İSTİKRAR ENDEKSİNDEN ÇIKANLAR

 

İSTİKRAR ENDEKSİNDEN ÇIKANLAR

 

Geçtiğimiz ay içinde uluslararası yatırım bankası Lehman Brothers’ın Eurasia Group ile ortaklaşa yayınlamaya başladıkları aylık “istikrar” endeksi LEGSI hakkında sizlere bilgi vermeye çalışmıştık. Öncelikle merak edenlerin sayısının fazlalığını göz önünde tutarak LEGSI (Lehman Brothers Eurasia Group Stability Index) ile ilgili tekrar açıklayıcı bilgi paylaşalım. Yaklaşık 450 civarında ekonomist ve risk uzmanının çalışmalarının değerlendirilmesi ile oluşturulan endeks şu anda gelişmekte olan 10 ülkeyi (Macaristan, Polonya, Bulgaristan,Ukrayna,Tayland,Rusya,Hırvatistan,Türkiye,Azerbaycan ve Endonezya) dört gösterge açısından (devlet yönetimi, ulusal güvenlik , ekonomi ve toplum) inceleyerek sıralama yapmaya çalışıyor. Ekim ayındaki değerlendirmede, on ülke arasında Türkiye, Endonezya ve Azerbaycan’ın ardından en kötü üçüncü notu almıştı.

 

Kasım ayına ait LEGSI değerlendirmeleri geçtiğimiz hafta içinde elimize ulaşınca sizlerle paylaşma ihtiyacı hissettik. Aşağıdaki grafikte de görülebileceği gibi sıralamada Türkiye açısından fazla bir değişiklik yok. Bu kez elimizde olan iki değerlendirmeyi sizinle paylaşma fırsatını buluyoruz. Grafikte, her ülke için alttaki çizgi yapısal (structural) değerlemeleri gösteriyor. Yapısal değerlendirmelerde, incelenen ülkelerde, yukarıda sıralamaya çalıştığımız konulardaki uzun vadeli trendlerin gelişimini görebilmek mümkün. Üstteki çizgilerin gösterdiği heterojen (composite) değerlemelerde ise güncel olayların, gelişmelerin ve politikaların yapısal değerlemelere etkisi ölçülmeye çalışılmış. Ülkemiz “her zaman olduğu gibi” uzun vadeli değerlemelerde daha başarılı görülen ülkeler arasında yeralıyor.

 

DEVLET YÖNETİMİ

 

Dört kategoride yapılan analizlerin detayları incelendiğinde devlet yönetimine ilişkin olarak verilen notların geçen aya göre fazla değişiklik içermediği gözlemleniyor. Bu çerçevede yapılan yorumda mevcut koalisyon hükümetinin Cumhurbaşkanı ile yürüttüğü gergin ilişkiler trafiğinin altı çizilirken, Çankaya’dan geri gönderilen “milletvekili maaşlarının artışı” ile ilgili anayasa değişikliğinin mevcut şartlarda referanduma gitmeden çözüleceği öngörüsü yapılmış. Geçtiğimiz hafta içinde bu “öngörünün” gerçeğe dönüştüğünü hep beraber gözlemledik. Ancak değerlendirmede “önümüzdeki altı ay içinde bir erken seçim alternatifinin gündemden çıkartılmaması gereğinin” altı çizilmiş. Gene bu çerçevede Ekim ayı boyunca gündemden hiç düşmeyen “Kemal Derviş’in siyasi geleceği” konusunun bu değerlendirmede de önemli bir başlık olarak ele alınıyor olması son derece ilginç.

 

EKONOMİ

 

Ekonomi ile ilgili yapılan tahlillerde, Türkiye’nin “skorunun” önceki aya göre yükseltildiği gözükürken, bunun da temel nedeninin “11 Eylül saldırıları” sonrasında Türkiye’nin siyasi ve askeri stratejik öneminin bir kez daha anlaşılması olduğu belirtiliyor. Bu çerçevede ABD’nin Türkiye’nin savunma sanayinden kaynaklanan borlarını silme kararı almasının önemli bir adım olduğu işaret edilirken, üstlenilecek “rolün” yeni askeri harcamaları da yaratabileceği eklenmiş.

 

ULUSAL GÜVENLİK

 

Ulusal güvenliğe yönelik yapılan tespitlerde ise İngiltere’nin ardından ABD’ne askeri destek sözü veren Türkiye’nin uluslar arası güvenlik platformundaki önemi irdelenirken, Afganistan’da yaşananların Irak’a sıçraması olasılığının azalması da gözönüne alınarak, Türkiye’nin notu yükseltilmiş. Gene bu kategori kapsamında Türkiye’nin Güney Kıbrıs’ın AB üyeliğine kabul edilmesi olasılığı konusundaki hassasiyet değerlendirilirken gerek ekonomik ve gerekse de Doğu Akdeniz’deki gergin siyasi ortam nedeniyle Türkiye için oluşabilecek risklerin altı çizilmiş. Kuşkusuz bu başlık kapsamındaki en çarpıcı saptama ise 520,000 kişilik askeri gücü ile NATO’nun en önemli unsurlarından biri olma özelliğini taşıyan ve ABD tarafından da jeostratejik önemi işaret edilen Türkiye’nin MGK nedeniyle yapılan eleştirilerden dolayı “devlet yönetimi” ile ilgili değerlemesinin aşağı çekilmesi ile oluşan çelişkili durum.

 

TOPLUMSAL İSTİKRAR

 

Toplumsal istikrar konusundaki değerlendirmeler ve öngörüler ise maalesef sosyoekonomik koşulların kötüleşmesi dolayısıyla “toplumdaki gerilimin” artacağı yönünde. Bu çerçevede DPT’nın nüfusun %15’inin yoksulluk seviyesi ve altında gelire sahip olduğu tespiti ve kişi başına düşen GSMH’nın $ 2,261 seviyelerine kadar düşmesine işaret edilirken, 2001 yılında ekonominin %8.5 civarında küçülmesinin önümüzdeki altı ayda bu tabloyu daha da kötüleştireceği öngörüsü yapılmış. Artan sıkıntılar nedeniyle de hükümetin sosyal güvenlik ve tarım sübvansiyonlarını GSMH’dan alacakları oransal payın 2002 bütçesinde azaltılmayacağı tahmininde de bulunuluyor.

 

Son derece ilginç bulduğumuz LEGSI ve endeks kapsamındaki değerlendirmeleri sizlerle paylaşmaya önümüzdeki aylarda da gayret edeceğiz. LEGSI ve değerlendirmeler konusunda daha detaylı bilgi arayışı içinde olan okurlarımıza www.lehmaneurasiagroup.com adresini ziyaret etmelerini salık veriyoruz.

 

No Comments

Post A Comment