İSLAMİ YATIRIMLAR

 

İSLAMİ YATIRIMLAR

 

Dünya Ticaret Merkezi’ne ve Pentagon’a yapılan saldırıların ardından dünyanın konuştuğu konuların başına terörizmin çeşitleri yerleşti. “İslami terör”, “coğrafi terör” gibi kavramların varlığı ve içeriği tartışılmaya başlandı. Terör uzmanlık alanımız değil ama İslami bankacılık ve özellikle “İslam dinine uygun yatırım stratejileri” konusu uzun zamandır ilgimizi çekiyor.

 

Dünya üzerindeki sayıları 1.2 milyarı aşan Müslümanın , birikimlerini İslam dini ve bunun düzenleyicisi olan Şeriat kanunlarına uygun finansal ürünlerde değerlendirmek istemelerinin sonucunda, başta Orta Doğu’da olmak üzere neredeyse dünyanın her yerinde birçok büyük finans kurumu değişik ürünleri tasarlama yarışına girdiler.

 

ŞERİAT KURULU

 

Geçtiğimiz on yıl içinde aralarında UBS, SSSB, HSBC, Templeton, Pictet, Royal Bank of Canada, Deutsche Bank, Axa, Nomura, BNP, Citibank, Barclays ‘in (Kaynak:www.failaka.com) de bulunduğu çokuluslu finans kurumları şu aşamada “İslami prensiplere uygun yatırım fonları” yönetmek ve sunmakla yetinirken, birçok Orta Doğu merkezli finans kurumu, oluşturdukları “Şeriat Kurulu”nun geliştirilen ürünleri şeriat kurallarına göre incelemesini ve uygunluklarını onaylamasını sağladı. İslam dini ekonomik faaliyeti destekleyen bir din olduğundan yatırımlar da desteklenmektedir ancak bu kurumlarda herhangi bir finansal ürün piyasaya sunulmadan önce bu “onayı” almak zorunda.

 

“Şeriat Kurulu”nun çalışmasının temelinde finansal ürünlerin İslam dininin prensiplerine uygunluğunun araştırılması yatıyor. Bu çalışmada Şeriat kanunlarının da temelini oluşturan kutsal kitabımız Kuran-ı Kerim, Peygamberimizin hadisleri, Kıyas denilen kurallarla tanımlanmış konuları mevcutla analitik karşılaştırma metodları ile içtihat ve icma esaslarına göre kurul kararlarını verir.

 

ANALİTİK DEĞERLENDİRME

 

İslami yatırım fonları hisse senedine yatırım yapan sermaye piyasası enstrümanları olarak ortaya çıkıyor. Burada da “Şeriat Kurulu”nun esas katkısı da yatırım “yapılamayacak” şirketleri belirleme noktasında ortaya çıkmakta. Örneğin silah, alkol, tütün, kumar, eğlence ve medya şirketlerine veya gıda sektöründe domuz eti ile ilgili yatırımı olan kurumlara bu fonlar yatırım yapamamakta. Ancak bu değerlendirme sadece “kalitatif” değil analitik bir değerlendirme olarak da görülebilir. Borçlarının varlıklarına oranı %30’un üzerinde olan veya gelirlerinin %5’inden fazlası faiz gelirlerinden oluşan ya da alacakları ile nakitleri varlıklarının %50’sinden yüksek olan şirketler de bu tip yatırım fonlarının ilgi göstermediği şirketler arasında.

 

ONLINE ZEKAT !

 

İslami esaslara göre yatırım yapan fonların varlık toplamının beş milyar doların üzerinde olduğu hesaplanıyor iken uzmanlar ulaşılabilecek potansiyelin yüz elli milyar dolara varabileceğini tahmin ediyorlar. Yatırım fonlarının büyüklüğü, artan arz ve talep ile birlikte her yıl yaklaşık %15 büyüyor. Bu fonlar için dağıtım ve satış ağı, yani doğru yatırımcılara ulaşabilmek en büyük zorluk olsa da sınırları kalkan finansal sistemde bu problem pek de önemsenmiyor. Alternatif kanallara örnek teşkil etmesi açısından, araştırmalarımız sırasında rastladığımız bir web sitesini ilgilenenlerle paylaşmak istiyoruz: IslamiQ.com. Londra merkezli olarak geçtiğimiz sene açılan bu sitede İslami finans hakkında aklınıza “gelmeyecek” her türlü sorunun cevabına ulaşmanız mümkün ! “Online zekat” hesaplamanızı ve değişik sosyal yardım kurumlarına zekat vermenizi dahi mümkün kılan site Şeriat konusunda uzmanlaşmış akademisyenlerin olası sorularınızı cevaplamasını da sağlamış. Biz sitede gezerken “spekülatif amaçlı türev ürünlerin Şeriata uygun olup olmadığına” dair bir soruya rastladık ! Diğer taraftan sitede yatırım yapılabilecek fonların ve hisse senetlerinin de adlarını öğrenebiliyorsunuz.

 

Alliance Capital uzmanları 600’e yakın yatırım yapılabilir hisse senedi olduğunu tahmin ediyorlar. Merakımız acaba bunlar arasında hiç Türk şirketi var mı ? Son yıllardaki halka açık şirketlerin “faiz zengini” olduğu serzenişlerinden biz pek sanmıyoruz !

 

BİZDE NE EKSİK ?

 

Yukarıdaki rakamlar sizi ne kadar etkiledi bilemiyoruz ama Dünya Bankası kaynakları Orta Doğu’dan dışarıya akan toplam paranın 1,000 milyar doların ($ 1 trilyon) üzerinde olduğunu belirtiyorlar. Bu akımdan kapı komşusu biz ise “damla” dahi alabilmiş değiliz. Bunun bir sebebinin yatırım yapılan alanların başında gayrımenkul gelmesi olarak gösterebilirsiniz. ABD ve İngiltere’de şeriata uygun “ipoteklendirilmiş” ev alım planları dahi düzenlenip sunulabiliyor. Ancak sorun dönüp dolaşıp galiba gene Türkiye’nin neden yabancı sermaye çekemediğine dayanıyor. Sayın Başbakan bunun sebebini yaklaşık kırk yıl sonra tespit ederek bürokrasinin ağır işlemesi olarak gösterse de, biz kaybedilen ve mevcut hükümet tarafından tekrar bulunması veya yaratılmasını mümkün görmediğimiz “GÜVEN” kelimesini kendilerine hatırlatmak isteriz.

 

 

 

No Comments

Post A Comment