YAŞAM FANİ, ÖLÜM ANİ!

 

YAŞAM FANİ, ÖLÜM ANİ!

“Yaşam fani, ölüm ani!”. Bu repliği TRT1 kanalında yayınlanan Seksenler dizisini izlerken duydum. Merak edenlere tavsiyem, bu repliğin türlü çeşit devamına internetten de ulaşmak mümkün. Repliğin özelinde “ölüm”ün ansız geleceği endişesi ile yeni bir yol ayırım şansını arayan bireyin feryadını duymak mümkün.

Yaklaşık elli yıl once, 1965 yılında psikolog Elliott Jaques, “erişkinlerin, yaklaşan ölümün gölgesi altında sürdürdüğü yaşam tecrübesine” bir isim takmış; “orta yaş krizi”! Aradan geçen elli yılda, orta yaş krizi özellikle erkeklerde kırklı yaşların ortalarından başlayarak hem aile hem de iş hayatlarında gösterdikleri radikal değişiklikler olarak tanımlanıyor, biliniyor. Bu değişikliklerin vitrininde ise saç ektiren, adrenalin sporlarına yönelen, spor otomobillere gönül veren ve zaman zaman da uzun dönemli ilişkilerini, eşlerini terkederek, daha genç kız arkadaşlara yönelen erkekler gözüküyor. Hatta yapılan araştırmalar bireylerin 40 ile 42 yaşları arasında “mutluluk” ve hayattan tatmin hislerinin tabana, antidepresan kullanımının tavana vurduğunu da gösteriyor. Bu satırların yazarının kırkbeş yaşında olması, “orta yaş krizi” konusunda birşeyler yazma yetkisini ona fazlasıyla veriyor. Ne demiştik; “yaşam fami, ölüm ani!”

Orta yaş krizi konusunun içeriği son yıllarda kariyer dünyasında farklı anlamlar taşımaya başladı. Beklentileri tavana vuran, özellikle genç nesil profesyoneller artık yirmili yaşların sonundan, otuzlu yaşların başından itibaren kariyer tercihlerini ciddi olarak sorgulamaya ve gelecekle ilgili endişelerini yüzeye çıkartmaya başlıyorlar. Kariyer planlarında oluşabilecek sapmalar genç profesyonellerin kazanacağı paradan, kullanacakları otomobile ve hatta toplumun onları konumlandıracağı yere kadar tesir edebileceği için “panik” başlıyor.

Daha iş hayatına atılmasalar da kendi çocuklarımdan gözlediğim bir refleksin de gençlerin kariyer tercihlerine etki ettiğini gözlemliyorum; ben buna “sırada ne var” sendromu diyeceğim. Özellikle bilgisayar oyunları ile yetişen gençlik, sürekli bu oyunlarda “bir üst kademeye” geçiş hedefi ile mücadele ettiği için, hem merak, hem de bir üst kademeye geçememenin motivasyon kaybını kariyerlerindeki “erken” kararlara ve zaman zaman da radikal değişikliklere dönüştürebiliyorlar. Aslında bana en ilginç gelen nokta ise, genç neslin elde ettiği başarılarla ve kariyer gelişimi ile tatmin olup, gurur duymaktan ziyade, elde edilemeyen ya da yeni ulaşılamayan hedeflerden dolayı karamsarlığa ve mutsuzluğa kapılmaları. Yani psikolog Jaques’nin elli yıl once tanımlandığı “orta yaş krizi” sendromu, içinde yaşadığımız dönemde, iş hayatı ve kariyer platformunda farklı anlamlar taşımaya başlıyor.

Kariyerlerinde “orta yaş krizi” baskısı hisseden genç nesil, yüzünü hızla dışarıya, yani şirket dışına çeviriyor. Sonrasında ise zaman zaman meraktan, zaman zaman da geride kaldığını düşündüğü kariyer yarışında kendisini öne geçirecek kararları alarak yol değişikliğine gidebiliyor; maalesef sonuç zaman zaman hüsran olabiliyor. Öncelikle Carrera kökünden gelen kariyer sözcüğü, gerçekten de bir yarışı temsil ediyor. Yarışı planlamak ise mümkün değil. Yarışa hazırlanmak, yarış için rakipleri takip etmek, yarış için kapasite ve yetkinlikleri yükseltmek mümkün; ancak yarışı planlamak mümkün değil. Bu yüzden de kariyer planlaması yaparak, hedeflenen gelişimi, arzulanan zamanda gerçekleştirememenin yarattığı travmaya kendini kaptıranlar için hüsran gerçekten de kaçınılmaz olacaktır.

Gelelim “orta yaş krizini” farklı şekilde hisseden her yaş ve kesimden okurlara…. Hafta içi Cuma gününü, aylar arasında Bayram tatillerini, yıl içinde yaz tatilini hedefleyen bir nesil olduk biz. Bugünü yaşayıp, keyfini çıkartmaktansa, hep güzel olacak yarınları çekiyoruz…. Yazın kışa, kışın yaza, ilkbaharda sonbahara, sonbaharda ise ilkbahara özlem duyuyoruz. Hatta emekliliğini iple çekenlerin sayısı hiç de az değil aramızda. Emekliliğin ellili, atmışlı yaşları beraberinde getirdiğini unutup, kırklı yaşları yaşamadan geçiyoruz. Hayatı yaşamadığımız için, ölümden kaçmanın korkusu ile, orta yaş krizini gözümüzde daha da büyütüyoruz. Unutmayın, “yaşam fani, ölüm fani”; hepimiz birbirimize ve kendimize bir şans daha vermeli…. Kalın sağlıcakla….

Bu vesile ile hepinizin Kurban Bayramı’nı kutluyorum….

 

 

No Comments

Post A Comment