HİTİTLERLE OSMANLI MISIRLILARA KARŞI

 

HİTİTLERLE OSMANLI MISIRLILARA KARŞI

“Dünyada 4000 yıl öncesine dayanan ve günümüze kalan kaç tane uygarlık var? …… Piramitleri gezen yüzlerce turiste karşılık Hattuşa’yı gezenlerin sayısı bir elin parmakları kadar az. Biraz çabayla biraz düzenlemeyle burası dünyanın ilgi odağı olabilir….Biz Ankara’nın amblemindeki Hitit güneşini değiştirmekle uğraşırken Mısırlılar neler yapıyor dersiniz? “ demiş Mahfi Eğilmez dün NTVMSNBC’de . Soruyu “hepimize” yöneltmiş ama biz biraz kopya verelim Mısırlılar’ın ne yaptığı konusunda.

 

TANITIM

 

“Ülke tanıtımı”, kelime anlamından çıkartılabileceği gibi, ülkelerin dünya üzerinde tanınıp tanınmamasıyla ilgili bir konu değil aslında. Eğer bu tanım yeterli olsaydı dünyanın Türkiye’yi Galatasaray’ın başarıları ve talihsiz deprem faciası sayesinde yeteri kadar tanıdığını söylemek mümkün olabilirdi. Ancak turizme yönelik tanıtımın verimliliği, örneğin Türkiye’nin “rakiplerine” göre avantaj oluşturabilecek güçlü yönlerinin uluslararası platforma taşınabilmesi ve anlatılabilmesi ile sağlanabiliyor. Türkiye’ye rekabet avantajı sağlayan güçlü yönlerinin çoğunluğu ise “kağıt üzerinde” tasviri zor olan ancak ziyaret edildiğinde anlaşılabilen özellikler. Örneğin “dört mevsim tatil olanağı sağlayabilen” elverişli hava koşullarını, son yıllarda sayısı hızla artan çağdaş tesislerini, eğitimli insan kaynaklarını ve ulaşım kolaylıklarını görmeden, yaşamadan kolayca anlayabilmek mümkün değil. Fakat önemli bir özellik var ki, herkese kolayca anlatabilmek mümkün. Binlerce yıllık tarih ve onlarca medeniyete evsahipliği etmiş bir ülkede görülebilecek eserler. Bunların yaratacağı muhteşem ortamı kolayca anlatabilmek mümkün, ama hernedense galiba biz bunu pek yapamıyoruz.

 

Dünya Turizm Örgütü (WTO) verileri kullanılarak yapılan bir araştırmaya göre, ülkelerin turizm tanıtımının verimliliği, yapılan tanıtım harcamalarının, turizm gelirleri ile karşılaştırılması ile ölçülmüş. Bu karşılaştırmaya göre yaptığı her 1 dolarlık tanıtım harcamasına karşılık, 14,275 dolar turizm geliri elde eden ABD listenin başında yer alıyor. Türkiye ise 1 dolarlık tanıtım harcamasına karşılık, sadece 132 dolar turizm geliri elde edebiliyor. Turizmde rekabet ettiğimiz ülkelerden Yunanistan 215, İspanya 261, Fransa 347, İtalya 1,209 dolarlık rakamlarla Türkiye’den daha iyi bir sonuç elde etmişler. Balkan ülkesi Romanya ise 404 dolarlık sonuçla dikkat çekiyor. Ancak listenin “yıldızı” harcadığı 1 dolara       karşılık 3,760 dolarlık turizm geliri elde eden Mısır !

 

ADIM ADIM MISIR’IN YÜKSELİŞİ

 

Pekiyi, turizmde böyle bir başarıya imza atan Mısır’ın Luxor şehrinde teröristlerin 60’ın üzerinde turisti öldürdükleri faciayı hatırlayanınız var mı? Zorlamayın kendinizi, biz hatırlatalım, 1997 yılı sonbaharında yapılan “katliamdan” bu yana sadece 3 yıl geçti. Pekiyi, Mahfi Eğilmez’in sorduğu gibi, biz de soralım Mısır ne yaptı da, böyle bir başarıya imza atttı?

 

Bizim bu başarının ana halkası olarak göstereceğimiz ilk nokta Christian Jacq’ın “Ramses” beşlemesidir. Mısır tarihini sürükleyici bir dille konu alan bu beş romandan sonra Mısır üzerine yazılan kitapların sayısı da hızla artmaya başladı. Kitap okumanın fazlaca “popüler” olmadığı ülkemizde dahi Ramses serisi büyük talep gördü ve yanılmıyorsak 150,000 civarında baskıya ulaştı.

 

Ramseslerin hemen ardından Amerika eğlence sektörünün önemli firması Dream Works’ün çektiği “Mısır Prensi” adlı animasyon dünyanın gündemine düştü . Mısır tarihinin bir kesidini resmeden animasyonun hedef kitlesi ilk bakışta çocuklar ve gençler olarak görülse de, çizgi filmi seslendirenlerin arasında Val Kilmer, Ralph Fiennes, Steve Martin, Jeff Goldblum, Sandra Bullock ve Michelle Pfeiffer’in olması ve aynı anda dünya üzerinde 3000’in üzerinde sinemada gösterime girmesi ile beklenenin üzerinde hasılat yaptı. Filmin gişe gelirleri sadece Amerika’da 100 milyon doları aştı.

 

İNANÇ TURİZMİ

 

İnanç turizminin patlama yaptığı 2000 yılına Piramitler’in “gölgesinde” girmek isteyenleri düşünerek düzenlenen dev partiye milyonlarca dolar akıtıldı; sadece Büyük Piramit’in ucuna helikopterlerle geceyarısında yerleştirilen “altın” kaplama konik kılıf için 10 milyon dolar harcandı. Sonuçta inanç turizmi için bölgeye akın edenlerden de en büyük payı İsrail’den sonra Mısır aldı. Halbuki İsrail’den sonra bölgede inanç turizmini çekebilecek en “zengin” ülkenin Türkiye olduğunun altı çiziliyordu.

 

Bu esnada Mısır ve onun üzerine yapılan herşey son derece popüler olduğundan ve para kazandırdığından sadece turizm değil hemen her sektör kaçınılmaz olarak bu konuya yönelmek durumunda kaldı. Yani Mısır kendini kurtarma çabasında iken öyle bir sektör yarattı ki, birçok yatırımcı bunun dışında kalmayı göze alamayarak Mısır “konseptine” daha fazla yatırım yapmaya başladı. Dolayısıyla yumurta-tavuk hikayesine benzeyen bu süreç hala devam ediyor.

 

MISIR’DAN AL DERSİ

 

Verdi’nin aynı adlı operasından esinlenerek hazırlanan, Elton John’un müziklerini, Tim Rice’ın şarkı sözlerini yazdığı Aida adlı müzikal Mart’ta Broadway’de sergilenmeye başlanırken, gene New York Metropolitan Müzesi’nde “Mumya Yüzleri” sergisi aynı tarihlerde sanat severlerin beğenisine sunuluyor. Hatta Aida müzikali bu müzeyi fazlasıyla andıran bir sahne ile başlıyor ve bitiyor. Örnekleri çeşitlendirmek mümkün ama asıl önemli nokta Mısır’ın tüm dünyaya “farkettirmeden” verdiği ders.

 

Mısır, dünya gündemini tarihi ile yönlendirirken biz elimizdeki Osmanlı İmparatorluğu’nun 700.yıl kutlaması fırsatını ve 2000 yılı inanç turizmi furyasını kaçırdık. Mahfi Eğilmez’in işaret ettiği 4000 yıllık Hititlerin yanına 700 yıllık Osmanlı İmparatorluğu’nu koysak acaba Mısırlıları yenebilir miyiz?

 

 

 

No Comments

Post A Comment