EN BAŞARILI ÇAYLAK KİM ?

 

EN BAŞARILI ÇAYLAK KİM ?

Dünyanın “en başarılı çaylak yöneticisi” kimdir diye sorarsanız, aklıma hemen Josep (Pep) Guardiola geliyor. Sadece 1 yıl altyapı tecrübesi ile 2008 yılında Barcelona’da göreve gelen genç teknik adam, görevde kaldığı 4 yıl boyunca, Barcelona takımının başında, rekabet ettiği 19 değişik kulvardan 14’ünde şampiyon olmayı başardı. Geçen sezonun sonunda Pep Guardiola kendi isteği ile Barcelona’nın başından ayrılma kararını aldığında, Yönetim Kurulu futbolcuların da büyük desteği ile yardımcısı Tito Vilanova’yı göreve getirdi. Geçtiğimiz günler içinde Guardiola’nın önümüzdeki yıl Alman futbol devi Bayern Münih’in başına geçeceği açıklanınca, “Barcelona’da elde ettiği büyük başarıyı Bayern Münih’de de tekrar edebilir mi”, sorusu birçok kişinin zihnini meşgul etse de, benim aklımdan dahi geçmedi. Neden mi ?

Altyapıya yönelik yatırımların üzerinde başarı ile yükselen Barcelona ve genelde Alman, özelde Bayern Münih futbol kültürleri büyük benzerlikler gösteriyor. Her iki kulüp de, yıldızlardan ziyade “kazanan takımlar“ yaratmaya çalışıyor; buna ragmen 2010 yılında futbol dünyasının en saygın ödülü olan Ballon d’Or finalinde üç Barcelona futbolcusu yarışıyordu; Messi, Iniesta ve Xavi.

Barcelona’nın kalıcı başarısının ardında, Pep’in de “mezun olduğu” altyapı okulu La Masia var. Barcelona’nın “sadece bir futbol kulübü olmadığı gibi” (més que un club), La Masia da basit bir futbol okulu ya da altyapı tesisi değil. Oniki yaşından itibaren La Masia’ya devam eden çocukların sağlık, beslenme ve fiziksel gelişimlerine odaklanılırken, akademik gelişimleri de yakın olarak izleniyor. Belki bu yüzden Barcelona’nın A Genç takımındaki oyuncuların da %40’ı eş zamanlı olarak üniversite eğitimlerini de sürdürüyorlar. La Masia’nın programları oluşturulurken de, “çocukların futbolun dışında her zaman bir B Planlarının olması gerekliliği” öne çıkıyor. On yıldan uzun süredir La Masia’nın yöneticiliğini yapan Carlos Folguera, çocuklara “hayatta kazanmak veya kaybetmekten daha önemli bir şeyi, başkalarının saygısını elde etmenin yollarını” öğrettiklerinin altını çiziyor. Sanıyorum, özellikle Folguera’nın altını çizdiği sebeplerle, La Masia’ya katılanların arasında İspanyolların olduğu gibi, Kamerun, Brezilya, Arjantin, Senegal gibi ülkelerden devşirilmiş genç futbolcular da olsa, Katalan kültürünün ögeleri “eğitim programının “ en önemli ve ayrılmaz parçası.

La Masia örneği ve son dönemde Barcelona’nın başarısındaki Pep Guardiola’nın getirdiği mütevazi ama altı çizilmiş liderlik, Almanların fizik gücüne dayanan, disiplinli ve planlı futbol geleneği ile birleşince bakalım ortaya ne çıkacak ? La Masia’nın zihinsel ve entellektüel gelişim ile futbolun “sanatsal” dokunuşlarını öne çıkartan yaklaşımı, fiziksel kapasiteyi bir adım da olsa geride bırakıyor; Barcelona’nın üç yıldızı Messi, Xavi ve Iniesta’nın boy ortalaması 1.70 metrenin altında.

Topla yatıp kalkmayı, topu sevmeyi öğrenen Barcelona futbolcularının La Masia’dak, gelişim modelleri aslında, bir futbolcu, ya da sporcudan önce iyi bir insan yetiştirme amacını güdüyor. Kendilerine ne kadar iyi bakarlarsa baksınlar, her futbolcunun kariyeri bir gün sona eriyor, ama hayat devam ediyor. İşte özellikle de bu sebeple, Pep’in yeni takımı Bayern Münih’de başarısını devam ettireceğine inanıyorum. Pep Guardiola, sadece iyi bir futbolcu veya teknik direktör değil, Pep iyi bir yönetici, iyi bir lider ve hepsinden önemlisi kendisini iyi yetiştirmiş bir insan.

 

 

No Comments

Post A Comment