SİGORTACINIZI SİGORTALATIN !

 

SİGORTACINIZI SİGORTALATIN !

 

1999 yılında doğal afetlerin dünya üzerinde 65 milyar dolar hasar ve 65 bin can kaybına sebep olduğu tahmin ediliyor. Bu hasarın yaklaşık üçte biri, yani 22 milyar doları ise sigorta şirketleri tarafından tazmin edilmiş. Geçtiğimiz yılı ağır bir deprem faciası ile kapatan Türkiye’deki hasarın 20 milyar dolar olduğu hesaplanırken, sigorta şirketleri tarafından tazmin edilen rakam ise sadece 2 milyar dolar. Bizden daha kötü bir tabloya ise gene geçen yıl depremle sarsılan Tayvan’da rastlıyoruz. 14 milyar dolarlık hasara karşın 1 milyar dolarlık tazminat. Bizden kötü olanlar da olsa, sigorta yaptıran bir toplum değiliz, aksine özellikle de tanımlayamadığımız riskleri almaya bayılıyoruz. NTVMSNBC’de, hafta içinde Mahmut Kaya’nın belirttiğine göre, ülkemizde kişi başına düşen sigorta primi, İsviçre’deki rakamın yüzde birinden, Yunanistan’daki rakamın ise altıda birinden daha düşük.

 

BİNDİĞİ DALI KESMEK

 

İşte bu tabloda, geçen hafta bazı bankaların sektörde “riski alınabilir” sigorta şirketi sayısını 16 ile sınırlandırdığı ve bu listenin elden ele dolaştığı haberi gündeme oturdu. Geçtiğimiz yıllarda “riskli” bankaların, çeşitli sektörlerde (turizm, tekstil, inşaat, ..) faaliyet gösteren firmaların, hatta “dünyevi” düşüncesine göre kategori edilmiş kurumların listelerinin de sirküle edildiğini gördüğümüz için fazlaca şaşırmadık. Bu “furyayı” başlatanların rakip kurumlar olabileceği ihtimaline ise gülüp geçtik. Zira 63 şirketin faaliyet gösterdiği bir sektörde, eğer sadece 16 şirket “iyi” durumdaysa, o sektörün sağlıklı olduğunu iddia edebilmek bize pek mümkün gelmiyor. Sigortacılık sektöründe kriz olan bir finans sisteminin verimli ve güvenli olduğunu iddia edebilmek ise söz konusu olamaz. Zincirin gücü en zayıf halkasının mukavemeti ile doğru orantılıdır. Dolayısıyla “liste” hazırlayarak menfaat umanlar sadece bindikleri dalı keserler.

 

RİSKİNİ KONTROL ETMEYİ BİLMEK

 

Diğer taraftan bankaların da risklerini kontrol etmek istemelerinden doğal bir şey olamaz. İnandığı ve güvendiği kurumların riskini satın alan finans kurumlarının ülkemizdeki genel uygulamanın aksine, risk eğrisinin belli bir seviyeden sonra kesik olduğunu hatırlamalarına sevinmemiz gerekir. Özetle serbest piyasa ekonomisinde, müteşebbisler istediği riski, istediği fiyatla almak veya almamak da özgürdür. Bu risk devletin riski de olabilir, sigorta şirketinin riski de…

 

BALIK BAŞTAN KOKAR !

 

Nasrettin Hoca’nın hikayesinde olduğu gibi, şu ana kadar, listeyi hazırlayanlar da, listede olamayıp mağdur olanlar da, yani herkes haklı ! Pekiyi haksız olan kim ? Bundan 3 ay önce, kulislere mali bakımdan zorda olduğu iddia edilen 14 sigorta şirketinin “kara liste”ye, 13 şirketin de Hazine izlemesine alındığı haberi düştüğünde tatmin edici hiçbir açıklama yapılmadı. Daha önce Hazine tarafından gözlem altına alınan bankalar ile ilgili yeterli bilgi alamayan piyasa oyuncuları da kendi önlemini kendi aldı. Kuşkusuz bu arada kuruların yanında yaşlar da yandı !

 

1999 yılındaki depremin ardından “zorunlu” deprem sigortasını gündeme getiren ve uygulamaya alınması için mücadele eden sektörün, bugün kaç şiddetinde bir sarsıntıya dayanacağını tartışıyoruz. Hangi sigorta şirketinin mali durumunun kötü olduğunu “el yordamıyla” bulmaya çalıştığımız 21.yüzyılda dünya, Quotesmith.com benzeri sitelerde, sigorta aracılarının varlığını sorguluyor. Ne olursa olsun, siz sigorta yaptırırken, bir de sigorta şirketinizin riskine karşı kendinizi sigorta ettirin. Sonra da o şirketin riskini sigortalayın, sonra riskinizin riskini sigorta eden şirketin, sonra………….. Sigortacıların da, sigortalananların da işi zor!

 

 

No Comments

Post A Comment