Formula 1’DEN İŞ DÜNYASINA DERSLER

 

Formula 1’DEN İŞ DÜNYASINA DERSLER

Zil zurna sarhoş, ayakta zor duran bir adam; sokak lambasının aydınlattığı alanda geceni yarısında, yere eğilmiş bir şeyler arıyor. Oradan geçmekte olan başka birisi yanına yaklaşıyor ve “Yardım edebilir miyim” diye soruyor. Sarhoş, “Arabamın anahtarını düşürdüm, onu arıyorum” diye yanıt veriyor. Birkaç dakika birlikte arıyorlar anahtarı, sokak lambasının ışığında…. Sonuç yok. Adam, sarhoşa “Anahtarınızı nerede düşürdüğünüzü farkettiniz mi” diye sorunca sarhoş, sokağın dibindeki zifiri karanlık alanı gösteriyor, “Şu tarafta düşürdüm”. Adam kızıyor, “Eh be adam, niye burada arıyorsun, bana da aratıyorsun”. Sarhoşun cevabı basit, “Burası aydınlık!”.

 

Konfor alanımızdan çıkmak o kadar zor ki ! Cevabı veya çözümü nerede bulacağımızı bilsek de, zoru, bilinmeyeni denemeye kaçımızın cesareti, gücü var ? İşte bu yüzden, aradığımız cevapları, kendi yakın çevremizde değil de, bazen farklı, bambaşka alanlarda aramaya kendimizi zorlamak; kendi alanımızın, çevremizin, işimizin, şirketimizin “hep çok farklı olduğuna” daha az inanmak “beynin farklı taraflarını çalıştırmaya gayret etmek”, bizi tazeliyor; kanıksadığımız olaylara bambaşka açılardan, değişik renk lenslerle bakabilme şansını elde edebiliyoruz. Yaşadığı dönemde, dünyanın en önemli düşünce adamı olarak tanımlanan Peter Drucker’a iş hayatında daha başarılı olmanın yolunu sorduklarında, “keman çalmayı öğrenin” demesinin sebebi de bu!

 

Koç Üniversitesi ile Egon Zehnder International’ın başlattığı “yönetici seminerleri” dizisinin amacı da, farklı alanlardaki uygulamaları paylaşarak, liderlerin hem başkalarından öğrenmelerini, hem de “aynaya daha sık bakmalarını” sağlayabilmek. Dizinin açılış sunumunu geçen hafta içinde Ken Pasternak yaptı. Pasternak, Citibank ve EBRD gibi finans kurumlarında insan kaynakları alanında, içinde Türkiye’nin de olduğu değişik coğrafyalarda tecrübe kazanmış eski bir profesyonel, şimdinin ise danışmanı. Tesadüfler onu Formula 1 (F1) otomobil yarışı endüstrisi ile tanıştırmış ve Pasternak F1 yarışlarından alınacak liderlik dersleri üzerine bir kitap yazmanın yanı sıra, dünyanın değişik yerlerinde bu konuda ilham veren, zihin açan konuşmalar yapıyor.

 

F1 takımlarından Williams’ın da yöneticiliğini yapan Frank Williams, “F1 hafta sonu, Pazar öğleden sonrası iki saat için spor, ama onun dışında geri kalan zamanlarda iştir, endüstridir” diyor. Bu bağlamda Ken Pasternak da bir yılı aşkın sürdürdüğü araştırmaların sonucunda, F1 yarış dünyasında, performansa dayalı çalışma (sonuç odaklılık), sürekli değişim (değişim liderliği), innovasyonun sürüklediği sektörel dinamikler (stratejik düşünme), birlikte çalışma kültürü (işbirliği yapabilme) ve her kademeden takım üyesinin liderlik gösterebilmesinin (takım liderliği) başarı için şart olduğunun altını çizmiş (parantez içindeki ifadeler ise benim herhangi bir sektörde lider arayışlarında öne çıktığını düşündüğüm yetkinliklerin başlıkları).

 

Pasternak’ın sunumunu yukarıdaki alanlarda F1 otomobil yarışlarından verdiği çarpıcı örnekler ve analizlerle bezemiş. Örneğin, son on yılda F1 yarışlarında yeralan takımların (ki takım başına ortalama yatırım 170 milyon doların üstünde), yatırımlarını, elde ettikleri başarı puanları ile karşılaştırdığında, sıklıkla en büyük yatırımı yapan takımların en üst sıralarda yeralmadığını gözlemlemiş. Bunu da gene Frank Williams’ın bir yorumu ile destekliyor; Williams 5000 sterlinin üzerindeki her çeki imzalamadan önce, “bu parayı harcarsam, otomobilim daha hızlı gidecek mi” sorusunu yöneltiyormuş! Hedefe, performansa bu kadar dönük olarak çalışmayı “düstur edinmiş” kaç organizasyon var çevrenizde ?

 

Sürekli değişim ve iyileştirmenin ön plan çıktığı F1 otomobil yarışlarından daha çarpıcı bir alan da az bulunur. Benim de en çok keyif aldığım yarışlardan birisi olan Monte Carlo’nun şehir içindeki pisti son atmış yılda değişmemiş olsa da, yarışan arabaların performansı aynı dönemde saatte 60 milden, 100 mile çıkmış. Bu değişime ayak uyduramayan bazı dev markalar bile “rekabetçi” her sektörde olduğu gibi mücadeleden çekilmek zorunda kalmışlar.

 

F1 otomobil yarışlarında, takım oyununun ve işbirliğinin zirveye çıktığı anlardan bir tanesi de kuşkusuz, yarış esnasında, otomobillerin yakıt almak, lastik değiştirmek veya bakım için, takım alanlarına girdiği “pit stop”lar. Pasternak ortalama her takımın, 20 yarışta yapacağı 2-3 “pit stop” anı için, yani yılda 50-60 tane, “toplam süresi 1 dakikanın altındaki” deneyim için yılda 1,500 den fazla prova yaptığını paylaşıyor. Daha da ilginci, 2000li yılların ortasından itibaren ABD ve İngiltere’de birçok hastane ve sağlık grubu hem acil servis, hem de ameliyat odalarının işleyişini mükemmelleştirmek için McLaren ve Ferrari takımlarının “pit stop” tecrübelerini kıyaslamışlar ve danışmanlık almışlar; Ken Pasternak’ın kitabının ismi olan “Sınırda Performans” (Performance on the Limit) ın bir ameliyat masasından daha iyi örneklenebileceği bir durumu ben de düşünemiyorum !

 

 

No Comments

Post A Comment