RİCA

 

R İ C A

2000’li yıllarda önemini giderek arttıracak konuların başında enerji geliyor. Bu sebeple Türkiye’nin gelecek 20 yılındaki enerji planlamasını etkileyecek projelerin tartışılması bizi sevindiriyor. Doğal gaz çevre dostu, temiz ve verimli olması sebebiyle sadece bizim değil tüm dünyanın en gözde enerji kaynaklarının başında geliyor. Toplam enerji kaynakları tüketimi içinde doğal gazın yaklaşık %25’lik bir payı var. Dünya doğal gaz tüketimi 1997’den 1998’e %1.6, üretimi de %2.4 artmış. Artan arayışlar sonucu rezervlerde de %2.8’lik bir artış kaydedilmiş. Bunların kaçınılmaz sonucu olarak doğal gaz ticareti aynı dönemde %2.3 artış göstermiş. Türkiye bu ticaret içinde alıcı tarafta yer almasına rağmen doğal gaz ihracatçısı ülkelere yakın olması nedeniyle avantajlı bir konumda.

 

Türkiye’nin 1999’da 16 milyar m3 seviyesinde olan doğal gaz tüketiminin 2005 yılında 46 milyar m3, 2010 yılında 55 milyar m3 ve 2020 yılında da 82 milyar m3’e çıkması bekleniyor. Kuşkusuz bu rakamlar mevcut tüketim eğilimlerine göre yapılmış, yani önümüzdeki günlerde doğal gazın yayılmasının diğer enerji kaynaklarına göre daha hızlı olacağı varsayımıyla, tüketimin ivmesinin artacağını söylemek de fazla yanlış olmayacaktır. Bu şartlarda Türkiye’nin doğal gaz açığının gündemde olan Mavi Akım hayata geçirilse dahi 2010 yılında 10 milyar m3’den aşağı olmayacağı hesap ediliyor. O halde tartışma niye ? Tartışılacak konu Botaş uzmanlarının 2020’de %75’e varacağını hesapladığı Türkiye’nin ithalata bağımlılığı konusunda olması gerekiyor. Veya 2020 yılında elektrik üretimi için kullanılacak doğal gaz miktarının toplam tüketimin %65’ine ulaşacak olması sorgulanmalıdır. Örneğin niye güneş enerjisi, hidrolik enerji, nükleer enerji hatta termik enerji kaynakları ve potansiyelinin değerlendirilmesine daha fazla önem verilmez ? Ancak biz stratejik önemi olan enerji konusunu iç-dış politika malzemesi yapma gayreti içindeyiz.

 

Mavi Akım teknik olarak zor bir proje. Konsorsiyum üyesi Eni firması daha önce Tunus-Sicilya arasında 1000 metreye kadar boru döşemiş olsa da 2150 metre derinlikte, Karadeniz’in zemininde 142 cm. çapında borularla çalışmanın zorluklarını itiraf ediyor. Türkiye’nin üzerine düşen kısım sadece 400 milyon dolar olsa da, Mavi Akım’ın yaklaşık maliyetinin 3 milyar doları geçeceği hesaplanıyor. Bu rakam, 2.4 milyar dolarlık finansman gerektiren Baku-Ceyhan petrol boru hattından daha yüksek bir maliyeti gösteriyor. Aslında bizim en çok itiraz ettiğimiz nokta da yukarıda kendi yaptığımız karşılaştırma. Baku-Ceyhan ve Mavi Akım bize göre karşılaştırılabilir veya birbirini ikame edebilecek projeler değil. Her ikisi de enerji açığını kapatmaya yönelik yani doğru amaçlı ve aciliyet arzeden projeler ancak ayrı ayrı değerlendirilmeleri gerekiyor. Yani Mavi Akım gerçekleştirilmeyecekse bunun sebebi Azerbaycan’ı Baku-Ceyhan için üzmemek olmamalı. Örneğin nispeten daha ucuz olan ( 70 dolar/ 1000m3 ) Türkmen gazını, Hazar Gölü ve Azerbaycan üzerinden Türkiye’ye getiren proje Mavi Akım’ın alternatifi olabilir. Ancak bu kez de fiyat tek kriter olmamalı. Zira, en başta Radikal’den Erdal Güven’in yazdığı gibi 114 dolar/ 1000 m3 fiyatlı Rus gazı, Türkmen gazı gibi sınır değil, Ankara teslimatlı.

 

Her şartta, yukarıda da altını çizdiğimiz gibi bizim hem Rus hem de Türkmen gazına hem de olası diğer kaynaklara ihtiyacımız var. Onun için “büyüklerimizden” ricamız, zor olacak ama lütfen bir kez olsun siyasi değil de ekonomik bir değerlendirme yapınız !

 

muraty@gsdholding.com.tr

 

 

No Comments

Post A Comment