TAHTEREVALLİ

 

TAHTEREVALLİ

 

Hafta sonumuzu Çekmeköy yakınlarında kırlık bir alanda geçiriyoruz. Burada bulunma sebebimiz her gün saat 07:00’den başlayarak gece yarısına kadar süren “outdoor” bir eğitim programını tamamlamak. Son derece detaylı ve zor egzersizlerin yanında, ilk bakışta çok basit görünen ama planlı ve hassas çalışma gerektiren grup çalışmaları da var. Bunlardan birinde, basit bir tuğla parçasının üzerine yerleştirilen bir kalastan oluşturulmuş tahterevallinin üzerine 12 kişiyi yerleştirmekle görevlendiriliyorsunuz. Kalasın her iki ucunun altına koyulmuş birer yumurta, bu süreç sırasında kalasın yere değmesini cezalandırmaya yönelik. Çalışmanın diğer bir şartı da aynı yolla 12 kişi kalasın üzerinden aşağı indirilmeden egzersizin tamamlanamaması.

 

ENFLASYONLA MÜCADELE MACERAMIZ

Çalışmayı tamamladıktan sonra, eğitmen, “Bu egzersiz gerçek hayatta size neyi hatırlattı?” diye sorunca bizim aklımıza nedense Türkiye’nin enflasyonla mücadele macerası geldi. Yıllardır inançla başlanan programlar, IMF ile imzalanan stand-by anlaşmaları, nedense “tahterevallinin üzerine çıkan” ilk birkaç kişinin dengeyi bozması ile yumurtaların kırılmasına sebep oluyordu. Bunun da temel sebebi bizce tahterevallinin üzerine çıkanların iyi niyetli olmalarına ve hedefe ulaşılacağına inanmalarına rağmen birbirinden bağımsız olarak hareket etmeleri ve kendi dengelerini sağlamaya çalışmaları idi. Özetle bugünlere gelene kadar, takım bireyleri için, amaç yumurtaları kırmamaktan ziyade, aşağıya düşmemekti.

 

Geçen yılın sonunda açıklanan ve 8 ayı tamamlanan programda ise belki de ilk kez tüm oyuncular egzersizin amacının bireysel başarısızlığı önlemek değil, grup başarısına ulaşmak olduğuna inanmış görünüyorlardı. Ancak bu kez de zaman geçtikçe tahterevallinin üzerine ilk çıkanların salınımlardan rahatsız olmaları ile takım içinde ufak tartışmalar çıkmaya başladı.

 

KOORDİNASYON

Bu noktada geriye dönüp, orijinal egzersizi biraz daha detaylı anlatmakta fayda var. En önemli detay kuşkusuz egzersizin 12 değil 13 kişi ile yapılması, yani bir “pivot” üye sürecin koordinasyonunu sağlıyor. İkinci nokta hiçkimsenin (planlama bölümü hariç) konuşmaması. Üçüncü nokta ise denge sağlandıktan sonra eğitimcinin “tesadüfi” olmadığına karar vermesine kadar beklenmesi.

 

SÜRDÜRÜLEBİLİR DENGE

Sanıyoruz bizim ulusça en büyük eksikliğimiz koordinasyon konusunda. Her nedense hükümet kademesinde enflasyonla mücadelenin koordinasyonunu üstlenmeye kimse yanaşmazken, olası başarıyı paylaşmak için neredeyse tüm hükümet üyeleri “bayraklarını sandıktan çıkarmış” durumdalar. Konuşma ise, Alman eğitimcimizin de altını çizdiği gibi ya Akdeniz kültürünün ya da özelde milletçe bizim vazgeçemeyeceğimiz bir şey: Herkes birbirini suçluyor. Başarının “tesadüfi” olmadığının kanıtlanması ise elde edilecek sonucun kalıcı ve sürdürülebilir olmasına bağlı. Kamu ürünlerine zam yapmayarak, petrol zammını sineye çekerek, ücret artışlarını, kiraları “kanun kuvveti” ile sınırlayarak, tek seferlik vergiler koyarak elde edilecek sonuçlar ne kadar kalıcı veya sürdürülebilir, isterseniz onu hep beraber tartışalım.

 

 

No Comments

Post A Comment