YA KEYNES DİRİLİRSE !


İŞTCELL 2008 Liderler Konferansı için Haziran ayında Türkiye’ye gelen General Electric firmasının eski CEO’su Jack Welch’in Istanbul’daki konuşmasından basına en çok yansıyan Alarko Holding Yönetim Başkanı İshak Alaton ile girdiği tatlı polemik olmuştu. İshak Alaton’un “Petrolün varili 112 dolar oldu, her yıl yaklaşık 1.3 trilyon dolar Körfeze akarken, 1 milyar insan açlık sınırında yaşamaya çalışıyor. Siz bu konuda kendinizi sorumlu hissetmiyor musunuz ? Sanıyorum Adam Smith öldü, acaba Karl Marx’ı diriltme zamanı geldi mi ?” şeklindeki esprili sorusuna, her zamanki özgüveni yüksek tarzı ile Welch, “eksikleri olsa da serbest pazar ve liberal ekonominin elde olan en iyi çözüm” olduğu şeklinde cevap vermişti. Basına o dönemde, nedense pek yansımayan ise Jack Welch’in “Karl Marx’ı diriltmeye çalışacağınıza, politikacılarınızı zorlayın” şeklindeki tavsiyesi olmuştu.

KAPİTALİZMİN AMACI NE ?

Yaşadığımız son altı ay içinde, Alaton’un sorusunun aklıma veya gündemime gelmediği gün sayısı çok az oldu. Kapitalizm insanoğlunun bulduğu en iyi ekonomik sistem olabilir, ancak istikrar yaratmadığı da aşikar; belki de amacı o değil. Tartışmasız, dünyanın en başarılı yatırımcısı olarak gösterebileceğim Warren Buffett, belki bu yüzden “Eğer benim işimdeyseniz, mükemmel çalışan bir sermaye piyasası istemezsiniz” diyebiliyor.  Geçtiğimiz otuz yıl içinde küresel ekonomiler, yüzün üzerinde kriz yarattılar. Bu yüzden de ekonomilerin kendi kendilerine rehabilite olabileceğine inananların sayısı giderek azalırken, kamu ve regülatörlerin müdahelesini gerekli görenlerin sayısı giderek artıyor. Anlayacağınız sadece Karl Marx değil, John Maynard Keynes’i hasretle ananların sayısı da hiç az değil.

İKİBİNSEKİZ KAYIP BİR YIL DEĞİL !

Küresel krizin en hararetli döneminde, geçtiğimiz Kasım ayı içinde uluslararası danışmanlık şirketi McKinsey&Co., 1424 yöneticinin katıldığı küresel bir anket yapmış. Ankete katılanların ortak kanısı, 2009 yılının büyük bir durgunluk içinde geçeceği ve özellikle sermaye piyasalarındaki istikrarsızlığın devam edeceği. Ankete katılan yöneticilerin %75’i 2008 yılı içinde işletme giderlerini aşağı çekmeyi ajandalarının en üst sırasına yerleştirmiş durumda. Sermaye yatırımlarını kısma ya da durdurma kararı alanların oranı ise %37. İlginç olan bir başka sonuç ise, ankete katılanların %16’sı normal şartlarda istihdam edebilme imkanı olmayan insan kaynaklarını işe alarak, ekibinin kalitesini yükseltme kararı almış durumda. Yani böyle bir durumda, soğukkanlılığını koruyup, stratejik bakabilmeyi başaran, biraz da fırsatçı bir azınlıktan da söz etmek mümkün !

McKinsey&Co. şirketinin anketine katılan yöneticilerin %38’i şirket karlarının 2008 yılında artacağını öngörürken, %12’si ise karların değişmeyeceğini düşünüyor. Özetle katılımcıların yarısı 2008’in herşeye rağmen “kayıp bir yıl” olmadığını düşünürken, yöneticilerin yaklaşık üçte biri (% 29) ise 2009’un ilk altı ayında şirketlerindeki çalışan sayısının azalacağını tahmin ediyor.

PROBLEM MAKRO MU ?

Aslında yöneticilerin sıkıntısının ve umutsuzluğunun önemli bir kısmı ise faaliyet gösterdikleri ekonomilere duydukları güvensizlikten kaynaklanıyor. Küresel çalışmaya yanıt veren yöneticilerin, yaklaşık üçte ikisi, 2009’un ilk çeyreğinde ekonomilerinin mevcut durumdan daha kötü bir performansa sahip olacağını öngörüyor; daha da ileri giderek katılımcıların %59’u 2009 yılında kendi ekonomilerinin küçüleceğini tahmin ediyor. Küresel ekonomilerde ilk düzelme işaretlerinin 2010 ve sonrasın sarkacağını düşünenlerin oranı ise hiç de az değil (%46). Ankete katılanların %59’u ise krizden çıkış senaryosunda kamu ve hükümetlerin aktif rol alarak, özellikle doğrudan yatırım yapması gerektiğini öne sürüyor. Bu manzarayı gören Keynes, mezarından dikilip, “ben söylememiş miydim ” demez mi ?

 

 

No Comments

Post A Comment