Rusya’dan Sevgilerle !

 

 

Rusya’dan Sevgilerle !

 

İlk Moskova seyahatim nedense yakın çevremde önemli bir dalgalanma yarattı. Eşim Moskova’ya beni götüren toplantılar serisini sorgularken, aile ve dostlarım arasındaki “beyler” de, “haydi gene iyisin, bize de ihtiyaç olursa, toplantıya yancı gelebiliriz” bakışı ile günlerce gözümün içine baktılar.

 

Moskova’ya, Ian Fleming’in efsanevi kahramanı 007 James Bond’un “From Russia with Love” isimli macerasının yayınlanmasından tam elli yıl sonra ulaşmam da benim için ayrı bir heyecan oldu. Sinemaya da uyarlanan Fleming’in beşinci James Bond macerası, Sean Connery’nin unutulmaz oyunu ile serinin en beğenilenlerinden filmlerinden birisi olmuştu. Filmi Kremlin, Kızıl Meydan ve St.Basil Katedrali’nin spektaküler görüntüleri yanısıra kısa da olsa Istanbul’da geçen kısmı ünlendirmeşti. Çok değil yirmi yıl önce içinde bulunabilmek dahi mümkün olmayan Kızıl Meydanda yürürken uzaklarda Samsung, Sanyo, Lexus gibi markaların parıldayan reklamlarını görmek ilginç bir duygu oldu. O içine girilemeyen Kızıl Meydan, Numara 1’de yeralan Devlet Tarih Müzesi’nin içindeki restoranda yediğimiz akşam yemeği “Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği”nin başkentinin yaşadığı zihinsel devrimi göstermesi açısından son derece önemli bir gösterge değil mi ?

 

 

 

Mimarının sonu olan şaheser

 

Rusya’dan, özellikle Moskova’dan bahsedildiğinde aklıma ilk gelen hep St.Basil Katedrali’nin rengarenk kubbeleri olmuştur. Kızıl Meydanın sonunda yeralan St Basil Katedrali 1555-1561 yılları arasında Korkunç İvan tarafından inşa ettirilmiş. Rivayete göre eserin güzelliğinden etkilenen İvan, bunun kadar güzel bir eser inşa edemesin diye mimarının gözlerini oydurmuş. St.Basil katedralini oluşturan dokuz kubbenin birbirinden çok farklı biçimde ve renklerde olmasının sebebi ise, 1588 yılına kadar süren gelişim sürecinde tamamlanarak son haline gelmesi. Benim gibi çizgi roman tutkunları dokuz kubbeli katedralin siluetinin yansıdığı “Tenten Sovyetler’de”nin kapağını da hafızalarından çıkaramazlar. Afacan gazeteci Tenten’in maceralarını kaleme alan Herge’nin 23 yaşında yazdığı ve 1929 yılında yayınlanan bu ilk kitabın tek kaynağının 1928 yılında Rostov’da Belçika Konsolosu olan Jospeh Douillet’in bir kitabı olduğunun altını çizelim. Seksen yıl önce yazılan bir kitapta resmedilen Moskova’yı bugün Google’ladığınızda, karşınıza yaklaşık 59 milyon kayıt çıkıyor. Ancak 23 yaşında genç bir adamın yaratıcı dimağı, bu enfes hikayeyi seksen senedir canlı tutuyor.

 

Moskova’da trafik çilesi

 

Moskova’ya ayak bastığımız andan, dönüş uçağı için havaalanına hareket ettiğimiz ana kadar dilimize pelesenk olan ise trafik oldu. Istanbul’da her gün iki kıta arasında, evden işe, işten eve gidip gelen şanslı çoğunluktan birisi olmamıza rağmen, Moskova trafiği bizi çileden çıkarttı. Sadece bir noktada 1.5 saat beklediğimizi söylememiz sanıyorum konunun şiddetini biraz olsun gözler önüne serecektir. Resmi rakamlara göre nüfusu 10.5 milyon olan Moskova’da kayıtlı 3 milyon otomobil var, ancak her sene sadece Moskova’da 500 bin yeni araç trafiğe giriyor. Trafik araçlarınındaki bu arz artışını ise Moskova’daki geniş bulvarlar dahi karşılamaktan uzak kalıyor. Diğer ilginç durum ise, trafik lambalarının trafik polisleri tarafından yerel olarak kontrol edilmesi. Bu sebeple de, ülkemizde de zaman zaman karşılaştığımız şekilde “devlet büyükleri” trafiğe çıkarsa, tüm yollar kapatılıyor, açılması ise keyfe kalıyor. Trafikteki içler acısı durum nedeniyle, geçtiğimiz aylar içinde Spartak Moskova futbol takımı Milan ile oynayacağı Şampiyonlar Ligi maçına yetişebilmek için takım otobüsünü bırakarak metroyu kullanması ise hala hafızalarda taze….Bu arada Moskova’ya gidecek olanlara küçük bir uyarı yapalım; kalbinizi zorlamak istemiyorsanız havaalanı transferlerinde en az iki saatlik bir yol süresini gözönüne alın !

 

 

Türkler Rusya’da

 

Moskova’ya farklı bir toplantı için gitmemize rağmen, fırsatı kullanarak Rusya’da faaliyette olan Türk şirketleri ve yatırımcıları ile ilgili bilgi topladık ve temaslarda da bulunduk. Rusya’daki Türk yatırımcılardan bahsederken, Enka’ya ayrı bir paragraf açmak gerekiyor. Enka’nın sadece Moskova’da bulunan ağırlıklı ticari gayrımenkullerinden elde ettiği kira gelirlerinin 300 milyon doların üzerinde olduğu tahmin ediliyor. Rusya’da göğsümüzü kabartan bir diğer firma ise Efes. Bira pazarında 700 milyon dolar civarında ciroya yaklaşan Efes, pazarda da “güçlü” bir dördüncülüğü devam ettiriyor. Birleşme ve satınalmalarla son derece aktif bir hale gelen Rusya bira pazarında Efes’in de inorganik büyüme ile ilk üçe ulaşıp ulaşmayacağı tartışılan konular arasında. Rusya’da sokaklarda 2.5 litrelik pet şişeler ile bira içen insanlar gördüğümüzü söylersek, pazarın büyüklüğünü daha iyi tahmin edebilirsiniz. Rusya’da öne çıkan Türk şirketleri arasına Eroğlu Grubu’nun perakende zinciri Colin’s Jeans’i almadan geçemeyeceğim. Rusya genelinde yaklaşık 125 noktada yeralan Colin’s Jeans, Moskova’da da en gözden perakende noktalarda yeralıyor. Bir başka perakende zinciri Ramstore ise hem iş dünyasının hem de tüketicinin gözünde bir duraklama döneminden geçiyor. Artan rekabet ile zorlandığı görülen Ramstore’ların yeni yatırımlarının ne yönde ve ne boyutta olacağı merak ediliyor. Bu arada Türkiye’de Finansbank ve finansal iştiraklerini Yunan NBG grubuna satan Hüsnü Özyeğin, Türkiye dışında yeralan bankalarını Credit Europe adı altında yeniden yapılandırdı. Özyeğin’in Rusya’daki Credit Europe bankasında 2000’den fazla çalışanın istihdam edildiğini de belirtelim.

 

 

No Comments

Post A Comment