MÜJDE, “HAKÇA VERGİ UYGULAMASI” BAŞLADI!

 

MÜJDE, “HAKÇA VERGİ UYGULAMASI” BAŞLADI!

Cuma günü aylardır tartışılan ek vergi tasarısı yasalaştı. Sabahın erken saatlerine kadar süren tartışmalar sonrasında koalisyon üyesi partilerin milletvekillerinin son anda verdikleri önergeyle eklenen maddeyle tahvil ve bonoya da “faiz vergisi” getirildi. Bu hareketin pek “anlık, duygusal” olmadığı daha sonra basına da yansıyan Cumhurbaşkanı’nın konudan başından itibaren haberdar olduğu ve Maliye bürokratlarının detaylarıyla yaptığı açıklamalarla anlaşıldı.

 

Hepsinin üstüne “tüy” diken ise sayın Başbakanımızın “Rantiye kesime hakça vergi uygulaması başlamış olacak” açıklaması oldu. Öncelikle yıllardır “ayağını yorganına göre uzatamayan” devletimizi, borç vererek ayakta tutan bahsi geçen “rantiye” kesimdir. Gene aynı kesimdir ki tasarruf edemeyen devlete tasarrufları ile “yaşam öpücüğü veren”. Biz söylemekten yorulduk ama dünyada tasarrufçunun bu derecede cezalandırıldığı, aşağılandığı, demotive edildiği başka bir ülke bilmiyoruz. Vergilendirilmiyor denen kesim- bonoların çoğunluğunun bankaların elinde olduğu varsayımıyla-Türkiye’nin belki de en sıkı “regüle” edilen sektörüdür. Kayıtsız ekonomik hareketin asgari olduğu sektördür. Peşin vergide de , kurumlar vergisinde de en ön sırayı alan sektördür. Bu sektörü cezalandırmak, ve bunu da kasıtlı yapmak bizim aklımıza, mantığımıza sığmıyor. Varsayalım ki Sayın Başbakan haklı, “rantiye” denilen bu kesim yeterince vergilendirilmiyor. Sayın Başbakan bunu yapacak olan biz miyiz, siz misiniz ? En azından 1997’den beri iktidarın çeşitli kademelerinde görev ve yetki sahibi iken bu aklınıza gelmedi mi?

 

Son olarak Sayın Ecevit’e sormak isteriz, bugün Hazine’ye başvurup, “2 Kasım’da 03.10.2001 vadeli tahvil ihalesinden kağıt almıştım, ama elim kaymış, 102,000 yazacağıma 112,000 yazmışım, şimdi aklıma geldi, bir zahmet düzeltir misiniz ?” diyebilir miyiz? Ya da “Sayın Ecevit, biz son 18 Nisan seçimlerinde yaklaşık 1 milyon kişi Karaoğlan diye size oy atmışız ama bizim asıl Karaoğlan Sayın Baykal’dı. Bizim oyları bir zahmet CHP’ye aktaralım. Kısmete bakın ki, bu şekilde CHP barajı geçiyor, siz de MHP, FP, ANAP’ın arkasında kalıyorsunuz ve Başbakanlığı kaybediyorsunuz” desek , kendisi bize, demokrasinin güzelliklerini ve 18 Nisan’da 5 yıl için kontrat yaptığımızı anlatmayacak mı?

 

Bankacılık Üst Kurulu’nun atamasını yapın, kanuni zorunluluk var. Yapmıyorum, kimse de karışamaz, ben devletim. Geriye yönelik vergi salmak hukuka aykırı. Kim diyor, ben devletim, hukuk benim. Askerliği nasıl böyle kafanıza göre bedelli-bedelsiz yaparsınız? Kimseyi vaktinde askere alamazsınız, herkes bedelli çıkacak diye kaçmaya çalışır. Sana ne ? Ben devletim, bedelli de yaparım bedelsiz de, keyfimin kahyası mısın? Bana karşı işlenen suçları ben affetmiyorum ki siz ne hakla affedersiniz ? Kendinize karşı yapılan suçları affetmiyorsunuz ama. Anlatamadım galiba, ben devletim. Sen kimsin ki ?

 

2000’e çeyrek kala çağdaş Türkiye manzaraları ! Soru önemli aslında. SEN KİMSİN Kİ? Biz halkız ama hakkımızı aramıyoruz, eleştirmiyoruz, denetlemiyoruz sadece yakınıyoruz. IMF 3 milyar dolar için 6 ay oyalarken, biz 3.5 milyar doları “bir gecede” feda ediyoruz. Hem biz IMF gibi hükümet ile “stand-by” da imzalamadık. Yani kimse bize güvenmesin. Osmanlı döneminde savaşlarda 3 oğlunu kaybeden acılı babanın, son oğlunu da yollarken, asker toplamaya gelenlere “Padişaha selam söyleyin , artık bana güvenip savaşa girmesin” demesi gibi, biz de devletimize selam söylüyoruz. Ayağını yorganına göre uzatsın, bizim “tasarrufumuza”, “kemer sıkmamıza” güvenip “lüks” içinde yaşamaya devam etmesin.

 

 

No Comments

Post A Comment