MANCHESTER UNITED’DAN ALINACAK DERSLER !

 

MANCHESTER UNITED’DAN ALINACAK DERSLER !

 

Bu hafta sonu tam bir spor festivalini yaşıyoruz. Bir yandan ev sahipliğini yaptığımız 20.Avrupa Basketbol şampiyonası ve finale adını yazdırma gayretindeki “12 Dev Adam”ımız, diğer yanda ise Dünya Futbol Şampiyonası’na final vizesi peşindeki A Milli Futbol Takımımız. Bu “milli” heyecanın yanına bir de nefesleri tutarak izlediğimiz Formula 1 Belçika Grand Prix’sinde Micheal Schumacher’in F1 tarihinin tüm rekorlarını teker teker kırmasını ve İngiltere Milli futbol takımının Almanya’yı kendi evinde hezimete uğratmasını ekleyin. Tüm bu heyecan fırtınasını değişik TV kanallarından evinizde izleme şansına sahipsiniz. Bu müsabakalara sadece spor diyebilmek mümkün de değil, bir yandan eğlence diğer yandan da yan sektörleriyle büyük bir sanayi. Bundan yaklaşık elli yıl önce BBC, 1948 Londra Olimpiyatlarını naklen yayınlamak için 1000 sterlin (bugünkü değerlerle 30,000 dolar) ödemişken, son Sydney Olimpiyatlarında bu rakam 1.5 milyar dolara yaklaştı.

 

Ülkemizde yeni gelişmeye başlayan golf sporunun efsanevi isimlerinden Arnold Palmer, 1959 yılında kariyerine başlarken sponsoru Heinz firması ile yıllık 500 dolar ve kullanabildiği kadar “ketçap” üzerinden anlaşma yapmıştı. Palmer, yaklaşık kırk yıl sonra (1997’de) sponsorlarından bir yılda 16 milyon dolar kazandı. Kuşkusuz efsanevi Micheal Jordan’ın basketbolu bırakana kadarki yıllık kazancı ve Ferrari pilotu Micheal Schumacher’in geliri bu rakkamın kat kat üzerinde.

 

MANCHESTER UNITED

 

Geçtiğimiz hafta içinde NTVMSNBC’de yeralan ilginç bir değerlendirme (http://www.ntvmsnbc.com/news/102596.asp) dünyada futbolun ne denli geliştiğinin ve finansal gücün öneminin bir kez daha altını çizdi. Finans ile gönül verilen renklerin ilişkisini sizlere göstermesi açısından, halen 650 milyon dolar civarında bir piyasa değerine sahip olan Manchester United’a sadece üç yıl önce BSkyB Tlelvizyon kanalının patronu Rupert Murdoch’un 1 milyar dolar değer biçtiğini hatırlatalım. Hem bu fiyatın çok düşük olduğunu iddia eden hem de Murdoch aleyhtarı taraftarlar (ve hissedarlar), Manchester United Yönetim Kurulu’nun olumlu baktığı bu teklife karşı harekete geçtiler. Bizim ne iş dünyasında ne de siyasette beceremediğimiz bir organizasyon ve hesap sorma ile haklarını sonuna kadar arayan bu grup ilk aşama olarak da SUAM (Shareholders United Against Murdoch)’i kurmuştu, yani Murdoch’a Karşı Birleşik Hissedarlar ! SUAM basın, siyasetçiler, yatırım bankacılar ve bürokrasi kademesinde yürüttüğü lobi çalışmalarının yanında, o dönemdeki 30,000 Manchester United hissedarı ile de temas kurarak kendi tezlerini anlatmıştı. Sonuçta Rekabet Komisyonu, bu teklifi 1999’da, BSkyB televizyonuna haksız rekabet etme fırsatı tanıyacağı için reddetti ve engelledi. Milan ve Paris St.Germain gibi Avrupa’nın iki büyük kulübüne de medya imparatorlarının sahip olmasına rağmen alınan bu karar İngiltere’nin hissedar hakları ve “kurumsal yönetişim” konusunda geldiği noktayı göstermesi açısından da son derece önemliydi. Bu çerçevede Murdoch’un teklifinin sermaye piyasaları tarafından da olumlu karşılandığını, Manchester United hisse fiyatının, teklifin geçerli olduğu 1998-99 arasında %70 değer kazanmasından da söylemek mümkün.

 

Manchester United’ın yıllık gelirlerinin %40’ı bilet hasılatından, %20’si televizyon yayın haklarından, %20’si marka ürünlerin satımından , %15’i ise reklam ve sponsorluk haklarından geliyor. Toplam gelirlerin yaklaşık % 5’i ise kulüp tesislerinde düzenlenen konferans ve benzeri faaliyetlerden elde ediliyor. Bu tabloyu bir de bizim en çağdaş yönetildiğini iddia ettiğimiz 3 büyük klubümüzün finansal sonuçları ile karşılaştırın bakalım.

 

NASIL ZENGİN OLUNUR ?

 

Manchester United’ın ek gelir yaratmak amacıyla üzerinde çalıştığı yeni projelerin başında ise son iki yılda yavaşlasa da “yeni ekonomik” modeller yeralıyor. Örneğin kulübün resmi web sitesi (www.manutd.com) ayda on milyona yaklaşan “hit” alıyor. Buradan yönlendirildiğiniz bazı siteler ise kulübe ayrıca komisyon ödüyorlar. Bunların başında da sanal ortamda maç skorları üzerinde tahmin yapılabilen Eurobet’in sitesi geliyor. Bir başka kanal ise kulübün forma reklamlarını da yıllık 7.5 milyon sterline alan mobil telefon operatörü Vodafone’un WAP ve benzeri teknoloji ile taraftarlara sunmaya çalıştığı yeni hizmetlerden (manumobile) elde edilebilecek gelirler. Üç yıl önce BSkyB ve Granada Televizyonu ile ortak kurulan MUTV (Manchester United Televizyonu) ise daha emekleme aşamasında. Bir başka büyük proje ise stadın kapasitesinin 55,000 kişiden 67,400 kişiye çıkartılması amacıyla yapılan yaklaşık 30 milyon sterlinlik yatırım idi. Yıllardır Galatasaray’ın gündeminde olan ve iki yıldır da Fenerbahçe’nin farklı bir yaklaşımla önemli yol aldığı bu stadyum kapasite arttırımı projesi iki yılda tamamlandı ve Manchester United’a yıllık yaklaşık 7.5 milyon sterlin ek gişe hasılatı sağladı. Gelirlerinin büyük kısmını TV haklarından ve forma reklam gelirlerinden elde eden bizim kulüplerimiz ise bugün Manchester United’in sadece “halka açık” olmasını örnek almaya çalışıyor gibiler. Aslında resmi büyütürsek, Manchester United örneğinden sadece spor dünyası değil, iş ve siyaset dünyası da ders çıkartmalı. Pardon, biz onları 40 yıl sonra Old Trafford’da yenmiştik değil mi, ne gerek var o zaman ders çıkartmaya ? Onlar bizden öğrensin bu iş nasıl yapılır !

 

 

No Comments

Post A Comment