NEDEN HEP BİZ KUYRUKTA BEKLİYORUZ ?

 

NEDEN HEP BİZ KUYRUKTA BEKLİYORUZ ?

 

Uçağın havalanmasına birkaç dakika kala yanınızdaki koltukların boş olduğunu görmek, bizim gibi “Economy Class” uçma alışkanlığı olanlar için bir rahatlama ve gevşeme vesilesi olabiliyor. Okuduklarınızı, diz üstü bilgisayarınızı ya da ceketinizi yayıla yayıla yandaki koltuklara yerleştirip, birkaç saatlik uçak yolculuğunun keyfini çıkartabiliyorsunuz. Tam geriye saymaya başlamıştık ki, orta hatta kısa boylu, elbiselerinin tamamı bol, birkaç gün hatta bir haftalık sakallı bir bey izin isteyerek cam kenarındaki koltuğa yerleşti. Elindeki “rafyadan” pazar çantasını yarı özen yarı iterek koltuğun altına yerleştirdikten sonra kemerini bağladı. Biz ise orta koltuğun hala boş olmasının keyfi ile üzerinde çalıştığımız sunuma odaklandık.

 

Yolculuk Amsterdam’a, zamanlama nedeniyle de KLM ile uçuyoruz. Ertesi gün önemli bir toplantıya katılıp, sunum yapacak ve döneceğiz. Uçak yolculuğu çalışmak için ideal zaman olduğundan ilgimizi tekrar notlarımıza kaydırdık ve yabancı hostesimiz gelerek yiyecek-içecek servisine başlayan kadar çalışmamıza devam ettik. Yanımızdaki orta yaşlı bey “en az üç lisan bilen” hostese derdini anlatmaya çalışırken, devreye girip Türkçe olarak yardımcı olmayı önerdik. Yanımızdaki yolcunun aksanlı Türkçesinden ne istediğini zorlanarak anladıktan sonra, servis ve hosteslerin “yardımseverliği” konusunda uzayan bir sohbetin parçası olarak bulduk kendimizi. Sonuçta yemekler yendi, “komşumuz” camdan dışarıdaki bulutları takip ederken biz de işimize geri döndük.

 

Uçak indikten sonra körükten beraber çıktığımızda da komşu yolcumuz çıkış yolu için yardım istedi. Beraberce “pasaport kontrolüne” doğru giderken, “ihtiyaç molası” için ondan ayrıldık. Birkaç dakika sonra pasaport kuyruğunda yer aldığımızda “amca” tekrar “görüş mesafesine girdi.

Biz “gel sıraya gir” dememize kalmadan amca AB vatandaşlarının sırasına doğru pazar çantasıyla ilerledi ve bizim şaşkın bakışlarımız arasında cebinden çıkardığı kimliği ile kontrolden geçip gözden kayboldu ! Özetle ne İngilizce, ne Almanca ve ne Flamanca konuşabilen, Türkçesini de zor anlayabildiğimiz “bizim amca” hepimizden önce Avrupa Birliği’ne girmeyi başarmıştı !

 

Ertesi gün bu konuyu hatırlayacak veya üzerinde düşünecek fazla vaktimiz olmadı. Dönüş için uçağa bindikten sonra, bu kez yan koltuğa oturan, deri-kürk karışımı bir yelek giyen ve “anlaşılır bir Türkçesi olan yolcu” ile, koltuğun üzerindeki dolaba özenle yerleştirdiği “bağlaması”na çantamızın zarar vermemesi ile ilgili yaptığımız kısa konuşma dışında kayda değer bir gelişme yaşamadan Istanbul’a indik. Pasaport kontrolünde beklerken, bu kez de “bağlamalı dostumuzun”, “Other Nationalities” sırasından elini kolunu sallayarak içeri girdiğini gördük.

 

Bu iki hikayenin özü her seferinde bizim yanımızda oturan yolculardan daha fazla sırada beklememiz değil kuşkusuz! Yeni yaşadığımız bu iki anıyı, geçtiğimiz hafta içinde TÜSİAD Brüksel temsilcisi Dr.Bahadır Kaleağası’ndan bize ulaşan bazı AB aday ülke istatistiklerini görünce, sizlerle paylaşmak istedik. Aşağıdaki tabloda yeralan Genel Verilere göre, Türkiye 13 aday ülke arasında Polonya’yı hariç tuttuğunuzda diğer 11 ülkenin toplam nüfus ve GYIH’sına sahip gözüküyor. İşte Türkiye bu nedenle, AB açıdan yutması ve hazmetmesi zor bir “lokma”. Ama bizce daha önemli ve zorlu konu Avrupa Birliği vatandaşlarının gözündeki “Türk” tanımının ne olduğunun tam anlaşılamaması.

 

GENEL VERİLER
Nüfus

1 Ocak 2000 (1000)

Yüz ölçümü

(km2)

GYIH

2000 (milyar €)

Kişi başına düşen GYIH

Satın alma paritesine göre 2000 (€)

Bulgaristan 8191 110971 13.0 5400
Kıbrıs 755 9251 9.5 18500
Çek Cum. 10278 78866 55.0 13500
Estonya 1439 45227 5.5 8500
Macaristan 10043 93030 49.5 11700
Letonya 2424 64589 7.7 6600
Litvanya 3699 65300 12.2 6600
Malta 388 316 3.9 11900
Polonya 38654 312685 171.0 8700
Romanya 22456 238391 40.0 6000
Slovakya 5399 49035 20.9 10800
Slovenya 1988 20273 19.5 16100
Türkiye 64818 769604 217.4 6400
AB 376455 3191000 8526.0 22530

Kaynak: TÜSİAD; Eurostat

 

Geçtiğimiz aylar içinde tanışma ve sohbet etme fırsatı bulduğumuz Belçika’nın Türkiye nezdindeki Büyükelçisi, Avrupa Birliği ile yürütülen resmi ve özel ilişkilerde Türkiye’nin genç, dinamik ve iyi eğitimli yüzünün artan şekilde yer almasını teşvik ediyordu. Aşağıda yer alan ikinci tablodaki Demografik Veriler, Türkiye’nin nüfusunun ne kadar genç olduğunu ve daha da önemlisi, bebek ölümlerindeki yüksekliğe rağmen net nüfus artışının hala yüksek bir oranda devam ettiğini gösteriyor. Fakat bizim bu tabloyu, AB’nin korkulu rüyası olmaktan çıkarıp, bir fırsat olarak göstermeyi başarmamız lazım.

 

1960’dan 1970 yılına kadar çoğunluğu Orta Avrupa’ya tam 1 milyon insanını “ihraç” eden Türkiye, bugün Avrupa’da yaşayan üç milyon Türk’ün “varlıklarını” kendi lehine çevirebilme çabası içine girmelidir. Bu insanların inatla lisan öğrenmeyen, küvette kurban kesen, köyündeki giyiminden ve alışkanlıklarından taviz vermeyen bir cemaat olarak değil, Türkiye’nin Avrupa’daki girişimci işgücü olarak tanınması sağlanabilmelidir.

 

Kuşkusuz sadece Avrupa’daki Türkler değil, Türkiye’deki genç girişimcilerin, yöneticilerin, öğrencilerin ve özellikle de politik arenadaki yeniden yapılanmayı temsil eden ve edecek genç siyasetçilerin dünyaya tanıtılması bizce Türk dış politikasının temel taşı olmalıdır. Mevcut “oyuncuların” çözümsüzlükleri bizce sadece Türk toplumunu değil, başta Avrupa olmak üzere, Türkiye’den büyük beklentileri olan tüm dünya toplumlarını çaresizliğe sevk etmektedir.

 

Bizimki de dahil olmak üzere şu an kadar kuyruklarda beklemeye alışmış olan nesillerin “makus talihini” el birliğiyle kırmazsak, inanın çocuklarımızın “iki eli” hepimizin yakasında olacak !

 

 

 

DEMOGRAFİK VERİLER
15 yaşından küçük nüfus

2000 (%)

1000 kişide doğum oranı

1999

1000 kişide ölüm oranı

1999

1000 kişide net nüfus artışı

1999

Doğurganlık oranı

1999

Bulgaristan 15.9 8.8 13.6 -4.8 1.2t
Kıbrıs 23.2t 12.8 7.6 4.4t 1.8
Çek Cum. 16.6 8.7 10.7 -1.1 1.1
Estonya 18.0 8.7 12.8 -4.4 1.2
Macaristan 17.1 9.4 14.2 -4.8 1.3
Letonya 17.8 8.0 13.5 -6.3 1.2t
Litvanya 19.8 9.8 10.8 -0.6 1.4t
Malta 20.4* 11.1 8.0 4.9 1.7
Polonya 19.6 9.9 9.9 -0.3 1.4
Romanya 18.5 10.4 11.8 -1.5 1.3
Slovakya 19.8 10.4 9.7 1.0 1.3
Slovenya 16.1 8.8 9.5 4.8 1.2**
Türkiye 30.5* 21.6t 6.8t 14.8t 2.5t
AB 16.9 10.6 9.9 2.6* 1.45*

Kaynak: Eurostat (Net nüfus artışı doğal nüfus artışı [doğumlar-ölümler] ile net iç göçe eşittir.)

t: tahmin; *: 1999 verileri; **: 1998 verileri

 

 

No Comments

Post A Comment