EK VERGİ VERELİM Mİ ?

 

EK VERGİ VERELİM Mİ ?

 

2001 Bütçesi ile ilgili gelir hedeflerine ancak ek vergilerle ulaşılabileceğinin öngörülmesi ilginç tartılmalara sebep oldu. İTO Başkanı Mehmet Yıldırım’ın “üyelerimiz mevcudu ödemekte zorlanıyor, yenileri biz ödemeyeceğiz” çıkışı farklı tepkiler yarattı. Bazı kesimler Yıldırım’a hak verirken, çıkışını sert bulanların ve üyelerinin arasında ne kadar destek bulacağını tartışanların sayısı da az değildi.

 

İTO VE YILDIRIM

 

Mehmet Yıldırım ile birkaç hafta önce görüşmüş olduğumuzdan bu ilginç konuya biz de değinmeden geçemeyeceğiz. Öncelikle Yıldırım’ın temsil ettiği gücü önemsemek gerektiği düşüncesindeyiz. İTO, 300 bine yakın üyesiyle Paris’in ardından Avrupa’nın en büyük ticaret odası. Burada Paris’te sanayi odası olmadığının ve Paris Ticaret Odası’nın her iki kesimi de temsil ettiğinin altını çizelim. Diğer taraftan Mehmet Yıldırım, 10 yılı aşkın bir süredir İTO’nun yönetiminde ve 6 yıldır da başkanlığını yapıyor, yani söyledikleri bir anlık “duygu seli” değil. Son olarak da, anketlerle, dolaylı çalışmalarla değil, üyelerinin nabzını birebir temaslarla tutuyor. Özetle söylediklerinin üzerinde önemle durulması gerektiğine olan inancımız tam.

 

TÜSİAD VE ERKUT YUCAOĞLU

 

Yıldırım’ın açıklamalarını okurken, GYIAD’ın DEĞİŞİM dergisinin Kasım 2000 sayısı için röportaj yaptığımız TÜSİAD Başkanı Erkut Yucaoğlu’nun mevcut ekonomik program ve 2001 bütçesi için söylediklerini anımsadık.

 

Yucaoğlu’na ekonomik programın ilk 9 ayını nasıl değerlendirdiğini sormuştuk öncelikle:

 

-Kamu maliyesinin sağlığa kavuşması, onun paralelinde yürümesi gereken borçlanma, para- faiz politikaları performans kriterleri açısından bakarsak programın hedeflerine uygun. Yapısal reformlar konusunda ise ilk 6 ayın rüzgarı kalmadı, orada gecikmeler var. Orada tekrar bir hırs yaratılması gerekiyor. 2000 yılının, ilk 9 ayının tablosu bu. Ama daha önemlisi, yıl sonunda görüyoruz ki 5 aşağı 5 yukarı bu ölçüler programa yakın bir yerde. Yapısal reformlarda biraz geri kalınacak. Diğerlerinde aşağı yukarı hedeflere ulaşılacak. Bu geri kalmaların etkisiyle hedeflerde bazı şaşmalar olacak. Ama enflasyon bir netice. Bunun için bu alt yapılardaki hadiseler doğru yapılırsa enflasyonun üç beş puan şaşması bizi rahatsız etmez. 2000 yılının tablosu bu. Daha kritik olan 2001 yılına girerken, kuracağınız yapının temelleri.

 

Bunun üzerine de 2001 bütçesi ile ilgili öngörülerini ve altını çizmek istediği noktaları istemiştik kendisinden:

 

-Tekrar üç bacağa dönersem; birinci bacağı her zaman kamu maliyesi. Oradaki hedefleri tutturamazsanız ne performans kriterlerini tutturabilirsiniz, ne dış konjonktürden gelen etkilere karşı dayanıklı olabilirsiniz. Dolayısıyla şu anda Türkiye’nin önündeki en büyük konu, 2001 yılı bütçesi ve kamu maliyesinin dengelerinin sağlanması. 2000 yılında belli bir hedef tutturduk. Tutturduk, ama bu hedefi tuttururken deprem dolayısıyla kullanılan ek vergiler var, enerji fiyatlarının artışıyla ilgili yapılmayan zamlar var. Diğer gelirler iyi gittiği için, orada azalan geliri hissetmedik. Gelirler tarafı böyle de, giderler tarafında bize göre hala kontrol altına alınamayan bir yapı var. Bütçe yapısı, personel bütçesiyle zaten oynayamazsınız. Yatırım bütçesi zaten küçük, büyütmek lazım. Ne kaldı geriye ? Diğer cari harcamalar diye bir kalem var. Diğer cari harcamaların içeriğiyle ilgili çeşitli münakaşalar var. Fakat bu bütçenin %12-13’üne varıyor. Bunun bir kere ne olduğunu ve buradan nasıl tasarruf yapılacağını şeffaf bir şekilde açıklamak hükümetin birinci görevi olmalı. Diğer cari harcamaları nasıl kısacağız ? Bunu da maliyenin, hazinenin topluma anlatma mecburiyeti var. İkincisi, vergi toplamada, bunun yaygınlaşması konusunda ne yapıldı ? Bunun anlatılması gerekiyor. Bu yaygın toplamadan dolayı getirdiğin vergi geliri var mı? Üç, personel harcamalarına bir şey demedik, ama senin kadroların ve kadro dağılımında kullandığın vasıtalar, şoförler, çaycılar… Hangi ülkede 95 bin adet makam aracı var ? Makam harcamalarını kısacaksın. Personeliyle kadroları küçülteceksin. Bu artık dayanılmaz bir yük. Vergi verenler artık buna para vermek istemiyor. Bu üçünü de yaptın, bunun sonucunda senin bir tasarruf tablon ortaya çıksın. Bir yandan bu şekilde harcamaklarında ciddi bir inisiyatif gösterebiliyorsan ve hala “Yetmiyor, vergi almam lazım” diyorsan gel o zaman konuşalım. Neyi alıp almayacağını, neyi nasıl alacağını bizimle konuşmalısın. Türkiye’nin önündeki en önemli konu 2001 bütçesidir. Bunun rasyonel ve bu programın hedeflerine sadık bir şekilde kurulmasının alt yapı çalışmaları acilen başlamalıdır.

 

HÜKÜMETİN EV ÖDEVİ

 

Görüldüğü gibi aslında Mehmet Yıldırım’ın, “ biz ek vergi vermiyoruz” açıklamasının tepki görmesinin belki de en önemli sebebi, tezini derinleştirilip, yeterince açıklanamaması . TÜSİAD Başkanı Yucaoğlu ise hükümetin ek vergi istemeden önce yapması gerekenleri bir bir sıralıyor ve ondan sonra “hala fedakarlık gerekiyorsa biz hazırız” diyor. Maalesef biz hükümetten kendi “ev ödevi” ile ilgili bir açıklamayı bugüne kadar göremedik. İşte bu yüzden de “kümesteki kazların tekrar yolunmasına” canhıraş da olsa tepki gösteren Mehmet Yıldırım’a Erkut Yucaoğlu’nun mantık silsilesi içinde hak veriyoruz.

 

Bu arada aynı sohbet sırasında TÜSİAD başkanına Ekonomik Sosyal Konsey toplantılarında altını çizdiği konuların neden konuşulmadığını da sormuştuk . Cevabı ise son derece ilginçti:

 

-Size anlattığım detayda konuşulamıyor. Herkes hadiseyi kendi açısından ele alıp bu ekonomik toplam mantığına yaklaşan şekilde konuşmaya başlıyor. Sonra bu kopuyor. Çünkü bizim o toplumsal kültürümüz olmadığı için, “Evet ben bu çerçeveyi kabul ediyorum; ama bak bu çerçeve içinde şunlar var” diye yaklaşması gerekirken, “Bırakın bunları burada reel sorun bu !” diyor. “Reel ekonomide bunlar oluyor“ diyor. Tartışmalar çok uzuyor ve başbakan da sonunda “Aranızda uzlaşıp sonra bana gelin” diyor.

 

ÇUVALDIZI KENDİMİZE BATIRALIM

 

Özetle toplumun tüm kesimlerinin kendi faydalarını maksimize etmeye çalışmaları da maalesef toplum için sinerji yaratmıyor aksine çözümsüzlüğü getiriyor. Bu sebeple de iğneyi hükümete batırırken, çuvaldızı da galiba kendimize saklamalıyız.

 

 

No Comments

Post A Comment