“Fenerbahçe’nin Gülen Bir Başkana İhtiyacı Var!”

 

“Fenerbahçe’nin Gülen Bir Başkana İhtiyacı Var!”

Yukarıdaki cümleye ne kadar inansam ve katılsam da, kredisini Hamdi Akın’a vermem lazım. Fenerbahçe’de ne zaman başarısız sonuçlar alınsa ismi başkan adayı olarak gündeme gelen Hamdi Akın ile geçen hafta, hem de tam “söylesene Samet” kazasının yaşandığı günün ertesinde PERYON’un 20. İnsan Yönetimi Kongresi’nde kurumsallaşma ve yönetim kurulları konulu bir panelde biraraya geldik.

 

Hamdi Akın 22 yaşında atıldığı iş hayatında Akfen Holding çatısı altında TAV, TUV-Turk, Mersin Limanı ve en son İDO gibi önemli yatırımlara imza atmış bir işadamı. İş dünyasında attığı önemli imzalardan elde ettiği en önemli öğreti ise “ortaklık kültürü” ; Akın kurumsallaşmanın ve yönetimde çeşitliliğin de ortaklıklar, şirket satın almaları ile pekişeceğinin altını çiziyor. Kuşkusuz işini tutku ile sevse de, şirketlerine aşık olmamayı başaran bir girişimci için söylemesi kolay; siz bir de her alıcı veya potansiyel ortak kapısını çaldığında şirketine bir kez daha aşık olan işadamlarını gözünüzün önüne getirin…

 

Aile şirketlerinin üçüncü nesile uzanma başarısının %6 ile sınırlı olduğu iş dünyasında südürülebilir şirket yapılarını, değişen ortaklık modelleri ile kurabilmek ise ancak yetkin profesyonel yönetimleri kurgulayabilmek ile mümkün. Belirtildiğinin aksine serbest piyasa ve liberal ekonomik modeli son 25 yıldır uygulayan ülkemizde daha fazlasını beklemek ne kadar gerçekçi ? İstisnalar olsa da profesyonel yönetim tarihçesi pek uzun olmayan bir ülkede kurumsallaşma ve yönetim kurulları konusunda da büyük beklentiler içinde olmak pek de gerçekçi değil.

 

Konu Fenerbahçe’ye, ya da iş dünyasından spor kulüplerine gelince çok farklı bir beklenti içinde olmak da pek anlamlı değil. Kendi şirketini profesyonellere veya yetkin yönetim kurulları ile yönetmeyenlerin kulüplerin tepe koltuklarına oturduğunda çok değişik bir yol izleyeceğini beklediğimiz için acaba bizler mi pek safız ? Hamdi Akın’ın enteresan tespitlerinden birisi ise sıkıldıkça değişik ortamlarda dile gelen “Yonetim istifa” sloganı ile ilgili; gerçekten de hangi yönetim ? Başkana dayalı bir yönetim yapılanması içinde, yönetimin sesini duyuyor muyuz ki, istifasını isteyelim? Ya da sadece Fenerbahçe’de değil hangi spor kulubünde, hangi federasyonda, hangi sivil toplum kuruluşunda yönetim kurulunun yetkinliğine bağlı olarak seçim yapıyoruz; baktığımız tek şey Başkan adayının kim olduğu!

 

PERYON kongresindeki panelin çıkış noktası olmasa da, Hamdi Akın’ı görünce sormasam çatlayacağım soruyu da yöneltmekten kendimi alamadım: Tek adam yönetimlerinden spor kuluplerinin kurumsallaşmasına nasıl geçilebilir? Hamdi Akın soruyu Fenerbahçe üzerinden ele aldı ve ona göre cevaplandırdı; “öncelikle Fenerbahçe’nin daha çok gülen bir başkana ihtiyacı var” dedi Akın. Sonradan da ekledi; “baskanın stresini, yükünü azaltmak için yetkin, gönüllü ama iş hayatında başarılı işadamlarından oluşan bir Yönetim Kurulu kurulmalı; başkan olarak da gene iş dünyasından gelen, duayen ama aktif görevi olmayan veya azalmış saygın bir ismin liderliğinde toplanılmalı”. Hamdi Akın’ın tavsiyelerine ben de yetkin bir profesyonel ekibin de oluşturulmasını ekliyorum – eminim o da Yonetim Kurulu’nun ilk gorevlerinden birisi olarak icra ekibinin atanmasını planlıyordur. Akın’ın reçetesini uygulamak pek de zor değil. Uygulanmazsa ne mi olur? Niye’sini sorgulamadan, hep beraber, daha çok “yönetim istifa” diye bağırırız.

 

 

 

No Comments

Post A Comment