GÖKTEN ÇOK SANDIK DÜŞECEK!

 

GÖKTEN ÇOK SANDIK DÜŞECEK!

Küreselleşmenin ülke sınırlarını ne kadar zorladığını ve artık dünyayı şehirlerin ve şehirlere nüfus eden şirketlerin yönettiğini daha önce bu köşede tartışmıştık. Ancak küresel şirketlerin hükmettiği güç ne kadar büyük olursa olsun, “doğrudan” yerel siyasete etki edemiyor – dolaylı etkilerini irdelemek ise benim konum değil!

 

Siyasetin ülke bazında, yerel dinamiklerle belirleniyor olması 2012 yılını daha da heyecanlı kılıyor. Niye mi ? Bu yıl içinde dünya nüfusunun yarısından fazlasının (%53) yaşadığı ve dünya ekonomisinin yarısından fazlasına hükmeden 30’a yakın ülkede seçime gidilecek. Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyinin beş daimi üyesinden dördünde 2012 yılında seçim olacak. Sadece ABD, Rusya, Çin ve Fransa’da değil, Meksika, Finlandiya, Güney Kore, Hindistan ve hatta Kenya, Tayvan, İzlanda, Gabon ve Doğu Timor’da da “sandıklar meydanlara” kurulacak.

 

Arap Birliği eski Genel Sekreteri Amre Moussa, geçtiğimiz aylar içinde Arap Baharını yorumlarken, “demokrasinin sadece sandığa zarf atmak olmadığını” dile getirmişti. Benzer görüşleri, World Economic Forum toplantısı sırasında Ürdün’de dinleme şansı bulduğum İngiltere eski Başbakanı Tony Blair de paylaştı. Blair, “demokrasinin oy verme sistemi değil, ekonomi, toplum ve açık zihinlerle konulara yaklaşım bütünlüğünü içermesi gerektiğini” belirtti. Örneğin Rusya’daki seçimlerin daha fazla şeffaflık ya da artan liberalleşmeyi getireceğini beklemek ne kadar rasyonel olacak? Rusya’daki seçimlerde daha ziyade Putin ile Medyedev arasında bir kez daha gerçekleşecek koltuk değiş tokuşuna şahit olacağız. Hatta Komunist Parti’nin iktidarda olduğu Çin’de dahi yaklaşan seçimler daha heyecan verici; zira yönetime daha genç nesilden, yeni bir ekibin gelme olasılığı var. Benzer şekilde Fransa’da Sarkozy, ABD’nde Obama’nın içi çok da rahat değil yaklaşan seçimlerle ilgili olarak.

 

İronik olan diğer konu ise, seçimi yapacak olanlar o ülkenin vatandaşları olsa da, verilen kararların etkileyeceği alanın ülke sınırlarının çok dışına taşacak olması. ABD’nde iktidara kimin geleceğini Brezilya, Çin, İran veya Türk vatandaşları Orta Amerika’daki ortalama Amerikalıdan daha çok merak ediyor. Zira ABD Başkanı’nın alacağı neredeyse her karar en az ABD kadar dünyayı da etkiliyor. ABD’nin “süper güç şapkasını” mazaret olarak görmeyin, benzer durum Çin için de geçerli, Rusya için de; hatta Fransa için de. Örneğin Fransa ile yaşadığımız kriz sonrasında Sarkozy’nin iktidarını devam ettirmesini isteyen kaç Türk vatandaşı var ? Pekiyi Sarkozy’nin yerine seçilme olasılığı olan en büyük rakibi François Holland’ın seçimleri kazanması bizi mutlu edecek mi? Sarkozy “yenildiği” için, kuşkusuz Evet! Ancak maalesef hiçbirşey göründüğü gibi değil, zira Holland’ın krize konu olan yasa tasarısının mimarlarından biri olduğunu çok azımız okuyoruz ya da hatırlıyoruz! Görünen hedef olduğu için, “Sarkozy gidecek, dertler bitecek” ruh halindeyiz. Ne uluslararası diplomasi, ne de ulusal siyaset eskiden olduğu kadar basit ve çift kutuplu değil!

 

No Comments

Post A Comment