1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü

 

1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü

Mart ayı içinde Türkiye bir kez daha “yaz saati uygulamasına”, dünyanın önemli bir kısmı ile birlikte geçti. Halen yaz saatini en az bir bölgesinde uygulayan ülke sayısı 83, bütün bölgelerinde yaz saati uygulayan ülke sayısı ise 74. Yaz saati uygulaması 153 ülkede ise hiç uygulanmıyor. Bu uygulamanın ilk hedeflerinden birisi özellikle akşam saatlerindeki aydınlatma enerjisini azaltmak olsa da, günümüzde çağdaş ısıtıcı ve serinletici cihazların kullanılmasıyla beraber bu amacından giderek sapan uygulamanın faydaları dünyada da sorgulanıyor. Hatta bu yüzden, hükümet artık yaz saati uygulamasından vazgeçildiğini de açıkladı. Bakalım bu karar kalıcı olacak mı, zaman gösterecek.

 

Yaz saati uygulamasının uluslararası platformda tartışılan bir yönü de “insanları erken yatırıp erken kaldırarak onları kendi tercihlerine rağmen daha sağlıklı, daha zengin ve daha akıllı yapmaya çalışması”; bu sebeple de aslında “Yaz saati köleleştirme uygulaması” (“Daylight Slaving Time”) olduğu da iddia ediliyor. Aslında “emek” açısından bakıldığında ise tam ters bir durum sözkonusu; başta çiftçileri ve işi güneşe bağlı olan birçok işçiyi olumsuz olarak etkileyen bir durum sözkonusu olduğu da söyleniyor.

 

Aradan bir ay geçtikten sonra, yaz saati uygulamasını tekrar gündeme getirmek istememin sebebi ise, aslında insan kaynakları fonksiyonunun tarihçesi ondokuzuncu yüzyılda, endüstriyel devrim öncesinde ve sırasında çalışma şartlarının iyileştirilmesi amacıyla kurulan sendikaların faaliyete geçmesi ve özellikle de çalışma saatlerine ve şartlarına isyan eden işçilerin yarattığı “rahatsızlıklara” dayanıyor. Hatta bu amaçla yaratılan rolün, o zamanki adıyla insan kaynakları veya personel değil de “refah memuru” (welfare officer) olarak tanımlandığını daha önce bu köşeden paylaşmıştım. Gerçek anlamda insan kaynaklarının endüstriyel ilişkileri de içerecek şekilde gelişimi ise 1960lı yıllardan itibaren, sendikaların iş gücünün rekabet avantajını kullanarak iş verenin, hatta kamunun karşısına daha güçlü çıkmaya başlamasına dayanıyor. Bu değişim süreci de, kurumlar içinde personel/çalışan ilişkilerini daha yapılandırmış bir şekilde ele alabilecek bir fonksiyonu veya uzmanlık alanını geliştirme ihtiyacını beraberinde getirdi; fonksiyon yavaş yavaş kabuk değiştirmeye başladı.

 

İşçi ve çalışanlar tarafından dünya çapında kutlanan 1 Mayıs İşçi Bayramı da “refah” memurlarına yönelik yapılanmasına paralel, ondokuzuncu yüzyıl ortasından itibaren, önce “birlik, mücadele ve dayanışma günü” olarak kutlanmaya başlanmış. Eskinin refah memurları, bugünün insan kaynakları yöneticileri, ne emekçinin, ne de işverenin temsilcisi olarak görev yapıyorlar. İnsan kaynakları profesyonelleri çalışanların mutlu, güvenli, emeklerinin karşılığını alarak çalışmasını sağlamak ve girişimci, yatırımcı, işveren açısından da sürdürülebilirliğin her anlamda sağlanmasına da katkıda bulunmak için gayret gösteriyorlar. “Emek ve Dayanışma Günü” olarak ülkemizde de kutlanan ve 2009 yılından beri resmi tatil ilan edilen 1 Mayıs Bayramını tüm insan kaynakları profesyonellerinin özel bir çoşku ile kutlamasını diliyorum.

 

No Comments

Post A Comment