ASKIYA KAHVE

 

 

ASKIYA KAHVE

Sanıyorum uygulamadan ilk olarak İtalya’daki örnekleri üzerinden haberdar olmuştum. İtalya’da kahve içmek üzere bir mekana giren müşterilerin, kendilerinden sonra gelecek ve maddi durumu yetersiz olan bireylerin kullanması için, bir kahve içip, iki veya daha fazla kahvenin parasını ödemesi üzerine kurulu olan bu model, mekan sahipleri ile müşteriler arasında basit olarak “askıya kahve” olarak isimlendirilmişti. Italya’da günlük hayatın önemli bir parçasını oluşturan kahve içme kültürünün de derinliğini gösteren ama sosyal dayanışma ve paylaşıma da işaret eden bir yaklaşım olduğuna inanmış, hayran olmuştum.

Geçtiğimiz yıllar içinde benzer uygulamanın “askıya ekmek” adı altında özellikle birçok Anadolu şehrinde hayata geçirildiği ulusal basına da yansıdı. Fırınların, “askıda ekmek” adı altında, bölgelerinde sosyal dayanışmayı, gönülleri incitmeden aracılık yaptığını gözlemledik. Hatta ben de şahsen, Istanbul’da birkaç fırında özel olarak hazırlanmış, “mıknatıslı” küçük ekmek maskotlarının, “kasa”nın arkasında bir panoya asıldığını ve “askı” uygulamasının takip edildiğine şahit olmuştum.

Birkaç sene once yönetim kurulu üyesi olduğum PERYÖN’de de, “askıya kongre” başlığı ile, istihdam piyasasında dezavantajlı konumda olan kadınların, gençlerin ve engellilerin ulusal kongreye katılarak, paylaşımlardan faydalanmasını, bu konuya ilgi gösterip, destek olan firmalar ve bireylerin katkıları ile sağlamıştık.

Ekim ayı başında New York’da düzenlenen World Business Forum’da Blake Mycoskie ile tanışınca ise, yukarıda tanımlamaya çalıştığım yaklaşımın nasıl coğrafyalar ötesi, hatta küresel bir boyuta ulaşabildiğini ve sosyal girişimciliğin etkisini görme imkanım oldu. Blake Mycoskie, 2000’li yılların ikinci yarısında TOMS Shoes isimli ayakkabı şirketini kuran bir girişimci. Blake Mycoskie, tam anlamıyla “seri girişimci”lerden birisi olarak kariyerine başlamış ve devam etmiş. Farklı alanlarda kurduğu şirkerleri satarak, sermayesini büyütmüş, ancak iş hayatının stresi ve baskısı ile de yavaş yavaş zihnen yorulduğunu hissetmiş ve 2006 yılında, o dönemki ortaklarından izin alarak, bir aylık bir tatile çıkarak Arjantin’e gitmiş. Tatilinin sonuna doğru ise, biraz da tesadüfen kendini bir sivil toplum insiyatifinin ortasında bulmuş. Arjantin’in farklı bölgelerinden toplanan kullanılmış, eski ayakkabıların ihtiyaç duyan çocuklara dağıtımına destek olurken de, “bu konuda” bir şey yapması gerektiğine karar vermiş ve sorumluluk almış. Sonuçta, aynı seyahatinin sonunda Arjantin’den ABD’ne dönerken yanında yerel olarak üretilmiş 250 çift ayakkabı (bizim çarık ile espadril arasında) ile dönmüş. Arjantin’deki dostlarına, her sattığı çift ayakkabı için, Arjantin’deki bir ihtiyaç sahibi çocuğa bir çift yeni ayakkabı vereceğini taahhüt etmiş. Sonrası ise gözlerini buğulandıracak bir başarı hikayesi; aradan geçen sekiz yılda kurduğu TOMS Shoes ayakkabı şirketi, Blake’in de hayallerinin ötesinde küresel olarak 35 milyon çift ayakkabı satmış; yani 35 milyon ihtiyaç sahibi çocuğun ayaklarına bir çift ayakkabı giydirebilmiş – ki bunlardan bazıları ilk kez bir ayakkabı giyme duygusunu ayaklarında hissetmişler. TOMS Shoes markasının ayakkabıları başta Beymen olmak üzere Türkiye’deki perakende zincirlerde, hem de online perakende ağlarında mevcut. Blake aslında TOMS Shoes ile “askıya ayakkabı” uygulamasını küresel olarak uygulamış.

Blake Mycoskie’nin girişimciliği ve bu başarıdan duyduğu haz ile paralel farklı fikirler de hayata geçmiş. Önce TOMS gözlükleri (TOMS Eyewear) ile, her sattığı gözlük için, dünyanın bir yerinde bir çocuğun gözlerini muayene ettirip, tedavi ettirmeye ve gerekiyorsa gözlük vermeye, hatta ameliyatları desteklemeye başlamış; yani “askıya gözlük” uygılaması hayata geçmiş.

En son olarak ise Blake, TOMS kahve markası (TOMS Roasting) ile, Ruanda, Honduras, Peru gibi ülkelerde ürettirerek, sattığı her küçük paket kahvenin karşılığında, bu ülkelerde ihtiyacı olan bir bölgede, bir kişinin bir haftalık su ihtiyacını karşılamayı taahhüt etmiş. Aslında hikayemizin çıktığı noktaya geri dönerek “askıya kahve” demiş ama daha da anlamlı bir uygulama ile de birleştirmiş.

Bu yıl içinde Blake Mycoskie, sahip olduğu şirketin yarısını (TOMS markası şemsiyesinde) Bain Capital finans grubuna satmasına rağmen, kendisi Chief Shoe Giver (Ayakkabı Verenlerin Başkanı) ünvanı ile şirketi yönetmeye devam edecek. Blake Mycoskie’nin hikayesi yapılandırılmış bir sosyal girişimcilik örneği; sizinle özellikle paylaşmamın sebebi ise, benzer birçok fırsatı her birimiz iş veya sosyal hayatımızda, her gün harcıyoruz. Önümüzden geçen ve başka birisi için değerli olma fırsatına ulaşmak için elimizi uzatmıyoruz. İnanın “askıya” ihtiyacı olanlar için birşeyler asmak veya astırmak hiç de zor değil. Belki daha fazla çaba ve zaman isteyen Blake’in yaptığı gibi bunu sürdürülebilir hale getirecek sistemi kurabilmekte. Blake gibilerin sayısının, dünyanın her yerinde artması dileği ile….

 

No Comments

Post A Comment