“SIFIR ENFLASYON İSTİYORUM!”

 

“SIFIR ENFLASYON İSTİYORUM!”

 

Özgün başlık bize ait değil; tecrübeli ekonomist Prof.Dr. Asaf Savaş Akat’ın,19 Haziran 1994 ve 20 Temmuz 1997 tarihli iki yazısında kullandığı bir slogan (tabi bizim bulabildiğimiz). Geçtiğimiz Perşembe günü TCMB Başkanı Gazi Erçel’in açıkladığı programı o kadar önemsedik ki, hafta sonu kendimizi arşivimizin “enflasyonla mücadele” konulu bölümünü karıştırırken bulduk.

 

Türkiye’nin “enflasyonla mücadele macerasını” anlatarak başınızı ağrıtmak amacında değiliz. Ancak Perşembe günkü açıklamaların öneminin altını çizmek açısından, açıklanan programın bizim bugüne kadar “kayda değer” bulduğumuz ve önemsediğimiz üçüncü “operasyon” olduğunu belirtelim. 1989’da Rüşdü Saraçoğlu başkanlığındaki TCMB, Hazine ile bir protokol imzalamıştı. Protokolün hemen ardından 1990 yılının başında Saraçoğlu, ilk para programını açıklayarak, yıl boyunca hedeflediği parasal büyüklükleri ilan etti ve piyasalara verdiği güvenle, “oyuncuların” önlerini görmesini sağlamaya çalıştı. Bize göre son derece olumlu başlayan bu işbirliği Körfez Krizinin patlaması nedeniyle yarıda kaldı. Kuşkusuz gözüken bu “mazeretin” arkasında, gerek dönemin politikacılarının Merkez Bankası kaynaklarına ulaşamamalarından dolayı duydukları rahatsızlığın, gerekse de protokolde kendisine yer bulamayan Maliye Bakanlığı bürokratlarının isteksizliğinin de payı vardı.

 

1989 yılındaki protokolün mimarlarından olan dönemin Hazine Müsteşar yardımcısı Mahfi Eğilmez, 1997 yılında, bu kez Hazine Müsteşarı sıfatıyla TCMB Başkanı Gazi Erçel’le masa başına geçerek, Hazine’nin TCMB üzerindeki etkinliğini sınırlayan 7 maddelik bir protokole imza atmıştı. Ekonominin iki dev kurumunun işbirliğine, 1989-90 programının sonuçsuzluğunun bilinciyle bu kez Maliye’den de destek alınması hedeflendi. 1998 para programının açıklanmasını takiben, gene “siyasi odakların müdahaleleri” ile bu kez de Mahfi Eğilmez’in istifası ile protokol büyük ölçüde sahipsiz kaldı.

 

1997 yılındaki protokolde de imzası olan TCMB Başkanı Gazi Erçel’in Perşembe günü açıkladığı kur ve para politikası uygulamaları ve hedefleri, bu yüzden son derece önemli. Programın detaylarına girmekten ziyade, bundan sonrasının önemine işaret etmek istiyoruz. TCMB’nin açıklamaları ile para politikası ve “geriye dönük” uygulamaları da içerse vergi politikası büyük ölçüde tamamlandı. Mali politikalar konusunda da bütçede yer verilen hedefleri veri alarak alabilirsek, gelinen noktada “top” özel sektörün kucağında. Cuma günü değindiğimiz YASED örneğinde görüldüğü üzere, özel sektör ise Perşembe açıklamaları öncesinde (bizce “Milat” niteliği taşıyor) hala hedeflere ve kamu politikalarına tam güven duymuyor. Dolayısıyla yıl sonundaki “kontratlar” öncesinde özel sektörün ve toplumun “programa” olan güvenini arttıracak açıklamalara ve “sahiplenmeye acilen ihtiyacımız var. Bu sağlanamazsa, toplumsal destek olmadan, devlet ne yaparsa yapsın beklenti kırılamaz. Beklentiyi kıramaz isek, hepimiz “vicdanen ve gönülden sıfır enflasyon” istesek de beynimiz ona göre davranamaz.

 

muraty@gsdholding.com.tr

 

 

No Comments

Post A Comment