SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK ÜZERİNE BİR DENEME

 

SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK ÜZERİNE BİR DENEME

Sürdürülebilirlik kavramının dünya gündemine ilk girmesinden bu yana konunun içeriği ve tanımı önemli anlamda evrildi. Aslında bu evrilme konuda mı oldu, yoksa bizde mi, onu da tartışmamız lazım. Tamamıyla “çevre” üzerine algıladığımız bir kavramın, aslında sürdürülebilir kalkınma başlığı ile çevreninin korunması kadar ekonomik ve sosyal kalkınmanın birbirinden ayrılmaz parçaları olduğunu kabul ettik. Temel olarak performansın sürdürülebilir olması etrafında konuşmaya başlamamız ile birlikte, birey ve kurum olarak yapılması gerekenleri de farklılaştırmaya başladık; belki daha da önemlisi konunun paydaşlarını çeşitlendirdik.

Geçen ayın başında İngiltere Hükümeti önemli bir karara imza atarak, 250 kişiden fazla istihdam sağlayan büyük perakendecilerin, alışveriş sonrasında müşterilerine bedelsiz verdikleri naylon poşetlerin her biri için 5 pence ücret almasını şart koştu. Son on senede, istatistikler İngiltere’de naylon poşet kullanımının yılık 9 milyar adet civarında olduğunu gösteriyor; on sene once, yılda 12 milyar adetden aşağı doğru giden bir eğilim olsa da, azalma hızı arzu edilen seviyede değil. Son on yıl içinde benzer kararlar alan Kuzey İrlanda, Galler ve İskoçya istikrarlı olarak olumlu geri dönüş sağladı. Örneğin bu uygulamayı 2011’de başlatan Galler’de naylon poşet kullanımı %70 azalmış; daha bir yıl once, Ekim 2014’de insiyatifi başlatan İskoçya’da ise naylon poşet kullanımı %80 azalmış.

Bu önemli kararın arkasında kuşkusuz öncelikle birey olarak naylon poşet kullanımının azaltılmasına yönelik bir disiplin ve inanç oluşturma arzusu yatıyor. Gene yapılan araştırmalar gösteriyor ki, İngiltere’de her evde yaklaşık 40 naylon poşet saklanıyor. Yani ortalama bir tüketici alışverişe giderken, daha hazırlıklı ve disiplinli olabilirse, yeniden kullanım disiplinini elde edebilirse, doğaya atılacak ve doğanın “hazmedemeyeceği” atık miktarını azaltabilmek mümkün olabilecek. Kağıt veya örgü, ya da diğer geri dönüşümü olan malzemelerin bu amaçla kullanılması ise daha da anlamlı bir çabayı ifade edecek. Dünyanın dört bir tarafında, okyanuslarda yaklaşık 270 bin ton plastik parçanın yüzdüğünü hatırlarsak ve bunların yarattığı kirliliğin 400’e yakın deniz canlısının soyunun tükenmesine sebep olacağını öngörürsek konunun önemi ve çözümün “biz” olduğumuz daha net anlaşılabilir.

İngiltere’nin bu kararını sadece “çevre” odaklı bir çaba olarak algılamak mümkün olabilir. Ancak İngiliz hükümeti bu insiyatifle, naylon poşet kullanımının devam edebilecek kısmında yüz milyonlarca sterlin kaynak toplayacağını tahmin etmekle birlikte atık toplamada yaratılacak tasarrufun 60 milyon sterlin, karbon kullanımının azalmasından kaynaklanacak tasarrufunun 10 milyon sterlini aşacağını da varsayıyor. Kararın diğer ilginç tarafı ise, toplanan paranın perakendecilerin kararı ile “iyi bir amaç için harcanmasının” zorunlu kılınması. Yani o meşhur “kazan-kazan” stratejisinin veya çözümün, sadece çevre için değil, hükümet için değil,birey için, kamuoyu ve sivil toplum için, özel sektör ve şirket için de kazanca dönüşebilmesi ile ancak sürdürülebilir olmayı sağlayabilmiş olacağız. Yani yukarıda verdiğim örnek de dile geldiği gibi, naylon poşet kullanımının Galler’de %70 azalmış olması ne kadar değerli ve önemli bir fayda ve sonuç olsa da, ancak aynı dönemde aynı ülkede iş sahiplerinin %90’ının alınan kararın ticari faaliyetlerinin değişmediğini teyit etmesi halinde sürdürülebilir bir performansdan söz edebiliriz. İşte bu yüzden, İngiltere’nin aldığı karar ne kadar önemliyse, aynı kararı kendi isteği ile alıp, 2007 yılında uygulamaya geçen dev perakende zinciri Marks & Spencer örneği ve aksiyonu, sürdürülebilirlik anlamında o kadar veya daha da önemlidir. Hele ki bu ve buna benzer insiyatiflerin fikri başlangıcının çalışanların tetiklemesi ile hayata geçirilmesi, daha da büyük anlam ifade eder. Zira çalışan katılımı, sadece sürdürülebilirlik anlamındaki insiyatiflerin uygulanmasında değil, katılımcı yönetim modeli ile performansın istikrarına katkıda bulunacaktır.

İngiltere örneğinde dile geldiği gibi, naylon poşet satışlarından elde edilen gelirin, özel sektör tarafından sivil toplumun veya yerel insiyatiflerin desteklenmesi amacı ile kullanılması ise “besin zincirinin” tamamlanması anlamına geliyor. Çalışan olarak bireyin başlattığı insiyatifin, özel sektör ve kamu desteği ile hayata geçirilmesi, meyvalarının da hem çevre, hem de ekosistem içindeki toplumsal insiyatiflerle tekrar bireye geri döndürülebilmesi sürdürülebilir olmanın pratik örneği olarak gösterilebilir.

 

 

No Comments

Post A Comment