ÖĞRENMEYİ ÖĞRENEBİLMEK!

 

ÖĞRENMEYİ ÖĞRENEBİLMEK!

Harvard Business Review dergisinin son sayısında* Harvard Business School (HBS) dekanı Nitin Nohria’nın ilginç bir makalesi yayınlanmış. Nohria, Harvard Üniversitesi’nin de bulunduğu Boston şehri civarındaki hastanelerin hemen hepsinde görev yapan stajyer/intern doktor adaylarından ve tıp fakültesi öğrencilerinden dem vurarak, “mesleki olarak kendisini tam olarak kanıtlamamış, uzmanlığını almamış ve olgunlaşmamış sağlık personelinin eline kendisini bırakmak zorunda olmasının yarattığı stresin” altını çiziyor. Ancak sanırım, eğitimci, akademisyen genleri ağır basan aynı Nohria, “geleceğin doktorlarını yetiştirmek için böyle bir yükümlülümüz olduğunu” bildiğini ve kabul ettiğini de dile getiriyor.

 

Kendimi Amerikan (ya da Türk) “doktor adayları”na tesim etmek konusunda Nohria kadar açık görüşlü olamasam da, yazının devamı daha da ilginçleşiyor. Nohria’ya göre iki yıl içinde yaklaşık 400 yaşanmış vakanın analizini yapan HBS MBA öğrencileri dahi, yönetimsel konularin uygulanması ve tecrüne kazanılması boyutunda “teoride” kalıyorlar ve Boston bölgesindeki tıp öğrencilerinin sahip olduğu pratik gelişme ve uzmanlaşma imkanına sahip olamıyorlar. Nohria, “tecrübe en iyi ama en pahalı eğitimdir” mottosunu dile getirmese de, değer verdiğini makalesinin ana fikrinde hissettiriyor. Türkiye’de de üniversite-özel sektör işbirliğinin yetersizliğinin ve iş hayatında ihtiyaç duyulan yetkinlik ve becerilerin arzı ile talebi arasındaki içerik ve miktar uyumsuzluğuna sık sık bahsediyoruz; anlaşılan dünyanın her yerinde problemler benzer.

 

Nohria’nın tespitleri HBS MBA bölümü için 90 yıllık tarihinin en radikal değişim projelerinden birisini de beraberinde getirmiş. Bu yıldan itibaren MBA ilk sınıf öğrencilerinin tamamı (yaklaşık 900 kişi) 6’şar kişilik takımlar halinde dünyanın dört bir tarafına dağılarak, yeni ürünler, hizmetler, yaklaşımlar geliştirebilmek için hem pratisyenlere hem de tüketiciye dokunacaklar. Yazının burasında birkaç hafta önce oğlumun okulunda tanıştığım Harvard öğrencilerinı hatırladım; Geleceğin liderlerini yetiştirmek amacıyla kurulan Young Guru Academy (YGA) ile uluslararası işbirliği yapan HBS MBA sınıfından altı öğrenci, oğlumun okulunda hem programa dahil olan ilköğretim öğrencileri, hem de velileri ile biraraya gelmişti. Tanışma toplantısı sırasında dünyanın dört bir tarafından gelip, Boston’da buluşan ve oradan da Istanbul’a gelen MBA öğrencilerini hayranlıkla izlemiştim.

 

Hiçbir zaman okulların “bilgi yüklemeye” ve hatta eğitime yönelik olduğuna inanmadım. Ben eğitim kurumlarının, öğrenme kaslarını çalıştırmaya başlaması gerektiğine inanıyorum; yani okula aslında “öğrenmeyi öğrenmek” için gidiyoruz. Bunu deneyimleyerek, yaşayarak yapmaktan daha iyi bir yol benim aklıma gelmiyor. Bu sebeple, dünyanın en saygın eğitim kurumlarınından birisi olan HBS Dekanı Nitin Nohria’nın tavsiyeleri ve hayata geçen uygulamaları bizim eğitim kurumlarımız ve iş dünyası için de ilham almaya değer gözüküyor.

 

* Harvard Business Review; January-February 2012; sayfa 38; “What business schools can learn from the medical profession” by Nitin Nohria

 

 

No Comments

Post A Comment