BİZ ALIŞTIK DA……….

 

BİZ ALIŞTIK DA……….

 

Birbirinden bağımsız üç haberi tekrar gündeme getirmek istiyoruz. Belki okuduğunuz, belki hızlı değişen gündemde atladığınız, belki de pek önem vermediğiniz bu haberleri önce bir hatırlayalım.

 

SSK PRİM BORÇLARI

 

Geçen yıl Marmara Bölgesini vuran talihsiz deprem faciası sonrasında hükümet depremde zarar gören işyerlerinin SSK prim ödemelerini 31 Ağustos 2000 tarihine kadar ertelemişti. 31 Ağustos 2000 tarihine kadar SSK primlerini ödeyenler gecikme cezası ödemeyeceklerdi. Hükümet 07 Eylül 2000 tarihinde (son ödemeden bir hafta sonrasında) yeni bir düzenleme yaparak 31 Ağustos’a kadar ödenmesi gereken SSK prim borçlarının ödemesini 31 Mart 2001’e kadar erteledi (Kocaeli Gazetesi-Güngör Arslan’ın 13.09.2000 tarihli haberi).

 

BEDELLİ ASKERLİK

 

Bakanlar Kurulu’nun 14 Eylül 2000 tarihli toplantısında, bedelli askerlik yapanların son taksitlerinin bir ay süreyle uzatılması kararlaştırıldı. İlgili Kanun Hükmündeki Kararname Resmi Gazete’de yayınlandıktan sonraki bir aylık süre içinde son taksitlerini yatırmış bulunanlar, bedelli askerlikle ilgili başvurdukları dönemdeki haklarını aynen koruyacaklar ve bu süre uzatımı ile ilgili herhangi bir “faiz” uygulaması da sözkonusu olmayacak. Bedelli askerlik yapanların son taksitlerini 31 Ağustos’a (yani erteleme kararından iki hafta öncesine) kadar ödemeleri gerekiyordu.

 

VAKIF ÜNİVERSİTELERİ

 

Anayasa Mahkemesi 13 Eylül 2000 tarihinde ‘‘Vakıf üniversitelerine arazi tahsisinin usül ve esaslarını belirleyen’’ YÖK Yasası’ndaki değişikliği Anayasa’ya aykırı bularak, oybirliği ile iptal etti. Yüksek Mahkeme, ‘‘Yürütmenin durdurulmasına’’ karar verirken, YÖK kanununa dayanarak ‘‘Bu kanunun getirdiği şartları yerine getiren vakıf üniversitelerine daha önce yapılan arazi tahsislerinin de geçerli olacağını’’ hükme bağlayan geçici birinci maddesini de iptal etti. Hatırlayacağınız üzere Vakıf üniversiteleri YÖK Kanunu’na dayanarak kamudan arazi tahsis etmişlerdi. Yüksek Mahkemenin aldığı iptal kararının 21 vakıf üniversitesine yönelik uygulamasının ne olacağını ise büyük ölçüde Koç Üniversitesi’ne orman arazisi tahsisinin iptali için Danıştay 8. Dairesi’nde açılan ve halen sürmekte olan davanın sonucu tayin edecek.

 

VATANDAŞA DEV HİZMET

 

Yukarıda da altını çizdiğimiz gibi deprem, askerlik ve eğitim konularında, yani birbirinden farklı 3 konuda verilen 3 karara tekrar dikkatlerinizi çekmek istiyoruz. İlk iki karar aslında birbirine benziyor. Zira her ikisi de “kamu borçlarına” erteleme getiriyor ve her ikisinde de kararı veren hükümet. Devlete borcu olan her vatandaş, borcunu vadesinde ödemekle yükümlü olduğuna ve vadesinde ödenmeyen her borcun finansal olarak bir “maliyeti” olduğuna göre eğer siz ticari bir bankadan kredi alarak veya kredi kartınızdan nakit kredi çekerek borçlarınızı ödedikten birkaç hafta sonra, borcunuzun vadesinin ertelendiğini öğrenseydiniz ne yapardınız ? Ya da ödemiş olduğunuz borçların vadesini, ödeme tarihinden sonra uzatmayı “vatandaşına hizmet” olarak gören hükümete bugün gidip de “ben paramı geri istiyorum, uzattığınız vadede gelip ödeyeceğim” derseniz hükümet ne cevap verir ? Son soru ise, böyle bir durum yaşadıktan sonra “namusunuzla”, devlete güvenerek bir daha vadesinde borcunuzu öder misiniz?

 

Tartışmayı aslında biraz daha derinleştirmek mümkün. Örneğin, bedelli askerlik uygulaması çıktığında “asker veya yoklama kaçaklarına” ne farklılık yapıldı ? Vatandaşlıktan çıkarılması gündeme alınan pop şarkıcımız, karar çıktığının ertesi günü vatanına dönerek “aslanlar gibi” askerliğini yaptı. Pekiyi bu şartlarda, yaşı tutmayıp uygulamadan yararlanamayan gençlerimize verilen örnek nedir?

 

Eminiz değerli bürokratlarımız, bu tip konularda ceza koyulsa tahsil edilemeyip “kronik” problem halini alıyor, diyeceklerdir. Çok güzel de, devlet koyduğu cezaları hatta borçlarını tahsil edemiyor diye “yapanın yanına kar mı kalması” lazım ? Devletimiz vergi tabanını genişletemiyor diye “kümesteki” vergi mükelleflerinin yolunacak tüyü kalmadı. Devlet elektrik kaçağını önleyemiyor, kamu kurumlarından tahsilat yapamıyor diye karanlıkta otururken dahi “sabit ücretlerle” dünyanın en pahalı elektriğini kullanmaya mecbur ediliyoruz. Örnekleri arttırmak, çeşitlendirmek mümkün.

 

EVRENSEL HUKUK

 

Gelelim Anayasa Mahkemesinin kararına. Biz hukukçu değiliz ama hukukun evrensel olduğu ve geriye yönelik uygulanamayacağını bu yaşa kadar öğrendik. Evrensel hukukun da YÖK tarafından farklı, Orman Bakanlığı tarafından farklı, Anayasa Mahkemesi tarafından farklı, Danıştay tarafından farklı, hükümet tarafından farklı, vatandaş tarafından ise tamamen farklı yorumlanamayacak kurallar demeti olduğunu düşünüyoruz. Devletin bir kurumundan aldığınız izinle milyonlarca dolarlık yatırım yaparak binlerce öğrenciye eğitim yuvası olacak bir tesis kazandırdıktan sonra, binalarınızın TMMOB Mimarlar Odasının tanımıyla “imar affından bile yararlanamayacak bir gecekondu’’ niteliği taşıması nasıl bir duygudur merak ediyoruz. Burada önemli olan hangi kararın doğru veya yanlış olmasından ziyade ortada neden bu kadar çok karar olduğu ve daha da önemlisi doğru olsa dahi verilen kararın neden bu kadar geciktiğidir.

 

BİZ ALIŞTIK DA………..

 

Altını özellikle çizmek istediğimiz diğer bir konu da, yukarıdaki örneklerin mevcut iletişim olanakları ile biz daha “hazmetmeye” fırsat bulamadan uluslararası medyada fazlasıyla yer bulduğudur. Bu haberleri okuduktan sonra Türkiye’ye yatırım yapan veya yapmaya niyeti olan bir yabancı yatırımcı ne düşünür acaba ? Haydi bizim gibi vatandaşların fazla seçme şansı yok; vergimizi, borcumuzu vaktinde ödemeye devam edip, ancak kendi “makus talihimize” isyan ederiz ama ya yabancı yatırımcı, ya Avrupa Birliği, ya 17 kez aldatılmış IMF, ya……..

 

 

No Comments

Post A Comment