“MASUM HEDİYE”

 

“ M A S U M   H E D İ Y E ”

1960’lı yıllara kadar para, politika ve dinle ilgili konuları açıkça konuşmak çoğu insana göre nezaketsizlikmiş.1980’li yıllara kadar ülkemizde para ve ekonomi ile ilgili konuları değil basında görebilmek, konuşanlara, tartışanlara dahi rastlamak zordu. Ancak o dönemden bu yana “köprünün altından çok sular aktı”. Günümüzde artık hemen hemen her “parasal” konu, detaylarına kadar irdelenirken, sadece yurtiçi değil global ekonomi de hepimizin gündemini oluşturuyor. Örneğin 2000 yılı bütçesi ile ilgili olarak hepimizin oluşmuş bir fikri var, bu sebeple biz artık daha fazla bütçe ile ilgili yazmak istemiyoruz.

 

EuroBusines dergisinin Kasım sayısındaki bir habere göre Amerika’nın en çok satan spor giyim markası Tommy Hilfiger ‘ın içinde bulunduğumuz yıl satışları 2 milyar doları, karı da 200 milyon doları aşacakmış. 1994 yılında satışları 228 milyon dolar ve karı da 25 milyon dolar olan firmanın aynı adlı yaratıcısının 6 yılda aldığı yol gerçekten inanılmaz. Bize asıl ilginç gelen ise 47 yaşındaki Hilfiger’ın pazarlama stratejisi. Tommy Hilfiger her yıl yaklaşık 5 milyon dolar tutarındaki ürünlerini ve aksesuarları aralarında Clinton ve İngiliz prensleri Harry ve William’ın da bulunduğu onlarca insana hediye olarak yolluyor. Medyanın her anını takip ettiği bu insanlar da keyifle bu ürünleri kullanırken, aralarında İngiliz prenslerinin de bulunduğu bazıları farklı modelleri veya renkleri talep etmekten geri kalmıyor. Kameraların ve objektiflerin dünyaya yansıttıkları sayesinde de Tommy Hilfiger, Ralph Lauren, Clavin Klein gibi rakiplerinin önüne geçip, arayı da açmaya başlamış durumda.

 

Bize ilginç gelen, bir ülkenin başkanının veya kraliyet ailesi üyesinin bu tip hediyeler almasının, son derece normal olarak medyaya yansıması. Herhalde Tommy Hilfiger’ın Amerikan Hazine’sinde imza bekleyen bir yatırım teşviği veya kamu bankalarından çıkacak kredisi olmadığı için Clinton’a yollanan “masum” bir hediye fazla önemsenmiyor ! Ya da benzer sebeplerle prenslere yollanan hediyeler “geleceğe yatırım” olarak nitelendirilmiyor ! Yabancı sermayeli bir şirkette çalıştığımız dönemde, maddi değeri 250 doların üzerindeki hediyelerin Amerika’daki genel merkezin en tepe yöneticisine kadar raporlandığını gözlemlemiştik. Dolayısıyla yabancılar da bu konularda “gerektiğinde” son derece hassaslar ama ne zaman gerektiği konusu sanırız daha önemli.

 

Birkaç hafta önce Hazine’den sorumlu bakanın “talihsiz” açıklamasının bizce yanlış tepkiler alması da aslında bu yüzden galiba. Toplumumuz “faturanın” kendisine kesilmesine o kadar alışmış ki ve bundan da o kadar rahatsız ki, artık normal konularda bile tepkisiz kalamıyor. Kuşkusuz bizce daha çarpıcısı, bu tepkiyi hisseden hükümet yetkililerinin “yanlış” yapmadıkları halde bakanın açıklaması sonrasında, konuyu “örtbas etmek” için gösterdikleri çaba ! Siz bir de düşünün şimdi; Tommy Hilfiger’ın sayın başbakana, sayın devlet bakanına veya daha da güzeli doğum günü şerefine sayın cumhurbaşkanımıza birer hediye yolladığında ne tepkiler ve “resmi” ağızlardan nasıl açıklamalar alırız ?

 

Son Söz: Siyasetle ahlakı ayıranlar ikisinden de bir şey anlamamışlar demektir.        John Morley

 

muraty@gsdholding.com.tr

 

 

No Comments

Post A Comment