CUMHURBAŞKANI’NIN ÜÇLEMESİ (TRILOGY)-II

 

CUMHURBAŞKANI’NIN ÜÇLEMESİ (TRILOGY)-II

 

Cumhurbaşkanı’nın veto ettiği bankalarla ilgili yasanın 7’nci maddesi “özerk kurul,                         üst kurul ve bunlara bağlı kurumların denetimini” düzenliyor. Buna göre istenen değişiklik ile kamu bankalarının “başbakanlıkça belirlenen başbakanlık müfettişi, başbakanlık yüksek denetleme kurulu denetçisi ve maliye müfettişlerinden oluşan bir komisyon tarafından denetlenmesi” talep ediliyor. Bu değişiklik ile ilgili kurumların (her ne kadar kamu bankaları olarak kapsamı daralttıysak da aslında benzer hukuki yapıdaki tüm kamu kurumları bu tanıma alınmış) başta TBMM ve onun adına denetim görevini üstlenmiş olan Sayıştay kapsamından çıkartılacak olması sonucu doğuyor.

 

KURUMSAL YÖNET(İŞ)İM

 

Bu noktada Cumhurbaşkanı’nın veto gerekçesine geçmeden önce biraz “nefeslenelim” ve son bir yıldır Türkiye’nin gündemine getirmeye çalıştığımız bazı kavramları hatırlayalım. Gerek özel sektörde ve gerekse de kamu sektöründe Kurumsal Yöneti(şi)m kavramının yerleşmesinin ve benimsenmesinin Türkiye’nin krizden “kurtuluş reçetesi” olduğunun altını çiziyoruz. Kurumsal Yönetişimin de alt başlıkları şeffaflık, hesap verebilir olmak ve bunların sonucunda da yüksek performans elde etmek olarak tanımlanmış. Kuşkusuz bu köşeyi takip edenler şeffaflık ve hesap verebilir olmanın ancak hesap sorarak sağlanabileceğini ısrarla savunduğumuzu hatırlayacaklardır.

 

Başta Sayın Derviş olmak üzere tüm ekonomi yönetimi de, bankacılık sektöründe şeffaflığın artmasının, iyi denetimin sağlıklı bir yapıya ulaşmada önemli adımlar olduğunu defalarca dile getirdiler. Benzer şekilde IMF’e verilen son niyet mektubunda da iyi yönetişim ve şeffaflık altı çizilen başlıklar arasında yer aldı. Üzerinde böyle önemli bir mutabakat olan bir konu ile taban tabana zıt ve çelişen bir uygulamanın yasada yeralmasını biz anlamakta zorluk çekiyoruz. Sayın Cumhurbaşkanı’nın veto ettiği bu madde, Parlamento’dan mevcut haliyle değiştirilmeden geçirilse, Anayasa Mahkemesi de müdahale etmese dahi, söylemlerinde doğruyu savunan ekonomi yönetiminin, bu uygulamayı talep etmesini dahi yadırgıyoruz.

 

VETO GEREKÇESİ

 

Cumhurbaşkanlığı’ndan yapılan açıklamada da özetle “yasanın 7’nci maddesi, TBMM denetimini öngörmeyen içeriğiyle anayasal sisteme uygun düşmemektedir” denilmektedir. Cumhurbaşkanlığından yapılan detaylı açıklamanın satır aralarına gizlenmiş ilginç bir saptama daha var. Dünya Bankası ile imzalanan ve Bakanlar Kurulu tarafından 12.07.2001 günü, 2001/2706 sayı ile onaylanan “Program Amaçlı Mali ve Kamu Sektörü Uyum Kredisi”ne ilişkin anlaşmanın “Kamu Harcama Yönetimi Reformu” ile ilgili hedeflerinden birisi “Sayıştay denetiminin kapsamının genişletilmesi”. Mevcut hükümetimiz, fazla uzak değil, altı ay önce “Sayıştay’ın denetim alanının, özerk kurumları, sosyal güvenlik kuruluşlarını, bütçe dışı fonları ve tüm Hükümet kuruluşlarını kapsayacak biçimde             genişletilmesine yönelik, gerekli hukuksal değişiklikleri de içerecek bir eylem planı hazırlanması”nı taahhüt ederken, bugün kamu bankalarını Sayıştay denetiminden çıkartma çabası içinde. Bu yaklaşımın sanıyoruz tek açıklaması “değişmeyen tek şey değişimdir” mottosu. Ya da 9.Cumhurbaşkanı Sayın Süleyman Demirel’in meşhur “dün dündür, bugün bügündür” saptaması.

SONUÇ

 

Sözün özü yasanın 7.maddesinin mevcut halinin ne bizim arzuladığımız iyi yönetişim ve hesap verebilir olma ile, ne de hukuki altyapı ile uyuşmadığı gözükmektedir. Altı çizilmesi gereken önemli nokta ise, hem içeriği hem de getirdiği uygulamalar ile bu madde ekonomi yönetiminin ve hükümetin söylemleri ve politikaları ile de çelişmektedir.

 

 

 

No Comments

Post A Comment