KARİYER YÖNETİMİ ZOR ZANAAT!

 

KARİYER YÖNETİMİ ZOR ZANAAT!

Varsayalım uluslararası bir şirkette üst düzey yönetici olarak çalışıyorsunuz. Profesyonel kariyerinizde hem yabancı hem de Türk sermayeli şirketlerde elde edilmiş tecrübeler var. Kırklı yaşlarınızın başında, en üretken, en verimli olabileceğiniz dönemdesiniz ve artık hayatta farklı bir şeyler de yapabileceğinizi hissediyorsunuz; ama ne olduğunu da çok iyi tasvir edemiyorsunuz.

 

Önünüzdeki alternatiflerden birisi uluslararası kariyer imkanlarını mevcut calıştığınız işverenle birlikte takip etmek, yani Türkiye dışında değişik coğrafyalarda çalışmak. Bu opsiyonu zaman zaman mecburi kılan faktorler de olabiliyor; çokuluslu şirketler eskiden olduğundan çok daha fazla coğrafi mobilite konusunda hassaslar. Uluslararası işvereniniz sizi senelerce oturduğunuz koltuktan kalkmaya zorluyor; her rolde üç, bilemediniz beş yıl “ömrünüz” var. Eşinizin işi, çocuğun okulu, aile büyüklerinin olumsuz yöndeki telkinleri, yeni alıp daha keyfini çıkartamadığınız eviniz, arkadaşlarınız, Boğaz, balık, rakı ve şiş kebap…. Haydi bunların hepsini aştınız ve yurtdışında çalışmaya karar verdiniz; bu kez karar vermeniz gereken nereye “göçeceksiniz”? Belki şirketinizin ABD, Ingiltere veya İsviçre gibi merkez veya bölgesel ofislerinin bulunduğu bir ülkede kurmay heyette yer almak ve büyük ciroları, büyük bolgeleri, uzaktan yönetme kararı verebilirsiniz. Başka bir alternatif ise çalıştığinız şirketin gelişmekte olan operasyonlarından birisinde, örnegin Çin, Hindistan veya Rusya’ya, meşhr BRIC ülkelerine yönelmek; ya da, daha da fazla heyecan arıyorsanız Nijerya, Kuveyt veya Tayvan’daki operasyonlarda cephede kalıp, Türkiye’de kazandığınız yetkinlikleri daha yoğun kullanmak olabilir.

 

Yok ben sıkıldım bu şirketten diyorsanız, çalıştığınız işverenin kapısından çıkıp, yıllardır “biz onlardan daha iyiyiz” dediğiniz ezeli rakiplerden birisine katılabilirsiniz; ama baştan söylemek lazım, her zaman hazmetmesi o kadar kolay olamayabilir. Diğer taraftan ülkemizde, işe alma kararlarında, fonksiyonel beceriler ve pazar bilgisine çok büyük ağırlık verildiği için farklı sektörlere geçiş yaparak, liderlik yetkinliklerinizi, olgunluğunuzu ve görgünüzü değerlendirebilmek, potansiyel işverenlerin direnci nedeni ile çok kolay değil. Yukarıdaki opsiyonlara bakarak insanın dilinin ucuna kadar geliyor; “yönetici olmak da zor; içi seni dışı beni yakar”.

 

Girişimci olmak istemiyor ve profesyonel kariyerinize devam etmek istiyorsanız, son dönemde sizin için değerlendirilebilir başka bir kariyer opsiyonu daha var; finansal yatırımcıların (örenğin “private equity”) yatırım yaptığı veya sahip olduğu şirketlerde calışmak. Bu kariyer yolunun yukarıdaki kariyer gelişimine göre farkı, profesyonel hayata devam ederken, yarı girişimci olmak imkanını da yaratabilmesi. Finansal yatırımcılar bugün profesyonellere finansal imkanları sağlama konusund çok bonkör olmasalar da, uzun vadede şirketin elde ettiği değeri paylaşma konusunda o derece esnek ve istekliler; şirketin değerinin artışının bir kısmından sizi de “nemalandirmak” konusunda taahhütlerde bulunabiliyorlar – burada da meşhur BMW reklaminda olduğu gibi “gökyüzü sınırınız” !

 

Ancak hayatı boyunca profesyonel yönetici olarak çalışmış bir çok birey için, kazanmış oldukları alışkanlıkları zihinsel bir sürtünme yaratıyor. Karşılaştığım örnekler gösteriyor ki, yöneticiler için cepteki kuş her zaman daldaki kuştan daha değerli! Bu yüzden de finansal yatırımcılarla masaya otururken sıklıkla “sen bana bugün sahip olduklarımın tamamını ve hatta fazlasını ver; iş bitiminde şirketi sattığımızda da üstüne vereceğin ödeme ekmek kadayıfının kaymağı olsun” diyorlar. Yatırımcılar ise benzer mutfak lisanı ile “ne kadar köfte o kadar ekmek; sen bana kazandır ben de sana karşılığını ve hatta fazlasını vereyim” diye diretiyorlar; maalesef bu kadar yemek arasindan ziyafet sofrası çoğu zaman çıkamıyor. Maddi uyumsuzluk olarak görülse de, aslında aradaki temel felsefi farklılık tarafların işe bakış açısından kaynaklanıyor.

 

Ne dersiniz, yukardaki alternatifler size aşina geliyor mu? Kariyer bahçesinde “dikensiz gül” yok; önemli olan doğruyu değil, “aradığınız kokuyu, lezzeti” bulabilmek. Kolay gelsin!

 

 

No Comments

Post A Comment