SABREDEN DERVİŞ MURADINA ERMİŞ !

 

SABREDEN DERVİŞ MURADINA ERMİŞ !

 

Yüzde doksanından fazlası deprem riski taşımasına rağmen sigortalanma oranı bu kadar düşük olan bir ülkede haberi anlamakta ve yorumlamakta biraz geç kalmamız doğal aslında. Geçtiğimiz hafta içinde basına (Hürriyet gazetesinin haberi) yansıyan Eurovision şarkı yarışmasının ev sahibi Danimarka’dan bahsediyoruz. Organizasyon için yaklaşık 25 milyon dolar harcayan ve kazandığına “pişman” olan Danimarka, Cumartesi gecesi yapılan yarışma öncesinde tekrar kazanma riskine karşı kendini sigorta ettirtmiş ! Yanlış duymuyorsunuz basından okuduğumuz haber, “olası başarı” riskine karşı yapılan bir sigortaya işaret ediyor. Aslında Danimarka yarışmada ikinci olunca, riskin ne kadar büyük olduğu da anlaşılmış oldu !

 

TELEKOM MECLİS’TEN GEÇTİ

 

Eurovision şarkı yarışması başlamadan önce, Cumartesi gününün neredeyse tamamını TRT 3’den Telekom yasa taslağının Meclis Genel Kurulu’ndaki tartışmalarını izleyerek geçirdik. Yasa taslağının son halini okuyamadık diye hayıflanıyorduk ki, milletvekillerinin de taslağın son halini, mürekkebi kurumadan matbaadan alarak okuduklarını görerek rahatladık. Bankalar Kanunu’ndan sonra, Cumartesi günü Telekom’un özelleştirilmesinin önünü açacak yasanın da genel kuruldan geçmesinden sonra önümüzdeki hafta içinde IMF Direktörler Kurulu’nda parasal yardımın onaylanmaması için pek bir sebep kalmadığı gözüküyor (Cumhurbaşkanının da her iki yasayı onaylayacağı varsayımıyla).

 

Meclis’teki tartışmalarda iki noktaya özellikle dikkat çekme ihtiyacı duyuyoruz. Öncelikle yasanın “acilen” genel kurula gelmesi sebebiyle olsa gerek, söz alan muhalefet milletvekilleri tasarı veya sektör üzerinden konuşmaktan ziyade, hükümeti eleştirmeyi ve “siyaset” yapmayı tercih ettiler. İkinci nokta ise, 330’un üzerinde oy potansiyeli olan koalisyon partilerinden yasaya sadece 209 destek oyu gelmesi idi (NTVMSNBC’nin dünkü haberi). Yukarıdaki iki noktayı birleştirdiğimizde, anlayamadığımız nokta tasarıyı benimsemeyen koalisyon ve muhalefet partilerinin milletvekillerinin neden görüşlerini açıkça dile getirmedikleridir.

 

ALTIN HİSSE

 

Biz kendi adımıza dünkü Meclis oturumunda, geçtiğimiz hafta bu köşede işaret ettiğimiz Altın Hisse konusunda önemli ölçüde bilgilendiğimiz inancındayız. Altın Hisse olarak tanınan “imtiyazlı hisse” ile devlet, şirketin yönetiminden ziyade “ana sözleşme değişiklikleri, yeni şirketler kurulması veya kurulu bulunan şirketlere iştirak edilmesi, uluslararası telekomünikasyon birliklerine katılınması veya uluslararası anlaşmalara taraf olunması konularında söz ve onay yetkisine sahip olacak”. Yani stratejik konularda, “milli yararın” korunması amacıyla devlete söz ve onay hakkı tanınmış olacak. “Milli yarar” tanımını kim yapacak sorusunun cevabını biz bilemiyoruz, ancak bu şekilde tanımlanan Altın Hisse kavramına da yabancı yatırımcıların olumsuz bakacağı kanaatinde değiliz.

 

KENDİNİZİ SİGORTALATIN !

 

Ekonominin Koordinasyonundan sorumlu Devlet Bakanı Kemal Derviş’in ısrarı ve takipçiliği ile Meclis’den çıkan iki kanun Türkiye’nin “arka bahçesini” düzenleme anlamında dış dünyaya verdiği son derece önemli bir mesaj. Halktan topladığı kaynakları “sorumsuzca” harcamanın devlet yönetimi olarak tanımlanmaması yönünde atılmış önemli bir adım. “Kurumsal yönetişim” (corporate governance) gereklerine uymanın , şeffaf ve hesap verebilir olmanın Türkiye’nin geleceğinde söz sahibi olmaya aday herkes için şart olduğuna dair bir gösterge. İki ay içinde bu kavramların sözlüğümüze yerleşebilmiş olması dahi büyük bir aşama. Bunlardan endişelenen kadroların da, “bu anlayışın başarılı olması riskine” karşı kendilerini sigorta ettirmelerini tavsiye ediyoruz. Zira verilen mesajlar hızla yerlerine ulaşıyor !

 

MALUM SORU

 

Sorumuz malum, neden Kemal Derviş’e tüm ekonomik birimleri bağlanmıyor ? Aslında bu soruyu biraz daha farklı dile getirelim: Ekonomi ile ilgili tüm birimlerin tek kişiye bağlanması kabinede önemli sinerjiler yaratmaz mı ? Cevaplarınızı bekliyoruz.

 

 

No Comments

Post A Comment