09.09.2009 – Masum Değiliz !

 

09.09.2009 – Masum Değiliz !

 

Marmara Bölgesini esaret altına alan sel felaketinin Istanbul’u elegeçirdiği günün ertesinde, sabaha karşı, son durumu öğrenmek adına TV kanalları arasında zaplayarak dolaşıyorum. Bir an ekranda AKUT Başkanı Nasuh Mahruki’yi gördüm. Spiker Nasuh’a İkitelli’de sele kapılarak hayatını kaybedenlerden dem vurarak, hayatta kalmanın reçetesini soruyordu; Nasuh da, büyük bir ciddiyet ile İkiteli’de sele kapılan araçların ve insanların görüntülerinden örnekleyerek, nelerin yapılması gerektiğini anlatıyordu. Istanbul’daki en büyük uluslararası havalimanına giden ana arter yolu sel almışken, AKUT Başkanı’nın selde hayatta kalma formülünü paylaşma ihtiyacını hissettiği bir metropolde yaşıyoruz.

 

İngiliz Daily Mail gazetesi “09.09.2009’da kıyamet kopacak mı?” sorusunu okurlarına yönlendirdikten birkaç saat sonra, Türkiye’nin kuzey batısını sel felaketi esir aldı. Gönüllerimizi dağlayan bu felaketi, bu kadar dokuzun yanyana gelmesine bağlayan İngiliz gazetesine kızdıktan bir gün sonra da, Istanbul’un en üst düzey yöneticisi, Istanbul Valisi Muammer Güler, haftasonu geleceği tahmin edilen yağış dalgası için kurtuluş reçetesini açıklıyordu; “Allah bizi korusun”. Ne denir buna, herhalde sadece “Amin !”.

 

Popüler Yönetim dergisinin bu sayısında liderliğin ve yönetimin değişen tanımını tartışıyoruz; fikir önderlerinin görüşlerine yer veriyoruz. Ancak yazıda yer verdiğimiz görüşlerin hiçbirisi, Nasuh’un tavsiyeleri kadar hayati değil ! Liderliğin yeni tanımını öğrenmeden önce, akıntıya, sele kapılırsanız ne yapmanız gerektiğini öğrenmeye çalışın, hele ki Istanbul’da yaşıyorsanız. Belki PY dergisinin bir sonraki sayısı için Nasuh Mahruki ile bir mülakat yapmayı da gündeme almamız lazım.

 

“Masum değiliz” şarkısının sözlerini Sezen Aksu mu yazmıştı ?

 

“Eller günahkar

Diller günahkar

Bir çağ yangını bu

Bütün dünya günahkar

 

Masum değiliz hiçbirimiz…..”

 

Belki bir çağ yangını değil yaşadığımız, ama hiçbirimizin masum olmadığı doğru. Dere yatağına inşaat yapan da biziz, imar affını getirmeyi vaat eden belediye başkan adayına oy veren de….Panelvanda personel taşıyan da biziz, kurumsal afet planı uygulamasına sahip olmayan işyerlerinde çalışan da…. Pekiyi yaşadıklarımızdan ne kadar ders aldınız ? Çalıştığımız işyerlerinin kaç tanesinin tanımlanmış bir kriz yönetim planı var ?

 

Bir tarafta, çağdaş liderlik kavramını, insan kaynakları politikalarını, yetenek yönetimini konuşan bizler, diğer tarafta ise boğaz tokluğuna hayat mücadelesi veren, sadece sosyal güvenliği değil, can güvenliğini de bir kenara koyan gene aynı bizler…. Depremi yaşadık, çaresizliğimizi gördük. Tuzla tersanelerinde durdurulamayan ölümleri gördük, trafiği canavar olarak tanımladık, Istanbul gibi bir metropolde sele yirminin üzerinde can verdik. Sırada ne var ?

 

Galiba en kolayı makus talihimizi kabul etmek; madem ki masum değiliz, o halde Valimizin de soylediği gibi “Allah bizi korusun !”. Aslında koruyor da zaten, yoksa bu kafayla az bile insan ölüyor bu ülkede…..

 

 

No Comments

Post A Comment