PAPAZ KAÇTI

Oliver Stone’un efsane filmi Wall Street’in devami olarak çekilen “Para Asla Uyumaz”da, Gordon Gekko’yu canlandıran Micheal Douglas, “Eskiden açgözlülük iyidir, diyorduk, artık (yeni dönemde) açgüzlülük kanunidir” darken aslında sermaye piyasalarındaki değişimi ve onun tetiklediğine inandığı kurumsal skandallar ve çöküşlerin müsebbibine işaret ediyordu. Financial Times gazetesinin haberine gore, “Facebook’un pazar değeri, 2010 yılının ikinci yarısında 26.5 milyar dolardan, 41 milyar dolara ulaşmış”. Aynı dönemde Twitter’in Pazar değeri de iki katına çıkmış. Sana ne, alan memnun, satan memnun, diyebilirsiniz. Ancak böyle bir artışın arkasındaki sebepleri anlamaya çalışmamak, Gekko’ya ihanet etmek olacaktır! Yaşanan küresel krizin de yavaşlattığı halka arzların azalmasının, yani “mal arzının” bu değerleri “patlattığına” inancınız yüksek ise, o zaman “Aman dikkat” diyorum ve “Tulipomania” yı araştırın ! O kadar vaktim yok, entellektüel merakım yok, diyorsanız da, daha basitleştirelim; Papaz Kaçtı iskambil oyununu hatırlayın, aman dikkat Papaz sizin elinizde kalmasın !


GELECEĞE YÖNELİK KEHANETLER

Gartner araştırma şirketinin çalışmalarına göre 2011 yılında küresel teknoloji yatırımlarının tutarı 3.5 trilyon dolara ulaşacak. 2012 yılında internet sektörünün , 2002 yılından 75 kat daha büyük olacağı tahmin ediliyor. 2012 yılında eğer Facebook bir ülke olsaydı, nüfusu ile Çin ve Hindistan’dan sonra dünyanın en büyük 3.ülkesi olacağı öngörülmüş

KÜÇÜK OLAMAM, BÜYÜK KALMAK İSTİYORUM !

Bir yılı daha kapatırken, Türkiye ilaç sektörü “gene” teyakkuz halinde. İlaç fiyatlarına getirilen sınırlamaların yanı sıra, 2011 yılındaki seçimler öncesinde bütçe açığının kapatılması ya da azaltılması yönündeki olası önlemler sector çalışanlarını kara kara düşündürüyor. Hatta gene bazı ilaç şirketlerinin sektörden çıkmayı dahi değerlendirebileceği konuşuluyor. Bu köşeyi takip edenler, özellikle büyük ilaç şirketlerinin bu yönde karar almasının çok mümkün olmadığına yönelik yorumlarımı hatırlayacaklardır. Pharmaceutical Executive dergisinin Pharmerging futures başlıklı araştırması da benim öngörülerimle paralel yönde. Araştırmaya gore, gelişmekte olan dünyanın gözde ülkeleri BRIC(Brezilya, Rusya, Hindistan ve Çin), Meksika, Guney Kore ve Türkiye, dünya nüfusunun %45’ine, yani yaklaşık 3 milyar kişiye denk geliyor. Muhafazakar bir tahminle, gelişmiş tedavi imkanlarını ve ilaçlarını satın alabilecek kesimin, bu nüfusun sadece %10’u olabileceğini varsaysanız dahi, 300 milyon kişilik, yani yaklaşık olarak ABD ilaç pazarı büyüklüğünde bir pazara ulaşabiliyorsunuz. Bugün dünya ilaç satışlarının sadece %17’si bu ülkelerde yapılabilmesine rağmen, toplam ilaç pazarının büyüme hızı 2001’de %7’den 2009’da %83’e ulaşmış durumda. Başka bir deyişle, “küçük olamam, büyümek istiyorum” ya da “büyük kalmak istiyorum” diyen hiçbir ilaç üreticisinin Türkiye’den vazgeçmesi mümkün değil !


İŞVEREN MARKASI YARATMAK

Danışmanlık firması McKinsey, tüketici elektroniği şirketi Philips ve tüketim şirketi Johnson & Johnson’un ortak özellikleri nedir ? Her 3 şirket de, işe alma süreçlerinde üç boyutlu elektronik oyunlarını kullanıyor; örneğin McKinsey firmasının Almanya ofisi 2000 yılından beri “Geleceğin CEO’su” isimli bir bilgisayar oyununu yetenekleri çekmek ve keşfetmek amacıyla  kullanıyor. Programın ortalama olarak yılda 5000’in üzerinde başvuruyu proses ettiği tahmin ediliyor. İşe alma ve çalışan bulma süreçlerinde yaratıcı çözümler yaratma gayretleri, uluslararası areada giderek artıyor. Hem şirketler kendi çabalarında, hem de monster.com benzeri organizasyonlar, müşterileri için işveren markası yaratarak, şirketleri çalışılabilecek cazibe merkezi olarak konumlandırmak istiyorlar. Bu çabalar, şirketlere tanıtım ve eğitim amaçlı prodüksiyonlar hazırlayan bir sektörün de oluşmasına yardımcı oluyor. Aslında bu sektör, yeni olmasa da hızlı gelişiyor, büyüyor. Örneğin ünlü yönetmen Robert Altman’ın kariyerine şirketlere eğitim amaçlı video filmler çekerek başladığını biliyor muydunuz ? Wanda Adında Bir Balık” isimli filmdeki oyunu ile gönüllere that kuran, ünlü aktor John Cleese, Video Arts şirketi ile birlikte uzun yıllar kurumsal eğitim filmleri çekerek bir servet kazanmış. Geçtiğimiz yıllar içinde ise Microsoft firması Office dizisinin baş aktörü Ricky Gervals’a kendileri için yönetim geliştirme konulu filmler çekmesi için “önemli” sayılabilecek bir ücret ödemiş.


“İKİ DİL” TARTIŞMASI

Siyaset kulisleri “iki dil” tartışması ile çalkalanırken, bu konunun iş ve sosyal hayata nasıl yansıyacağı pek de düşünülmüyor, konuşulmuyor. Bu konunun farklı bir boyutu son dönemde İngiltere’de kamoyu gündeminden düşmüyor. Özellikle son on yıl içinde İngiltere’ye değişik ülkelerden gelen doktorlarla ilgili kontrollerin yeterince yapılamaması, tıbbi bilginin yanı sıra lisan bilgisinin dahi sıkıntı yaratabilmesi sonucunu beraberinde getiriyor. İlgili AB mevzuatının bu kontrollerin yapılmasını engellediğini belirten uzmanlar, özellikle fazla mesai ve tatil zamanlarında çalışmak istemeyen İngiliz doktorların yerini yabancı, “ithal doktorların” aldığını belirtiyorlar. Bunun sonucunda da İngilizce lisan bilgisi yetersiz olan doktorların, yanlış teşhisler koyarak, ölüme dahi yol açacak hatalarda bulunabildiği iddia ediliyor. Dikkatinizi çekmek isterim; aynı ülke, aynı lisan!

No Comments

Post A Comment