Çocuğu olanlar el kaldırsın!

 

Çocuğu olanlar el kaldırsın!

Benim neslim evde sabit hatlı telefonlara gözünü açtı; ama otomatik aramalar yoktu, şehirler arası ve milletler arası aramalar “yazdırılırdı” (nereye bilmiyorum ama!). Evimizde radyo vardı; her akşam yemeği sırasında, rahmetli dedemin deyimiyle, yedideki “ajans haberlerini”dinlerdik. Televizyon ilkokul yıllarında evimize girdi; renkli televizyonu lise yıllarında, çok kanallı televizyonu üniversitede deneyimledim. Anne ve babamın, ben ilkokul yıllarında iken çalıştığı Tekfen’de (“Güneş batar, Tekfen doğar” sloganını hatırlayan var mı ?) neredeyse bir tam kat büyüklüğünde ilk IBM bilgisayarı ve onu çalıştıran “punchcardları” görmüştüm; Spectrum, Commodore marka kişisel bilgisayarları lise yıllarında tanıdım; ilk mobil telefona ise 26 yaşında sahip oldum.

 

Otuz yaşında baba oldum; başka bir deyişle oğlumla aramda “sadece” otuz senelik bir fark var. Yukarıda paylaştıklarımı, oğluma anlattığımda, “cilalı taş devri”ni dinler gibi dinliyor! Bilgisayara ilkokula başlamadan, cep telefonuna oniki yaşında (ona göre, “arkadaşlarından daha geç!”) sahip oldu. Nesillerin arası fark bu kadar hızlı mı açılıyor ?

 

Ağustos ayında İngiltere’deki telekom regülatörü Ofcom son derece kapsamlı bir araştırmanın sonuçlarını açıkladı. Araştırmaya göre 12 ile 15 yaş arasındaki çocukların %47’sinin “akıllı telefonu” varmış (oğlum haklı olabilir mi ? Biz geç mi kalmışız?). İngiliz yetişkinlerin ise sadece dörtte biri akıllı telefon cihazlarına sahip imiş. Çocukların yüzde 37’si hızlı ve ucuz mesajlaşma kapasitesi nedeniyle (ortalama İngiliz günde 5 SMS yolluyor) Blackberry cihazlarını tercih ederken, iPhone kullanıcılarının oranının %17’de kaldığını öğrenmek de beni şaşırttı. Türkiye’de, benim çevremde, sanki tam ters bir durum var.

 

Akıllı telefona sahip çocukların üçte ikisi, cihazlarına “bağımlılık” derecesinde tutkun olduklarını itiraf etmiş. Örneğin %34’ü yemek sırasında, %40’ı yatakta, %47’si ise tuvalette iken de telefonlarını kullanmaya devam ettiğini belirtirken; %71’i cihazlarının 24 saat açık olduğunu, %27’si ise kullanımın yasak olduğu okul, sinema, hastane gibi yerlerde de telefonlarının kullanıma açık tuttuklarını eklemiş.

 

Şaşırtıcı olmayan, akıllı telefona sahip çocukların üçte ikisi en az bir uygulamayı cihazına indırmiş; akıllı telefona sahip yetişkinlerde ise bu oran yarının altında. Bayram tatili sırasında, benzer yaş grubunda kalabalık bir çocuk grubu ile tekneyle tatile çıkan bir dostum, çocuklara “iPad veya telefonunuza indirebileceginiz yüzme uygulaması bulamadiniz mi hala” diye sorduklarını anlatmıştı. Ancak çocukların hayatına bu kadar giren akıllı telefonların, onların hayatlarında yarattığı değişiklik veya alışkanlıklarındaki değişim ise gene teknoloji dünyasında olmuşa benziyor. Akıllı telefonlarını yanlarından ayırmayan çocukların %30’u eskiye göre daha az bilgisayar ve konsol oyunları ile vakit geçirdiğini ve daha az standard (dijital olmayan) fotoğraf makinelerini kullandığını söylerken, %28’i daha az bilgisayar kullandığını, %23’ü ise daha az televizyon izlediğini belirtmiş. Eskiye göre daha az kitap veya gazete okuduğunu, ya da konvansiyonel harita veya atlasları kullandığını söyleyenlerin oranı ise %14-15 civarında kalmış. Şimdilik akıllı telefonların ikame ettiği zaman ve fayda endişe edecek boyutta değil, ama gene de insan düşünmeden geçemiyor, “yüzme, tuvalete gitme, bayramlaşma” uygulamalarını ne zaman iStore’dan indirebilecegiz ?

 

 

No Comments

Post A Comment