İMKB’NIN CAMDAN TAVANI

 

 

 

İMKB’NIN CAMDAN TAVANI

 

Birleşmiş Milletler’in kadınlara karşı ayırımcılığın engellenmesine yönelik konvansiyonunu (CEDAW) imzalayan ülke sayısı 168’e ulaşsa da, hala neredeyse dünyanın heryerinde, kadınların siyaset, iş ve sosyal hayatta temsili ile ilgili problemler tartışılıyor.

 

Wall Street Journal gazetesinin iki muhabiri, Carol Hymowitz ve Timothy Schellhardt, 1986 yılında Camdan Tavan (“The Glass Ceiling”) başlıklı raporu yayınladıktan sonra “simgesine” de kavuşan kadın-erkek eşitsizliğine yönelik bu mücadele ile ilgili ilk tartışmalar 1960lı yılların başında Betty Friedan’ın yayınladığı “The Feminin Mystique” adlı kitapla yepyeni bir boyut kazanmıştı. Friedan kitabında “kadınların artık aile veya iş veya her ikisini de seçme hakkına” sahip olmayı hayal ettiklerini ilk kez kamuoyunun gündemine elli yıl önce etkili olarak getirmişti.

 

Oysa yapılan araştırmalar hala ABD’nde ortalama olarak aynı seviyede çalışan kadınların, erkeklerden %20 daha az ücret aldığını gösteriyor. General Accounting Office adlı kamu kurumunun hazırladığı çalışmaya göre aradaki bu fark, geçen 20 yıldır da değişmeden sabit kalıyor.

 

Türkiye’de pek tanınmayan EPWN (European Professional Women’s Network), profesyonel kadın yöneticilerin paylaşımını, dayanışmasını ve iş dünyasındaki etkinliğini arttırmaya yönelik olarak kurulmuş olan ve halen Avrupa’da 8 ülkede, 10 şehirde yapılanmasını tamamlamış bir sivil toplum insiyatifi (www.EuropeanPWN.net) . EPWN, 2004 yılının ilk yarısında Avrupa’nın en büyük 250 şirketine yönelik olarak kapsamlı bir araştırmayı tamamlamıştı. Araştırma 14 ülkede yaklaşık 2,700 Yönetim Kurulu Üyesini kapsayacak şekilde yapıldığı için oldukça derin bir istatistiksel örneklem olma özelliği taşıyordu. Egon Zehnder International’ın desteği ile yapılan bu araştırma 2006 yılında bu kez 18 ülkede 4,500 Yönetim Kurulu Üyesini kapsayacak şekilde genişletildi. Ancak sonuç pek de farklı olmadı; kadın yöneticilerin iş dünyasında aldıkları pay, hala katma değerleri ile orantılı değil.

 

Egon Zehnder International Istanbul ofisi olarak yapılan bu çalışmanın çerçevesi ve prensipleri kapsamında 2005 yılı sonu itibarı ile Istanbul Menkul Kıymetler Borsası’na kote olan 311 şirketi analiz ettik. Öncelikle araştırmanın kapsamındaki şirketlerdeki Yönetim Kurulu boyutunu incelediğimizde, Türkiye’de şirketlerde görev yapan Yönetim Kurulu üyesinin Avrupa ortalamasının çok altında olduğunu görüyoruz. EPWN’in araştırmasında ortalama Yönetim Kurulu Üyesi sayısı 15’in üzerinde iken, Türkiye’de İMKB’na kote olan şirketler içinde Gübre Fabrikaları A.Ş. haricinde (16 YK Üyesi), 15 veya fazla üyeye sahip şirket yok. Kartonsan, Koç Holding ve Net Holding 14, Anadolu Efes ise 13 üye ile “kalabalık” Yönetim Kurulu odasına sahip diğer şirketler. Ancak az sayıdaki örneklerin dışında baktığımızda İMKB’na kote olan şirketlerin Yönetim Kurulu Üyelerinin sayısı 6’nın biraz üzerinde; başka bir deyişle Avrupa araştırmasındaki sonucun yarısında da altında. Bunun sebebinin “uzlaşma” ve “beraber problem çözme” kültüründen uzak olmamızla ilgisi olduğunu söylemek pek de yanlış olmayacak. Ancak diğer bir önemli nokta da, bağımsız yönetim kurulu üyesi atamanın hakim alışkanlık olmaması, birçok yönetim kurulunda aynı üyelerin yer almasını ve yönetim kurulu üye sayısının da aile üyeleri ve hissedarlarla sınırlı kalmasını da beraberinde getirmesi.

 

İMKB’na kote olan şirketlerin %76’sında Yönetim Kurulu Üyesi sayısı 3 ile 7 arasında değişirken, 11 ve üstünde üye sayısı olan şirketlerin oranı sadece % 4. Araştırmaya konu olan 311 şirketin sadece 13 tanesinde (%4) Yönetim Kurulu Başkanı ile Genel Müdür’ün aynı kişi olarak gözükmesi ise Türkiye açısından, kurumsal yönetim prensipleri bakımından son derece umut verici bir istatistik.

 

Yönetim Kurullarında yer alan kadın üyelere baktığımızda ise daha farklı bir resim ile karşılaşıyoruz. Araştırmanın yapıldığı 18 Avrupa ülkesinde şirket başına düşen Yönetim Kurulu üyesi sayısı 2’ye yaklaşırken, Türkiye’de bu sayı ise 1’in altında.  Araştırmaya konu olan 311 borsaya kote şirketten 186 tanesinde hiç kadın yönetim kurulu üyesi bulunmazken, 80 şirkette ise sadece bir kadın yönetim kurulu üyesi bulunuyor. Başka bir karşılaştırma ile, Avrupa’da yapılan EPWN araştırmasında yer alan 295 şirketin %67.5’inde en az 1 kadın Yönetim Kurulu üyesi bulunurken, Türkiye’de halka açık, İMKB’na kote 311 şirketin % 59.8’inde hiç kadın Yönetim Kurulu üyesi görev yapmıyor. Buna göre Yönetim Kurulu üyesi sayısı en fazla olan şirketler, 4 kadın üye ile Boyner Mağazacılık, Sabancı Holding ve İş Yatırım Ortaklığı iken, onları 3 kadın üye ile Anadolu Efes, Adel Kalemcilik, Doğan Holding, Alarko Holding, Altınyıldız, Batıçim, Aviva Sigorta, Mutlu Akü, Acıbadem Sağlık, Zorlu Enerji ve Derimod izliyor.

 

Aynı değerlendirmeyi oransal olarak yaptığınızda ise, Yönetim Kurulu’nda kadın üyelerin oranı %50’nin üzerinde olan, 311 şirket arasında sadece 7 şirket öne çıkıyor. Bu 7 şirketin tamamında toplam Yönetim Kurulu üyesi sayısının 7 ve altında olması da altı çizilmesi gereken konular arasında.

 

 

 

 

 

 

 

ŞİRKET ADI YK Üyesi Sayısı Kadın Üye Sayısı Kadın Üye Oranı
Derimod 4 3 75%
Burçelik 3 2 67%
Acıbadem Sağlık 5 3 60%
Zorlu Enerji 5 3 60%
İş Yatırım Oratklığı 7 4 57%
Eminiş Ambalaj 4 2 50%
Tek-Art Turizm 4 2 50%

 

TÜNELİN UCUNDA IŞIK GÖRÜNMÜYOR !

 

Bu tabloyu değiştirecek önemli bir gelişmenin ise mevcut yapıda olması da pek olası değil. Zira EPWN araştırmasının kapsadığı ülkelerin hemen tamamında olduğu gibi, Türkiye’de de kadın çalışanların sayısı, erkeklerle eşit, hatta daha fazla olmasına rağmen, yönetici seviyesinde bu oran giderek aşağıya doğru yöneliyor. Yönetim Kurulu üyeliğine aday olacak yöneticilerin genellikle, profesyonel yönetimde üst düzeyde yer alan yöneticiler arasından geleceğini düşündüğümüzde maalesef gelecekle ilgili de iç açıcı bir tablodan bahsetmek pek mümkün değil. Kuşkusuz özellikle halka açık şirketlerde, farklı yaklaşımları öne çıkartmak adına, SPK’nun kota uygulamasına gitmesi de bu değişimi mecburi kılıp, hızlandırabilecek bir faktör. Ancak “bağımsız yönetim kurulu üyesi” konusunda dahi yaptığı düzenleme uluslararası standartlara ulaşmaktan uzak olan SPK’nun bu konuda da çarpıcı bir farklılık getirmesini beklemek safdillilik olacaktır. Kadınların şirketlerde lider rollere yükselmesine yönelik yapılandırılmış bir aksiyon planı, özel sektör şirketlerinin tepe yönetimleri tarafından hazırlanmadığı takdirde, önümüzdeki dönemde biz benzer yazıları yazmaya ve analizler yapmaya devam edeceğe benziyoruz !

 

 

 

 

 

No Comments

Post A Comment