“BEYAZ” BİR SAYFA

 

“BEYAZ” BİR SAYFA

 

Karlar altındaki Istanbul’a bakarken hepimiz gibi doğanın da 2002 yılına “beyaz bir sayfa” açarak mı girmek istediğini merak etmeden geçemedik. İkinci Dünya Savaşı’ndan bu yana yaşanan en kötü yılı bir an önce bitirebilmek üzere Aralık ayının son günlerini adeta hızlandırarak yaşadık. Sonunda Yavuz Canevi’nin Dünya gazetesindeki köşesinde yazdığı gibi , “Hepimiz tarafından en zayıf halka sen seçildin 2001 yılı, sana güle güle” demenin mutluluğunu yaşıyoruz.

 

Açtığımız bu yeni beyaz sayfaya “umut dolu” haberleri yazarak başlamayı ve bunların gerçeğe dönüşmesi ile de 2002 yılını bir yara sarma yılı değil, bir “başarı hikayesi” olarak hatırlamayı arzu ediyoruz.

 

FRANSA’DAN GELECEK HABER

 

Bu kapsamda önümüzdeki haftanın en önemli beklentisini, yurtiçinden değil de Fransa’dan gelecek “olumlu” haberlerle gerçeğe dönüştürebilmeyi umut ediyoruz. Fransa’da Nanterre Mahkemesi’nin tasfiye memurları 9 Ocak 2002 tarihinde Arçelik’in Moulinex-Brandt Grubu için verdiği teklifi değerlendirerek karara varacaklar. Mali sıkıntılar nedeniyle konkordato ilan eden Brandt şirketi için Amerikan Whirlpool, İsrailli Elco ve İtalyan Candy ile birlikte bu sürecin son aşamasına kadar mücadele eden Arçelik’in teklifinin olumlu karşılanmasının sadece şirket değil, Türk iş dünyasının ve Türk bayrağının Avrupa’da dalgalanması açısından ayrı bir önem taşıdığına inanıyoruz.

 

DÖRT DEV ÇARPIŞIYOR

 

Onbirbin çalışanı ile satışa çıkartılan Brandt için asıl mücadele 5300 çalışanın kaderini etkileyecek olan Fransa’daki operasyon kapasitesi için veriliyor. Arçelik Fransa’daki 3134 çalışanın işlerini koruyacağını ve ilk iki yıl içinde 500 milyon Euro’ya yaklaşan yatırım yapacağını belirtiyor. Candy, 3092 çalışanı korurken, ilk yıl içinde 200 milyon Euro yatırım yapmayı, Whirlpool ise 2300 çalışana karşılık 100 milyon Euro yatırım yapmayı teklif ediyor. Fransa’daki sosyalistlerin ağırlıkta olduğu hükümetin, bu yıl içinde yapılacak seçimler nedeniyle özellikle sıcak baktığı iddia edilen İsrail firması Elco ise 4195’i Fransa’da olmak üzere 4367 Brandt çalışanına iş garantisi verirken on yıl içinde 400 milyon Euro’ya varabilecek yatırım yapmayı vaat ediyor(*). Elco açısından Brandt ilginç bir yatırım zira İsrailli firma daha çok endüstriyel cihazlardaki uzmanlığı ile tanınıyor.

 

Arçelik açısından baktığımızda da Brandt son derece ilginç ve önemli bir yatırım fırsatı. Zira üstten doldurmalı çamaşır makineleri ve üst gelir gruplarına hitap eden fırınları ile Brandt’ın ürün gamı, Arçelik’in ürün portföyünü destekliyor. Özellikle uluslar arası pazarda alt ve orta gelir grubuna hitap eden Arçelik ve Beko ürünlerini üst gelir grubunda talep gören Brandt markası ile tamamlamanın da ayrı bir stratejik önem taşıdığının altını çizmek gerekiyor.

 

DÜNYA MARKASI OLMAK VE FATİH TERİM

 

Yetmiş milyona yaklaşan genç nüfusu ve değişen aile yapısı gözönüne alındığında (büyük aileden, küçük ve az nüfuslu ailelere geçiş süreci) dayanıklı tüketim malları üreticileri için Türkiye’nin cazip bir pazar olduğunu söylemek pek de yanlış olmayacak. Uzmanların rakamlarına göre, her yıl yaklaşık 500 bin çiftin evlendiği Türkiye’de hane sayısındaki yıllık %2,5’luk büyüme Fransa benzeri gelişmiş ülkelerin ortalaması olan %1,5’in çok üzerinde (**). Ülkemizdeki pazarın ve üretim miktarının büyümeye devam etmesi beklenirken Arçelik’in verdiği bu teklifi biz Fatih Terim’in Milan teknik direktörlüğüne aday olmasına benzetiyoruz (sonu benzemesin). Kendi pazarında zirveye ulaşan ve ürettiği tüm ürünlerde %50’nin üstünde Pazar payına sahip olan Arçelik hedefini Avrupa’ya, hatta daha doğrusu Dünya’ya çeviriyor. Lojistik maliyetleri nedeniyle, ihracatta yaşayabileceği dezavantajı da lehine çevirmek üzere Avrupa’nın göbeğinde önemli bir üretim kapasitesini elde edebilmenin peşine düşüyor. Aslında bu çabaya, köşemizde bir yıl önce bahsettiğimiz her şirketin gündeminde olması gereken “yut veya yutul” stratejisinin güzel bir örneği olarak da görebiliriz. Zira Avrupa çapında, hatta küresel bir oyuncu olamamanın maliyeti, bu unvanlara sahip olanların er veya geç size “sahip olmak üzere harekete geçmeleri” ile ortaya çıkacak.

 

İşte bu sebepten ötürü Arçelik, Türkiye’de uzun yıllar hatırlandığı “danseden” çamaşır makinesi ve içi “buzullanan” buzdolabı üreticisi imajından tamamen silkinip, 2005 yılına kadar Avrupa Beyaz Eşya sektöründe ilk 5, Dünya dayanıklı tüketim sektöründe ilk 20 şirket arasında yer almayı vizyonu olarak belirleyerek harekete geçiyor. Arçelik, bu vizyon doğrultusunda 5 yıl içinde 3 Milyar ABD Doları ciroya ulaşabilmenin hesaplarını yapıyor.

 

GALİP SAYILIR BU YOLDA….

 

Birkaç gün sonra Nanterre konkordato masasının kararını hep birlikte öğreneceğiz. Brandt’in Fransa’daki 7 tesisinden sadece 4 tanesine ilgi gösteren ve Brandt’in üretim kapasitesine, sahip olduğu DeDietrich gibi prestijli markalardan daha fazla değer ve önem verdiğini açık açık söyleyen ve en önemlisi de İsrailli Elco’nun taahüdünün ancak %75’i kadar istihdam vaat eden Arçelik bu “ihalede” geri kalabilir. Ancak Arçelik’in küresel rakiplerine “meydan okuyan” bu önemli çıkışı hepimize, gerek iş dünyasında, gerek siyaset ve diplomaside gerekse de sosyal hayatta bir ders olmalı. Zira günün sonunda unutmayalım ki hepimiz ya yutacağız ya da ………….

 

 

(*)   Le Monde

(**) Eti Menkul Değerler

 

 

No Comments

Post A Comment