SANAL DÜNYADA FIRSATLAR

 

SANAL DÜNYADA FIRSATLAR

Teknolojinin getirdiği buluşlara uyum sağlama sürecinin hızı ivme kazanarak artıyor. Örneğin radyonun elli milyon kullanıcıya ulaşması için 38 yıl geçmesi gerekirken, bu süre televizyon için 13 yıla düşmüştü. Elli milyon PC kullanıcısına ulaşmak 16 yıl almışken, elli milyon internet kullanıcısına ulaşılması, sıkı durun, sadece dört yıl sürdü. Internetin ivmelenerek artan yayılma hızı, 2009 yılında küresel olarak 1.8 milyar internet kullanıcısına ulaşılmasını sağladı; bu rakam da yaklaşık dünya nüfusunun dörtte birine ulaşıldığını gösteriyor. Kuzey Amerika (%76), Avustralya (%61) ve Avrupa’da (%53), internet nüfusun yarıdan fazlasına ulaşmışken, Afrika’da (%8) hala çok büyük bir yayılma potansiyeli var.

 

Internetin yaygınlaşmasının benim için ifade ettiği en önemli olgu ise bilginin yaygınlaşması. Ressam, mucit, düşünür, benzeri birçok ünvanıyla tanıdığımız Leonarda da Vinci’nin, kendi zamanında dünyada basılan tüm kitapları okuduğunu biliyor muydunuz? Bugün ise internette yer alan tüm içeriği okumak üzere 7 gün 24 saatlik bir tempoyla yola koyulsanız, sekiz yıl sonra ancak sonuca ulaşabiliyorsunuz. Daha “acisi” ise, siz “sonuca ulaştım” dediğiniz anda bilgi birikimi açısından tam 50 yıl geride kalmış oluyorsunuz ! Sadece New York Times gazetesinde bir haftada neşredilen bilgi miktarı, ortalama bir insanın 1800’lü yıllarda hayatı boyunca öğrenebileceğinden daha fazla.

 

SANAL DÜNYA

Kuşkusuz yaygınlaştırılan sadece içerik değil, “sanal dünya”dan bahsederken, konunun ekonomik boyutunu da tartışmak gerekiyor. Zira sanal dünyada gelirler sıklıkla sadece “tiraj”dan kaynaklanmıyor. Web sitelerinin “sık” ziyaret edilmesi gelirlerin arttırılabilmesi açısından şart olmakla birlikte, bu ziyaretler karşılığında, paylaşılan içerik için ücret talep edebilmek hala pek mümkün değil. Görsel medyada içerik oranı % 60, reklam oranı % 40 iken basılı medya içerik oranı % 50’ye düşüyor. İnternette ise içerik oranı % 96 iken, reklam oranı ise sadece % 4 ! Yani içeriğin “orantısız” bir şekilde reklamlardan finanse edilmesi şart oluyor.

 

“Tirajdan” gelir elde edemeyen “sanal” ortamın gelir kaynağı ise reklamlar. “Internet”i önemli bir mecra olarak gören reklamverenlerin sayısı da giderek artıyor. Örneğin dünyanın en büyük reklam verenlerinden Procter&Gamble “klasik mecrası” olarak nitelendirebileceğimiz televizyon reklamlarının oranını %40’lara çekerken, pastadan giderek artan payları internet ve interaktif TV gibi alternatif medyaya kaydırıyor. Bunun sonucunda ABD’nde internet reklamcılığı pastası 2009 yılında 26 milyar dolara yaklaştı; bu rakamın yarısı ise arama motorlarında elde edilen reklam gelirleri.

 

Internet, arama motoru ve reklam denildiğinde ise akla ilk gelen marka Google; her gün 235 milyon kişi Google arama motorunda arama yapıyor ve bunların yaklaşık %15’i yayınlanan reklamlara da “tıklıyor”*. Rescue Time araştırma firmasının oluşturduğu istatistiklere göre, ortalama kullanıcı Google’da günde ortalama 22 arama yapıyor ve her arama yaklaşık 11 saniye sürüyor.

 

TÜRKİYE PERSPEKTİFİ

Avrupa İnteraktif Reklamcılık Birliği (EIAA)’nın en son Mediascope Europe araştırması, Türkiye’de 16 yaş üstündeki 18.2 milyon kişinin her hafta düzenli olarak internet kullandığını ortaya koyuyor. Türk internet kullanıcılarının yaklaşık % 41’i ürün ve hizmet seçiminde interneti kullandıklarını belirtmiş. Ürün ve hizmetleri incelemek için internete başvuranların % 47’si fiyat karşılaştırma sitelerinin önemli bir bilgi kaynağı olduğu kanısında ve yaklaşık üçte ikisi internette araştırma yaptıktan sonra satın alma kararını da değiştirebiliyor. Kullanıcıların % 91’i online alış veriş de yapıyor. Özetle Türk internet kullanıcısı için de internet giderek ticaretin parçası olmuş durumda. Sektörün uzmanları internet reklamcılığının da toplam pastadan %5’e yaklaşan bir pay aldığına işaret ediyor.

 

Bu aydınlık ve potansiyel vaad eden resim içinde ise giderek artan eksiklik, teknik becerilere sahip yetişmiş profesyonel olacak. Önümüzdeki kısa dönemde özellikle mesleki eğitim programları ile özel sektör-akademi-sivil toplum ve kamu (başta İŞKUR) işbirliğinin online teknolojiler konusunda büyük bir eğitim insiyatifi başlatması, bu ihtiyacın tatmin edilmesi noktasında büyük faydası olacak. Alıştınız artık, ama “Eğitim Şart”!

 

* Marketing Türkiye-Mayıs 2010; Optimum7 Kurucu ortağı Duran İnci ile yapılan mülakat.

 

 

No Comments

Post A Comment