TÜRKLER AVRUPA’DA !!

 

TÜRKLER AVRUPA’DA !!

 

ÖNEMLİ UYARI : Başlığı okuyanların aklı hemen yarı final oynadığımız Avrupa Futbol Şampiyonası’na gidecek. Oysa, yazının devamını getirenler, yarı finalde bizi yenen Almanya dışında Avrupa Futbol Şampiyonası ile ilgili ortak bir konu bulamayacaklar.

 

Almanya’da Kara Ormanın kıyısında 50,000 nüfuslu küçük bir kasaba olan Baden Baden’in ismini daha önce duyanınız var mı ? “Tamam hatırladım, kaplıcalar var orada !” diyenleri duyar, gibiyim. Doğrudur, yaklaşık 125 yıldır, Roma medeniyetinden bu yana, Baden Baden kasabası termal banyoları ile özellikle kıta Avrupası’ndan önemli miktarda turist çekiyor. Bunu çoğumuz biliyoruz da, 50,000 nüfuslu kasabada bulunan Avrupa’nın en büyük ve altyapısı en güçlü 2,500 kişilik konser salonunu duyan kaç kişi vardır acaba ? Hatta bu salonun her yıl 100 geceden fazla “kapalı gişe” dolduğunu bilen de çok kişi yoktur. Ancak benim Baden Baden kasabası ile tanışmam, ne hamamları, ne konser salonu ile değil, tamamıyla farklı bir sebeple oldu.

 

BADEN BADEN GRUBU

 

İkinci Dünya Savaşı’nın yıkıcı etkilerini üzerinde en çok hisseden ülkelerin başında Almanya geliyordu. Savaş sonrası ülkenin yeniden yapılandırılma sürecinde öncelik ise savaşta kaybettikleri liderlik takımlarını geri kazanma gayretlerine verilmişti. İşte bu süreç içinde, 1950li yılların başında, Baden-Badener Unternehmergespräche (Baden-Baden Corporate Talks) denilen oluşumun temelleri atıldı. On yıldan fazla iş dünyasında tecrübesi olan, elli yaşın altında, çalıştıkları Almanya’nın önde gelen kurumlarında karar yetkisine sahip olan yöneticilerin, işverenlerinin verdiği izin ve destekle Baden-Badener Unternehmergespräche’e üye olması öngörüldü. Baden-Badener Unternehmergespräche organizasyonun her devresine olabildiğince farklı şirket ve sektörlerden yöneticilerin alınması teşvik ediliyor. Seçim süreci de yetkin bir komitenin detaylı değerlendirilmesi ile yapılıyor.

 

Baden-Badener Unternehmergespräche, elli yılı aşkın bir süredir, her yıl iki kez aldığı elli-atmış civarındaki katılımcıyı kesintisiz üç hafta süren bir eğitim sürecinden geçirdi. Üç hafta boyunca, sabahın aydınlandığı saatlerde başlayan mini-MBA benzeri eşsiz eğitim programı gecenin geç saatlerine kadar devam ediyor. Programa pazarlamadan, lojistiğe, iletişimden, inovasyona, finansdan siyasete kadar birçok başlık ile ilgili uzmanların paylaşımları ve seminerleri dahil edilmiş. Etkileşim içinde tamamlanan eğitimin sonrasında ise, birbirlerini tanıyan dönem arkadaşlarının her sene biraraya gelerek bir Avrupa şehrinde, o ülkenin iş dünyası, kamu, siyaset, basın liderleri ile biraraya getirilmesi ve bir haftaya yakın bir zaman geçirmesi sağlanıyor. Baden-Badener Unternehmergespräche organizasyonu 1954’den bu yana tam 120 devreye, yani yaklaşık 4500’e yakın yöneticiye ulaşmış.

 

ISTANBUL BİR AVRUPA ŞEHRİ !

 

Baden-Badener Unternehmergespräche ile tanışmam ise, 2006 yılında organizasyonun, o güne kadar gündemine almadığı Istanbul’u, “Avrupa şehri” kabul ederek ilk kez ziyaret etmesi ile mümkün oldu. Yapılan toplantılar ve kurulan dialoglar, katılımcıları ve organizasyonun yöneticilerini o kadar etkiledi ki, Baden-Badener Unternehmergespräche üç senedir Istanbul’u programından çıkarmadı. Baden-Badener Unternehmergespräche organizasyonu için Istanbul’a gelen Alman yöneticileri ile yapmış olduğumuz görüşmelerde, Türkiye’de temas ettikleri yöneticilerin kalitesi ve bakış açılarının, birçoğunu şaşırttığını gördük. Şaşkınlıklarının en büyük sebebi ise, Almanya’da birlikte yaşadıkları üç milyonun üzerinde Türk ile, Istanbul’da iş dünyasında karşılaştıkları yöneticiler arasındaki yaklaşım farkı.

 

JÖN TÜRKLER YA DA SAFRANBOLU TOPLANTILARI….

 

Özellikle “parçası olduğumuzu tescil ettirmeye” çalıştığımız Avrupa milletlerinin, Türkiye’nin dinamik işgücünü ve yönetici kalitesini bizzat tanıdıklarında yaşadıkları şaşkınlıkla ilgili, buna benzer onlarca anektod varken, neden hala bu alanda da kendimizi yeterince tanıtamıyoruz ? Merak ediyorum acaba iş dünyasında Baden-Badener Unternehmergespräche benzeri bir organizasyonu biz yapılandıramaz mıyız ? Türkiye’nin önde gelen kurumları, Sabancı, Koç, Doğuş, Çukurova, Borusan, ve daha niceleri, ya da faaliyette olan yabancı sermayeli şirketler istihdam ettikleri üst düzey yöneticilerinden bir tanesini, üç haftalığına Baden-Badener Unternehmergespräche benzeri bir organizasyona “borç” veremezler mi ? Türk “Baden-Badener Unternehmergespräche” organizasyonu da iş dünyası, akademisyenler ve hatta kamu yöneticilerinden oluşan bir mütevelli heyetinin oluşturduğu bir müfredatı sunarak başlayabilir. Adını da siz koyun; ister “Jön Türkler” deyin, ister “Şile, Safranbolu veya Uludağ Toplantıları, ya da grubu”. Sonrasında da böyle güçlü bir delegasyonun, ekonomik, siyasi ve sosyal temaslar yapmak üzere her sene Avrupa’nın değişik şehirlerini dolaştığını düşünün. Daha da önemlisi her sene sayıları artacak grupların, devrelerin bunu yapacağını hayal edin. İşte o zaman, “kendini başka bir lisanda ifade edemeyen, uçan halıdan inip, deveye binen ve fes giyen Türkler” algısını değiştirmeye başlayacağız.

 

 

 

No Comments

Post A Comment