KARIŞIK DUYGULAR İÇERİSİNDEYİM…

 

KARIŞIK DUYGULAR İÇERİSİNDEYİM…

 

Karışık duygular içerisindeyim; birkaç saat önce, iyi bir dostu, huysuz ama tatlı bir insanı, son yolculuğuna uğurlamak üzere bir cami avlusundaydım. Çevremdeki kalabalığa şöyle bir baktım; siyasi rakipler, farklı renklere gönül vermiş taraftarlar, birbirinin kuyusunu kazan medya yöneticileri, mahkemelik olmuş iş adamları, hepsi aynı cami avlusunda “O”na veda etmek üzere toplanmışlardı. Huysuz adam Yurtsan Atakan gene yapacağını yaptı!

 

Otuz yıla yaklaşan bir mazimiz olsa da, onu sanırım benden daha iyi tanımlayacak onlarca, yüzlerce insan vardır. Benim zaman zaman uzaktan da olsa hayranlıkla izlediğim yönü, inandığını tutkuyla savunması idi. Konu teknoloji de olsa, şarap da, bir restoran da konuşulsa, bir havayolu da, Yurtsan’ın “güçlü” bir tercihi hep vardı. Zaman zaman kendisinin de tercihlerini değiştirdiğini bilmesine ragmen, karşısındakini ikna etmek için mücadeleyi bıraktığını hiç görmedim. Tercihlerini değiştirmesi konusunda da, onu ikna eden, karşısındakiler değil, gene kendisi olurdu! Huysuz ve inatçı adamın, keskin duruşuna ve güçlü tercihlerine ragmen, hakkında kötü konuşan, olumsuz söz söyleyene de pek rastlamadım. Ticari ihtilafa düştüğü insanlar dahi, “işi bir tarafa, Yurtsan’ı ise diğer tarafa” koyuyorlardı hep. Yaşamında da, vedasında da, Yurtsan insanlara değil, fikirlere muhalif olunması gerektiğini göstermeye çalıştı.

 

Bu satırları yazarken, düşünmeden geçemedim; neden bizim yazılı basınımızda, ölümlerin ardından yayınlana “anma yazıları” (obituary) alışkanlığı yoktur ? Hayata iz bırakanları, neden derli toplu son bir kez anmak, hatta geç de olsa onları daha iyi tanımak imkanı veren anma yazılarını büyük gazeteler veya dergiler gündeme taşımazlar.

 

Karışık duygular içerisindeyim; birkaç saat sonra kardeşim kadar sevdiğim, elimde doğduğunu ve büyüdüğünü söyletebileceğim bir gencin belki de hayattaki en mutlu anlarından birisine şahitlik etmek üzere, nikah törenine katılacağım. Bu nikah sebebiyle, 30 Ağustos Bayramı tatilini bahane edip, Istanbul dışına çıkmadığım için, Yurtsan’a son yolculuğu öncesinde veda edebildim. Bu sebeple, evlenen kardeşim Bora’yı sadece tebrik etmeyip, teşekkür de edeceğim.

 

Cami avlusundan, nikah törenine kadar geçecek birkaç saat içinde, karışık duygular içerisindeyim! John Lennon’un söylediği gibi “hayat, biz gelecek için planlar yaparken, başımızdan geçenler”. Önemli olan inandıklarının arkasından gidebilme kararlılığını, heyecanını gösterebilmek, tutku ile bugünü yaşamak ve hiçbirşeyi ertelememek. Ben gene de, birkaç saat, birkaç gün, belki birkaç hafta daha karışık duygular içerisinde olacağım ….

 

 

No Comments

Post A Comment