SÜRDÜRÜLEBİLİR DENGEYE ULAŞMAK

opzioni binarie autorizzate consob

ditropan xl 10mg 5ml

buy diabecon tablets

source url Türkiye’nin “özelleştirme” sürecinde attığı adımların hızlanması sadece ekonomik verileri değil, insan kaynakları ile ilgili politikaları ve uygulamaları da etkiliyor. Türk Telekom’un özelleştirilmesi sonrasında yaşanan, “özel sektörden kamuya geri dönüş göçünün” sebeplerini irdeleyemeden bu kez da özel sektör ile kamu çalışanları arasındaki “çalışma süresi” farklılıkları tartışılmaya başlandı. “İşkolik” olduğunu bu köşeden kamuoyu ile paylaşmış birisi olarak benim de bu tartışmanın dışında kalmam düşünülemezdi.

go to site

lamictal odt bipolar disorder forum forex trading courses
ÇALIŞMA SÜRELERİNİN KISALIYOR MU, UZUYOR MU ?

go here

see url Özellikle Avrupa’lı işverenlerin 1970’li ve 1980’li yıllarda verimliliğin artması için yükseltmeye gayret ettiği çalıştığı haftalık çalışma saatleri, 1990 yılından beri ise gerileme eğiliminde. Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Teşkilatı’nın (OECD) verilerine göre, 1990-2003 yılları arasında “gelişmiş” ülkelerde kişi başına yıllık çalışma süresi önemli bir düşüş gösterdi. Örneğin  2003 yılında Fransa ve Portekiz’de işçiler 1990 yılına oranla yüzde 10 daha az çalışırken, Alman çalışanlar 1991 yılına kıyasla yüzde 6 daha az çalıştılar. Aynı dönemde dünyanın ikinci büyük ekonomisi olan Japonya’da ise çalışma sürelerinde yüzde 11’lik bir gerileme yaşanmış. Diğer ilginç istatistik ise okyanusun iki yanındaki ülkelerde oluşan radikal farklılıklar. Çalışma saatleri 1970’ten günümüze Fransa’da yüzde 23, Almanya’da yüzde 17 düşerken, ABD ve Kanada’da ise yüzde 20 yükselmiş. Oracle firmasının CEO’su Larry Ellison’un iş yükünü “haftada 80 saatten 50 saate doğru çekmeye çalıştığını” daha önce sizinle paylaşmıştım. Benim de haftalık çalışma tempom hala 80 saatin altına inebilmiş değil.

source site

http://glacco.co/index.php/nuestros-servicios/implementacion-niif-2 Sadece istatistiklere bakıp haftalık çalışma süresini değerlendirmek çok da sağlıklı bir yaklaşım değil. Kuşkusuz konunun insan sağlığını ilgilendiren bir boyutu var. Bu kapsamda “optimum çalışma süreleri”nin insan sağlığı, güvenliği ve kapasitesi gözönüne alınarak belirlenmesi gerekiyor. Gene bu çerçevede işe odaklanma, verimli çalışma gibi konuların da ele alınarak çalışanın verimli, etkin ve üretken olabileceği ideal sürelerin hesaplanabilmesi gerekiyor.

20mg cialis reviews

http://oliverdowson.com/slimex-15-buy.html forex handel tips
DÜNYA ÖRNEKLERİ

lexapro price comparison

how much does unique hoodia cost Ancak konunun bir de makro ekonomik boyutu var. Özellikle Türkiye benzeri gelişmekte olan ülkeler, “kabul etmesek de”, gelişmiş ekonomilerdeki sabit sermaye yatırımlarını sıklıkla daha verimli ve daha üretken bir işgücüne sahip oldukları durumlarda çekebiliyorlar. Hatta Çek Cumhuriyeti, Macaristan, Polonya gibi ülkelerde işgücünün göreceli olarak “ucuz” olması, Avrupa’nın önde gelen şirketlerinin eline büyük bir koz verdi. Siemens, DaimlerChrysler, Bosch gibi şirketler kanunlarla belirlenen haftalık çalışma saatleri limitinin gevşetilmesini, aksi takdirde faaliyetlerini işgücünün daha ucuz olduğu “Doğu Bloku” ülkelerine kaydırma “tehdidinde” bulunarak, sendikalarla oturdukları pazarlık masasından, istediklerinin önemli bir kısmını alarak kalktı.

topamax cost without insurance

paroxetine prozac 80 mg Bosch’un Fransa’daki fabrikasında çalışan işçiler, üretimin Çek Cumhuriyeti’ne kaydırılmasının önüne geçmek için haftada bir saat fazladan çalışmaya, daha da önemlisi önümüzdeki üç yıl boyunca ücret artışlarının yüzde 1’le sınırlandırılmasına razı olmuşlar. Başka bir deyişle “fazla çalışmak” zaman zaman işinizi, “ekmek teknenizi” korumanıza dahi sebep olabilecek kadar kritik fayda sağlayabiliyor ! Ancak genellemeler yapmak da o kadar kolay değil. Örneğin istatistikler gösteriyor ki, bir İngiliz işçi, Fransız meslektaşından daha fazla çalışıyor. Buna karşılık Fransız işçinin verimliliği, İngiliz işçiden daha yüksek. Avrupa’daki en uzun çalışma saatlerinin geçerli olduğu Çek Cumhuriyeti’nde ise verimlilik son derece düşük. Dolayısıyla yukarıda da belirttiğim gibi önemli olan “optimum” seviyeyi yakalayabilmek. Buna rağmen, bugün Avrupa’da haftalık çalışma saatleri tekrar “30lu seviyelerden 40’lı saatlere” doğru çıkıyor. Bu nedenle de Türkiye’de haftalık çalışma süresini belirlerken sadece çalışan sağlığı boyutu ve sosyal refah ile sınırlayabilmek pek de mümkün değil.

wild ginseng buyers in wv

costa allegra
https://digitrading.biz/de/binaere-optionen/ binäre option aktien LİMİTLERİ ZORLAMAK

medrol comprimé 4 mg

paroxetine mylan generics 20mg Kapasitenin üzerinde çalışmanın, “insani” limitlerin üzerine çıkması durumunda kişi ve iş güvenliği anlamında sıkıntılar yaşanabiliyor. Aynı zamanda çalışanların verimliliği açısından da konuya bakarsak, dinlenmeden yüksek tempoda çalışanların marjinal katma değerinin, faydasının sınırlı olacağına yönelik akademik çalışmalar da mevcut. Bireylerin becerilerini ve yetkinliklerini geliştirecek, sosyal faaliyetlerde bulunacak, sevdiklerine ayıracak zamanlarının olması, motivasyonlarının artması yönünden vazgeçilmez bir unsur. Kendilerine zaman ayıramayan bireyler yaratıcı düşünemiyorlar, motive olamadıklarından yorgunluk ve bıkkınlık duyuyorlar, üretkenlikleri de azalıyor. Kısacası “oyunun kuralı” sürdürülebilir dengeye ulaşabilmekten geçiyor.

http://www.youngasianescorts.co.uk/pp54/suhagra-buy-online.html

generico del diovan 80 mg