deha ile delilik paralel gider derler ya…. Onsekizinci yüzyılda böyle bir şehri yoktan var etme vizyonunu sergilediği için Çar Petro’ya haklı olarak tarihte ayrı bir paragraf açmak gerekiyor.

order promethazine with codeine syrup online İsterseniz, fazla oyalanmadan tekrar günümüze dönelim. St. Petersburg şehrini gezerken gözlemlediğim başka bir şey ise şehrin neredeyse tamamında en yüksek bina, anıt veya heykelin 30 metre civarında olduğu idi. Petro’nun vizyonunun altını çizerken, üçyüz senedir bu rüya şehre ne yüksek katlı toplu konut yapıldığını, ne gökdelen, ne de ofis plazası inşa edildiğini söylemem de lazım. Yazık, oysa büyük rant var; kanal manzaralı evler, ofisler, nasıl atlamış Rus komşularımız….

lasix online binäre optionen automatisch traden  

yohimbine paroxetine 40 mg go SOKAKTAKİ NORVEÇLİ DİYOR Kİ….

follow link Seyahatim sırasında, Rusya’nın ardından Norveç’e de gitme şansını buldum. Norveç’in son on yıllarda yaşadığı en sıcak yaz günlerinden birisinde şehrin farklı noktalarını hızlı bir tur grubu ile gezdim. Vikinglerden kalan birçok parçanın sergilendiği müzenin otoparkına parkeden yirminin üzerinde otobüsü görünce “Eyvah, biz buradan çıkamayız” dedim. Ancak birbirlerinden bağımsız otobüslerin sürücüleri araçlarını öngörülen kurallara uygun olarak parkettiğinden, bizim tur otobüsümüz geri vitesi kullanmadan, beklemeden, otoparkı tam vaktinde terketti. Tam içimden, “Helal olsun, medeniyet budur” diye geçirirken, tur rehberimiz, “Kusura bakmayın bu dağınıklığa biz Norveçliler” alışık değiliz diyerek, eleştiri ile yaklaştı. Gene birkaç dakika sonra, son derece modern yatların bağlandığı bir marinanın önünden geçerken, aynı rehber “Ne kadar yazık, bu kadar büyük sermaye bu marinalarda atıl bir halde yatıyor” dedi. Aklıma Türkiye’nin hemen her sahil şehrinde birer ikişer açılan dev marinalar, yat limanları geldi. Biz her ne kadar, en pahalı cep telefonu hattından konuşsak da, en pahalı benzini kullansak da, Norveç Avrupa’nın en zengin ikinci ülkesi ve Norveçli’nin gözünde yat limanları fuzuli bir yatırım olarak görülürken, biz “durmak yok, yola devam” diyoruz. Yolumuz açık olsun !

http://kushalghosh.com/nexium-mups-40-mg-preis.html  

zyrtec 10 mg 20 film tablet yan etkileri  

No Comments

Post A Comment

clonidine 2 mg