BUGÜN AYNAYA BİR BAKIN: DENEMEKTEN KORKUYOR MUYUM ?

 

BUGÜN AYNAYA BİR BAKIN: DENEMEKTEN KORKUYOR MUYUM ?

Piyanist ve besteci Chick Corea, yeni grubu Chick Corea Freedom Band ile İstanbul’a konser vermeye gelince, dinlemeye gitmemek olmazdı; geçen hafta ortasında Cemil Topuzlu Açıkhava Tiyatrosunu dolduran kalabalığın arasında kendimi buldum. Chick Corea’yı çok yıllar öncesinde Istanbul’da dinlemiş birisi olarak beni “özgür ruhların birleştiği proje”olarak tanımladığı yeni grubu Freedom Band de çekmiş olabilir! Mükemmel denebilecek bir Istanbul gecesinde saksafonda Kenny Garrett, basta Christian McBride ve 85 yaşındaki çınar davulcu Roy Haynes sahnede tiyatroyu dolduran binlece kişiyi büyülediler. Allah hepimize 85 yaşında Roy Haynes’in heyecanını ve enerjisini nasip etsin! Caz müziği konusunda uzman olmayan birisi olarak, beni en çok heyecanlandıran an ise dört müzisyenin Haynes’in baterisinin etrafında toplanıp, aynı anda vurmalı çalgıyı konuşturmaya başladıkları nokta idi. Konser sonrasında Corea’nın sekiz yaşında bateri çalmaya başladığını öğrenince, “taşlar yerine oturdu”, ama dünyanın piyanist ve besteci olarak tanıdığı 16 Grammy ödülü sahibi bir müzisyenin, piyanosunun başından kalkarak, biraz da utanarak baterinin başına geçişi görmeye değer idi. Bu köşeyi takip edenler, liderliğin iş dünyasına has olmayan bir kavram olduğuna yönelik inancımı defalarca dile getirdiğimi hatırlayacaklardır. Chick Corea ve ekibinin “bateri ziyafeti” de, liderliğin önemli alt başlıkları olarak tanımlanabilecek özgüven, tevazu ve deneme cüretinin örnekleri olarak hafızama kazındı.

 

TOTALİTER ŞEF BENJAMİN ZANDER

Tesadüf bu ya, Chick Corea’nın konserinden eve döndüğüm gece, mesaj kutuma Pensilvanya (malum bu aralar çok popüler bir lokasyon; değinmesem olmaz !) Üniversitesi Wharton İşletme Fakültesi yayınları kapsamında Boston Filarmoni Orkestrası’nın dünyaca ünlü şefi 71 yaşındaki Benjamin Zander üzerine yazılmış bir makale düştü. Benjamin Zander, mesleğini “totaliter rejimin son kalelerinden birisi” olarak tasvir edebilecek kadar açık sözlü ve cüretkar bir müzisyen. Orkestrada görev yapan müzisyenlerin, “şef ile soru sormak haricinde konuşmalarının dahi kabul edilemez” olduğunu söyleyen Zander, hayatının ve kariyerinin büyük bir kısmını bu “diktatörlük” yaklaşımı içinde geçirmiş. Zender’in düşüncelerini ve aksiyonlarını okuyunca, aynı makalede bahsı geçen bir araştırma benim için daha büyük anlam kazandı. Harvard Üniversitesi’nde 1996 yılında yapılan bir araştırmada orkestrada görev yapan müzisyenlerin “iş tatminlerinin” hapishane gardiyanları ile aynı seviyede olduğu ortaya çıkmış ! Aynı araştırmada, işinden en mutlu olan kişiler arasında ise “yaylı çalgılar dörtlüsünün” üyesi olan müzisyenler yeralmış. Zander bu örneği yorumlarken, dörtlünün üyelerinin grup kararlarını ortak, konsensüs içinde alma alışkanlığının ve hem ayrı ayrı, hem de toplu performans gösterme zorunluluğunun mutluluğu artırdığına işaret ediyor.

 

ATMIŞ YAŞINDAN SONRA U-DÖNÜŞÜ

Zander’in hayatı, “mesleki deformasyon” sonucu ikinci evliliğini de bitirmek zorunda kaldıktan sonra değişiyor. Ayrıldığı eşi psikolog Rosamund Zander ile birlikte hem kendisini hem de hayatı sorgulamaya başlıyor. Bu arayışlar da birlikte kaleme aldıkları “Olanakların Sanatı” (The Art of Possibility) isimli kitabı yaratıyor. “Sınırsız Düşünün, Hayatınız Değişsin” başlığı ile Boyner Yayınları tarafından Türkçeye de çevrilen kitap, Zander’in “beni ben olduğum için mi, yoksa başardıklarım için mi seviyorlar” sorusuna cevap arıyor. Zander’in çıkış noktası, kişisel ve organizasyonel değişim fırsatlarını, küçük-büyük demeden kullanmak ve deneyimlemek. Bu yolda ilerlerken, kitabında da dile getirdiği gibi, hayatın her safhasında “sınır tanımadan düşünmeye” ve varsayımlar koymadan, olasılıkları değerlendirmeye gayret etme” kararını veriyor. Sonuç olarak Zander atmış yaşından sonra, hem hayatını, hem de kariyerini değiştirirken, hayatı başarı veya başarısızlık boyutunda görmeyip, her gün ne katkı sağladığını değerlendirmeye başlıyor. Sonucunda da 28 sezon arka arkaya Boston Filarmoni Orkestrası’nın başında sahneye çıktıktan sonra, dünyanın değişik orkestralarını, farklı coğrafyalarda yönetip, genç müzisyenleri yüreklendirmeye yöneliyor. Liderlik yaklaşımı ve fikirlerini McKinsey, Pfizer, Disney, Accenture gibi kurumlara, Amerikan ordusuna seminerler vererek anlatıyor. Son on yılda dört kez Davos’a Dünya Ekonomik Forumu’na konuşmacı olarak davet ediliyor.

 

HER BAŞARISIZLIK DA YENİ İMKANLARI DOĞURUYOR !

Cazın ustası Chick Corea ve klasik müziğin duayen ismi Bejamin Zander; her ikisi de konfor alanlarının dışına çıkma ve farklı olmayı deneyimleme heyecanını duydukları için bize ilham veriyorlar. Bu bağlamda Zander’in deyindiği gibi, “her başarısızlık da bir öğrenme fırsatı, her geri adım size yeni imkanların kapısını açabiliyor”. Önemli olan, sadece başarıdan değil, başarısızlıktan ve o fırsatla öğrendiklerinizin sizi götüreceği yeni limanların olduğundan haz duyabilmek.

 

 

 

No Comments

Post A Comment