SEÇİLEMEYEN YÖNETİM KURULU

 

SEÇİLEMEYEN YÖNETİM KURULU

 

Uluslararası Para Fonu’nun ön koşul olarak öne sürdüğü Türk Telekom yönetim kuruluna profesyonel yöneticilerin atanmasına ilişkin değişiklik içinde bulunduğumuz hafta içinde, Türk Telekom’un yapacağı olağanüstü genel kurulda tamamlanacaktı. Seçilecek yönetim kurulu üyelikleri için Hazine ve Ulaştırma Bakanlığı tarafından aday isimlerin genel kurula öneri listesi olarak sunulması planlanmıştı. Ancak sebebi tam anlaşılamayan bir şekilde genel kurul önce Pazartesi gününden Cuma’ya, daha sonra da önümüzdeki haftaya ertelendi.

 

YÖNETİM KURULU ÜYESİ NASIL SEÇİLİR ?

 

Yönetim kurulu üyelerinin seçiminde ilk adım hiç kuşku yok ki mevcut yönetim kurulunun yapısının detaylı şekilde analiz edilmesi. Türk Telekom’un mevcut durumunda, yönetim kurulunun neredeyse tamamen yenilenmesi düşünüldüğünden, yapılacak analizin kurumun geleceğe ilişkin hedeflerini ve uygulanacak olası stratejileri de gözönünde tutularak yapılması gerekli. Bu çerçevede atanacak yönetim kurulu üyelerinde aranacak yetkinlikler ve bunların kazanılarak geliştirildiği tecrübeler belirlenebilecek. Daha sonra belirlenen yetkinlikler, yönetim kurulu üyeliğine aday olacaklarda aranacak fonksiyonel yetkinlikleri (finans, pazarlama, stratejik yönetim, vs.), sektörel tecrübeleri (telekomünikasyon, bilgi teknolojileri, dayanıksız tüketim mamülleri, finansal hizmetler, v.s.), ulaşılabilecek iş çevresini (potansiyel ortaklıklar ve yaratılabilecek sinerjiler gözönüne alınarak) ortaya çıkartacaktır. Kuşkusuz Türk Telekom yönetim kurulu üyeliğinin süresinin ne olacağı da atanacak üyelerin kompozisyonunu belirlemede önemli rol oynayacaktır. Bu çerçevede gözden kaçırılmaması gereken en önemli nokta, yapılacak detaylı analiz sonucunda belirlenen yetkinliklerin tamamının seçilecek yönetim kurulu üyeleri ile karşılanması gerekliliğidir.

 

Dünyadaki gelişime baktığımızda, kamu veya akademik çevrelerden gelen yönetim kurulu üyelerinin yerlerini özel sektör ve özellikle de tüketime dayalı sektörlerden gelen yöneticilere yavaş yavaş bıraktığını görüyoruz. Gene aynı çerçevede artık artan şekilde hukuk geçmişi olan yönetim kurulu üyelerinden ziyade bilişim teknolojileri konusunda yetkin ve tecrübeli üyeler daha fazla rağbet görüyor. Bir başka önemli konu da, telekomünikasyon gibi sınırları tamamen ortadan kalkmış bir sektörde, sadece bölgesel veya ulusal temsilden ziyade, uluslararası temsilin de önem kazanmasıdır. Bu çerçevede değişik ülke ve sektörlerdeki, çokuluslu şirketlerin yöneticilerinin Türk Telekom yönetim kuruluna farklı bir “renk getirebileceği” son derece açık gözükmektedir.

 

RAKİPLER NE YAPIYOR

 

Bu noktada merakımız, Hazine ve Ulaştırma Bakanlığının yukarıda sıraladığımız aşamaların hangisi veya hangilerini yerine getirdiğidir. Örneğin sınırları neredeyse tamamen ortadan kalkan Avrupa kıtasının başlıca telekomünikasyon şirketlerinin Yönetim Kurullarının kompozisyonu acaba incelenmiş midir ? Ya da daha ileri giderek birkaç yıl içinde ulusal pazarda da Türk Telekom’un rakibi konumuna gelebilecek Vodafone veya British Telecom gibi kurumlarda yönetim kurullarının ne şekilde oluşturulduğu, hangi yetkinliklere ve geçmiş tecrübelere sahip üyelerin yeraldığı, benzer stratejiyi izleyebilmek amacıyla incelenmiş midir ? Eğer bu çalışma yapılsaydı, her iki şirketin yönetim kurullarında da finansal hizmetler (WellsFargo, Deutsche Bank, Charles Schwab, Dresdner Bank, Schroders Salomon Smith Barney, HSBC, Deutsche Bank), bilişim teknolojileri (Oracle, Cisco, Siemens, BASF, Texas Instruments), perakende ve tüketim (WHSmith, Safeway, Body Shop, The Gap, Electrolux, Coca Cola, Sainsbury’s) sektörlerinden ve değişik ülkelerden gelen yönetim kurulu üyeleri olduğu görülmüş olurdu (Hayır, biz baktık, oradan biliyoruz !)

 

ÖZELLEŞTİRMEYE KATKI SAĞLAR

 

Özelleştirilmesi gündemde olan Türk Telekom’un çağdaş çalışma standartlarına ve iş süreçlerine ulaşabilmesi için yönetim kurulunun daha fonksiyonel hale gelmesi, işletilmesi ve kurumun stratejik konularının karara bağlandığı bir organ olarak da çalıştırılması esas olmalıdır. Bu sadece Türk Telekom için değil, Türkiye’nin özelleştirme süreci açısından da son derece önemlidir.

 

Son birkaç ayda yoğun bir şekilde tartışılan Türk Telekom’unun değerinin belirlenmesi sürecinde de, fonksiyonel hale gelmiş yetkin ve bağımsız yönetim kurulu üyelerinden oluşan bir kurumun değerinin bahsi geçen rakamlardan çok daha yukarıda olacağını söylemek yanlış olmayacaktır. Bu çerçevede özellikle bağımsız yönetim kurulu üyelerinden oluşan veya bağımsız üyelerin çoğunlukta olduğu bir kurulun, Türk Telekom’un kurumsal yönetim (corporate governance) prensiplerine olan bağlılığını da sergilemesi açısından özelleştirme sürecinde büyük destek sağlayacağına inanıyoruz.

 

 

No Comments

Post A Comment