EN İYİ YAZI, HENÜZ YAZILMAMIŞ OLANDIR!

 

EN İYİ YAZI, HENÜZ YAZILMAMIŞ OLANDIR!

Yaşadığı dönemde dünyanın en önemli düşünce insanı olarak tanımlanan Peter Drucker on yıl önce 2005 yılında öldüğünde 95 yaşında idi. Ölmesinden bir süre önce, Drucker seksenli yaşlarda iken, kendisine sorulan “en çok gurur duyduğu kitabının hangisi olduğu” yönündeki soruya, “yeni çıkacak olan kitabım” yanıtını veren Drucker yazdığı toplam 39 kitabın 10 tanesini 85 yaşından sonra tamamlamış. Drucker’ın hikayesini duyduğumda aklıma hemen yıllar önce medya duayeni Nuri Çolakoğlu ile sohbet ederken onun paylaştığı bir cümle geldi “en iyi dergi henüz yapılmamış olandır”. Çolakoğlu’nun ağzından duyduğumda da çok etkili olan bu cümle, 85 yaşındaki Drucker’ın enerjisi ve heyecanı ile birleşince daha da büyük anlam kazanıyor.

Bireylerin potansiyelini oluşturan unsurlardan en önemlisinin merak olduğuna inanıyorum. Yeni şeyler öğrenmeye yönelik olarak duyulan merak, öğrenme ve gelişme kanallarını da açıyor. Öğrenilen her bilgi de aslında merakı daha da arttırarak, yeni şeyler öğrenme isteğini ateşliyor. Sanıyorum, sürekli gelişme ve daha iyisini yapabilme heyecanını veren de bu merak ve öğrenme isteği. En iyisinin daha yapılmadığı, hatta yapılamadığına duyulan inanç, her an, küçük adımlarla da olsa ileriye doğru gitme gücünü bize veriyor.

Aslında daha fazla güç ve kararlılık isteyen ise, başarısız olduğumuzda, ya da performansımızın tamamını yansıtamadığımızda, hala ayakta durup, yönümüzü değiştirebilme kararlılığını gösterebilmek. Bunu başabilmenin yolu da, aslında Steve Jobs’un Stanford mezuniyet töreninde söylediği gibi, “bir sabah kalkıp, tüm yaptıklarını unutup, bambaşka bir istikamate yönelme” cüretini gösterebilmek. Ya da Fast Company dergisi kurucularından Bill Taylor’un söylediği gibi “Vuja De” ile 180 derece dönüp, başka bir yöne yürümeye devam edebildiğimizde aslında kendi gelişimimizi tamamlıyor olacağız.

Siz bu satırları okuduğunuzda, 2015 yılının son günleri için geri sayım başlamış olacak. Yeni yılla ilgili kurulan planların %88’i maalesef çok uzun soluklu olamıyormuş. Bu yüzden kilo vermeye, spor yapmaya, daha çok kitap okumaya ve daha az TV izlemeye kendinizi inandırmadan önce belki Drucker’ın seksenbeş yaşındaki heyecanını öğrenmenin farklı bir ilham yaratacağına inanıyorum. İnandığımız, bıkmadığımız, cüret ettiğimiz ve geri adım atmadan devam etmeyi başardığımız sürece yolculuk devam edecek. Ama daha da önemlisi, şu an olduğunuzdan daha fazlasını, daha iyisini, daha gelişmişini yapabileceğinize, yapabileceğimize inanabilmek. Zira inanmak, başlamak, aslında yapmanın yarısı. Son dönemde iş ve düşünce insanlarının birçoğu da belki bu yüzden “önce yapın, sonra düşünün”, diyorlar.

Bu yazıyı okuduktan sonra, kendi kendime mırıldandım, “en iyi yazı henüz yazılmamış olandır”. Kimbilir belki o yazıyı önümüzdeki ay sizinle paylaşacağım, belki de sonraki ay. Ama benim size sözüm, geri adım atmak yok; daha iyisini yazmak üzere zorlamaya devam. Sizden ricam da, sizlerin de neyin “en iyisini” üretmenin, oluşturmanın, dile getirmenin, peşinde olduğunuzu önce kendinizle, sonra da benimle paylaşmanızdır. Araştırmalar gösteriyor ki, yılsonu planlarını, sevdikleri, çevresi ile paylaşanların başarı oranının, bu yola tek başına çıkanlardan çok daha yüksek olduğu yönünde. O halde, hep beraber, daha yapılmamış olan “en iyisini” yapmak için birbirimizden ilham ve güç alalım.

En iyi yazımı okumak üzere , yeni yılın ilk gününde sizi gene bu köşeye bekliyorum……

 

 

No Comments

Post A Comment