MEZARLIK SENEDİ

 

MEZARLIK SENEDİ

 

Hareketli günler geçiriyoruz. 2000 yılını kazasız belasız kapatalım derken son iki haftadır piyasalarda yaşananlar, 11 aydır geldiğimiz noktadan daha gerilere düşme endişesini yarattı. Pekiyi neler oldu ve neden oldu ? Bugün kısaca bu konulara değinmeye çalışalım.

 

BANKALARARASI SAVAŞ MI ACABA ?

 

Yaşananların merkezinde bankaların aralarında yaşadıkları “mücadele” ve birbirlerine duydukları “husumetin” olduğu varsayılıyor. Hatta “kişiselleşmiş” bu savaşı, ülkenin kaderi pahasına devam ettirdikleri için spekülatif hareketler içinde olanların cezalandırılmaları isteniyor. Neredeyse 1990lı yılların tamamında, kamu kağıtlarına yatırım yapıp, bunları kısa vadeli repo ve para piyasası enstrümanlarıyla finanse etmek önemli kazançlar yarattı. Bu “oyun”u oynayan finans kurumlarının hepsi önemli getiriler elde ederek kendilerini ve gruplarını kalkındırdılar.

 

ARTIK DEVİR DEĞİŞTİ !

 

2000 yılının başından başlayarak ise, Çelik’in şarkısında belirttiği gibi, “artık devir değişmişti” ! Zira açıklanan enflasyonla mücadele programına gelen destek beklentilerin dahi üzerinde oldu. Bono ve tahvil faizleri ile birlikte kısa vadeli repo ve para piyasası enstrümanlarının faizleri de ciddi anlamda düştü. Sonuçta eskiden kazanılan “tatlı” karlar anılarda kaldı. Ancak zorlaşan “oyun”u kurallarını değiştirerek oynamak gene mümkündü. Bu kez de taşınan kamu kağıtlarının faizlerinin daha da düşeceği beklentisine girerek bazı kurumlar pozisyon tutmaya devam ettiler. Kasım ayının başına kadar da herşey iyi gitti. Bu arada oynanan “oyun”un hükümet tarafından da desteklendiğini göz ardı etmememiz lazım. “Piyasa yapıcılığı” mekanizmasını getiren hükümet, kamu kağıtlarında aktif olan kurumlara bazı imtiyazlar verirken, “aktif” desteklerini de arkasına aldı. Bu sayede 11 ay içinde çeşitli olaylara bono piyasası önceden verdiğinden çok daha az tepki verdi.

 

Kasım ayında “Kasırga” operasyonun derinleşmesi piyasalarda tedirginlik yaratmaya başladı. Zira “kanun dışı” olmasa da, piyasaları besleyen kaynakların önemli bir kısmının “kayıt dışı” olduğu herkesçe malumdu. Daha sonra AB’nin hazırladığı KOB gündeme düştü. KOB’ni tartışmaktan ziyade, neden kabul edilemeyeceğini öne süren hükümetin “çektiği rest” uluslar arası sermaye gruplarını tedirgin etti. Bunların üzerine Telekom’un satışında yaşananların koalisyonun “gül bahçesi” olmadığını bir kez daha gözler önüne sermesi ve “geleneksel” olarak yıl sonu yaşanan iç ve dış kaynaklı dövize talep eklendi. Sonuçta piyasalar dalgalanmaya başladı.

 

MEZARLIK SENEDİ

 

“Mezarlık senedi” kavramı finans piyasalarına aşina olanlar için bilinen ve kaçınılan bir unsurdur. Ölmüş kişilerin adına düzenlenmiş senetlerin finans kurumlarına “teminat” olarak verilmesi kredi ve risk kontrol yöneticilerinin en büyük korkusudur. Bu işi “adet” edinenlerin ve uzmanlaşanların yaptığı başka bir uygulama ise senetlerin birden fazla ölmüş kişinin adına ve birbirleri arasında düzenlenmesiyle daha büyük bir “teminat” havuzuna ulaşmak ve daha da ilginci sistemi kendi içinde “0” bakiye verecek bir konumda tutmaktır. Yani herkes birbirine borcunu ödese, hiçbir risk kalmayacaktır ve fakat tek problem borçluların bulundukları yerde “geri ödeme sistemi” geleneksel normlara pek uymamaktadır !

 

SİSTEM KİLİTLENDİ

 

Para piyasalarımızda son yıllarda yaşanan likidite sıkıntısı da işte bu süreci andırmaktaydı. Her gün sonunda A kurumu, B’ye olan “borçlarını” ödemek üzere, C’den olan “alacaklarını” beklediğinden ve C de B’den alacağı para gelmediğinden “0” sonuçlu bir sistem “kilitlenme” riski ile karşı karşıya kalıyordu.   İşte bu noktada, geçtiğimiz haftalar içinde yerli ve yabancı bankalar birbirlerine açmış oldukları para piyasası limitlerini de tek taraflı olarak kapatmaya veya dondurmaya başladılar. Likiditenin zaten olmadığı piyasada, bu gelişme “tetikleme”yi gerçekleştirdi. Kilitlenen sistem geçen Çarşamba, ancak TCMB’nın yardımıyla kapanabildi. Sonuçta bulunduğumuz noktaya vardık.

 

Bu tablo dahilinde, çözüm de piyasalara hem likiditenin hem de güvenin beraberce geri “pompalanmasıyla” sağlanabilecektir. Şu anda yapıldığı gibi ayrı ayrı çabalar sonuçsuz kalacaktır. Çözümün gecikmesi de dalgalanmayı arttıracağından, durulmayı da güçleştirecek ve geciktirecektir.

 

 

No Comments

Post A Comment