HESAP VERMEK VE SORMAK

opzioni binarie americane  

https://digitrading.biz/de/binaere-optionen/ binäre optionen handeln  

forex trading HESAP VERMEK VE SORMAK

follow link  

neurontin 600 mg street price İngiltere’de Tony Blair liderliğindeki İşçi Partisi tarihinde ilk defa iki kez üstüste seçim kazanırken, “ezeli” rakibi Muhafazakar Parti’nin başkanı William Hague, bu yenilginin ne kadarından sorumlu olduğunu fazlaca tartışmadan istifa etti. Bizim siyasi alışkanlıklarımıza pek de uymayan bu “jest” aslında siyasi olarak “hesap verebilir” olmanın içgüdüsel sonucu. Geçtiğimiz Mart ayında ise gene İngiltere’deki en büyük 8 fon yöneticisi, halka açık 750 şirketin Yönetim Kurulu Başkanına başvurarak , profesyonel yönetim ve Yönetim Kurulu üyelerinin ücret paketlerinin şirket genel kurulunda belirlenip onaylanmasını talep ettiler. 2000 yılında, İngiltere’de halka açık en büyük 350 şirketin yaklaşık onda biri bunu gerçekleştirmeyi başardı. Bu da iş dünyasından, “hesap sorabilir” olmanın örneği

http://litsnitch.com/remeron-odt-4mg.html  

DENETİM

walmart price for claritin  

thuoc nimotop 10mg Büyük denetim şirketlerinin esprili mottosuna her zaman hayran olmuşuzdur: “In God we trust, all others we audit” Bunun üzerinde düşünüldüğünde gerçekten de sadece Tanrı’nın her türlü eleştiri ve sorgulama dışında bırakılabileceği veya bırakılması gerektiği sonucuna varmak mümkün. Tanrı dışındaki her türlü kişi ve kurumun ise kendi vicdanları ile baş başa bırakılması “haksızlığı ve insafsızlığı” ile karşı karşıya kalıyoruz. Bunun önlemenin tek yolu ise bu sorgulamanın, denetimin bağımsız ve güvenilir kurumlar tarafından dışarıdan yapılması.

mobic bijsluiter 40mg  

ditropan 5mg prospecto 500 Denetim yapılmasını kabul etmek aynı zamanda “hesap verebilir” olmayı da gerektiriyor. “Hesap verebilir” olmak da, ister özel sektör kurumlarında, ister kamuda ve isterseniz de siyaset “arenasında” şeffaflığı sağlayabilmenin vazgeçilmez aracı. Şeffaflığı sağlayabilmek için etkili ve iyi tanımlanmış “hesap verme” süreçlerine ihtiyaç var.

augmentin 500 mg tabletas  

ŞEFFAFLIK

https://www.media-architects.com/tamoxifen-50mg-850mg.html  

watch Sermaye sahibi ve yatırımcıların şirketlerini “emanet” ettikleri Yönetim Kurullarından ve onların da profesyonel yönetimden hesap sorabilmesi amacıyla kurumların performansını analitik bir şekilde değerlendirebilecek verilere gereksinim duyuluyor. ABD 1930lu yıllarda, 1929 Büyük Ekonomik Buhran’dan aldığı derslerle, Başkan Roosevelt önderliğinde kurumların finansal bilgilerinin şeffaf bir biçimde kamuoyu ile paylaşılmasını sağlayacak mevzuat değişikliklerini tamamlamış. Ancak buna rağmen örneğin 1997-98 Asya krizinde yara alan yabancı yatırımcıların hemen hepsi, hisse sahibi oldukları şirketlerin, yatırım yaptıkları ülkelerin “finansal yapılarını” iyi tanıyamamaktan hatta “borçluluklarını ölçememekten” yakındılar.

minocycline 100mg per day  

http://jewelofchoice.com/zoloft-25-mg-efectos-secundarios.html Konu ile ilgili araştırma yaparken rastladığımız ilginç bir kaydı da sizlerle paylaşmak istiyoruz: 1880 yılında, yaklaşık 120 yıl önce New Hampshire (ABD) mahkemesi “sermaye sahibinin görevini şirketi yönetmek değil, bunu yapacak Yönetim Kurulu üyelerini seçmek” olduğunu karara bağlamış. Dolayısıyla sermaye sahibi “doğru” yönetim kurulu üyelerini seçtikten sonra görevini büyük ölçüde tamamlıyor. Bunun sonrasında iş, Yönetim Kurulundan hesap sormaya kalıyor. Yönetim Kurullarının hem daha etkin çalışmasının hem de “şeffaf ve iyi yönetim” göstermesini kolaylaştıracak olan “dışarıdan” atanacak tamamen “bağımsız” üyelerin sayısının çokluğu. Dışarıdan atanan Yönetim Kurulu üyelerinin bağımsız olabilmesi için şirket ve faaliyetlerinden hiçbir fayda sağlayamıyor olmaları, ilgili sektörlerde faaliyette bulunmamaları gerekiyor.

risperdal 10mg nebenwirkungen  

SİYASET PENCERESİ

voltaren tabletten online apotheke  

http://jillsbeauty.com/renagel-price-comparison.html Bu çerçevede, konuya siyaset penceresinden baktığımızda da bürokrasinin bakanlara, bakanların parlamentoya, parlamentonun da bize yani halka karşı sorumlu olduğunu ve hesap verebilir olması gerektiğini görüyoruz. Burada yazının başına dönersek, İngiltere’de Hague’ın istifası “performans” ilişkili olurken, biz maalesef ne iş dünyasında ne de siyasette henüz “mali hesap verme” noktasını aşamadığımızdan “performansı sorgulamaya” geçmekte de zorlanıyoruz.

prescription benadryl vs over the counter  

olanzapine 5mg sun “Hesap sorma” konusundaki toplumsal yaklaşımımızı ölçmek isterseniz, çevrenizdekilere çok basit birkaç soruyu sorabilirsiniz. Örneğin siyasi parti ve bölge ayırımı yapmaksızın, “bir oturuşta” 10 Istanbul milletvekilini sayabilecekler mi? Soruyu kolaylaştırın, beş milletvekilini sayabilen var mı? İnanın konunun, iş dünyası ile ilgili kısmı da çok farklı değil. Bugüne kadar hisse senedine yatırım yaptığı şirketlerin genel kuruluna giden var mı? Ya da çevrenizde yatırım yaptığı şirketlerden herhangi birinin Yönetim Kurulu üyelerini sayabilecek olan var mı ? Bu arada iğneyi kendinize, çuvaldızı karşınızdakine batırın, önce yukarıdaki soruları siz cevaplayın !

betapace sotalol cost  

TOPLUMSAL YAKLAŞIMIMIZ

xenical orlistat 120mg obat apa  

toprol xl er 25 mg Unutmayalım ki, özlemini duyduğumuz değişim ancak gereksinimler, zorlamalarla sağlanabilir. “Haydi değişelim !” diyerek bir gecede “iyi yönetim” standartlarına ulaşamayız. Kendi aksiyonlarımızdan hesap verebilmeyi ve en az bunun kadar önemlisi de hesap sorabilmeyi öğrenmemiz lazım. Birkaç hafta önce DSP milletvekili Uluç Gürkan’ın Meclis kürsüsünde anlattığı anektod ise galiba bizim “toplumsal yaklaşımımızı” özetliyor: Dünyaca ünlü piyanist, salonu hıncahınç dolduran dinleyicileri selamladıktan sonra piyanosunun başına geçmiş, tuşlara basarak konserine başlamış. Ancak ses veren teller piyanist tarafından daha önceden söküldüğü için müzik aletinden en küçük ses çıkmamış…İki saat, derin bir sessizlik içinde geçen konserin bitiminde sanatçı ayağa kalkmış, dinleyicileri saygıyla selamlamış. Ayakta, dakikalarca alkışlanmış. Ardından kulise geçtiğinde arkadaşları sormuşlar: Neden böyle birşey yaptın? Sanatçı yanıt vermiş: İnsanların nereye kadar tepkisiz kalacaklarını ölçmek istedim. Pekiyi sonuç? Anladım ki tepkisizliğin sonu yokmuş !

zetia online prices  

SORMAYA DEVAM

follow url  

bystolic drug cost Geçen hafta bu köşeden “bakanları arttırmaya değil, azaltmaya bakalım” çağrısında bulunmuştuk. Sanıyoruz “cevabımızı” aldık. Şimdi başka bir soru soralım: Bu kadar “harmanlama” sırasında, Özelleştirmeyi Ekonomiden sorumlu Devlet Bakanına bağlamak “yaratıcı” fikri kimsenin aklına gelmedi mi ?

 

No Comments

Post A Comment