NASRETTİN HOCA VE KAPİTALİST DOMUZ !

Bindokuzyüzaltmışlı yıllarda Amerika’da liberal düşünce, bireylerin mutluluk peşindeki takiplerinin, aslında varlık sahibi olma peşinde olmakla eşdeğer olduğunu öne sürüyordu. Aradan geçen elli yılda, birçok gelişmiş ekonomide, birey başına düşen ortalama gelirler önemli ölçüde artsa da, bugün insanlar o yıllarda oldukları kadar dahi mutlu değiller. Sanıyorum bunun temel nedeni bireylerin beklentilerinin değişmiş olması ve daha önemlisi bireylerin davranış ve hislerinin diğerlerinin davranışları ile doğrudan etkileniyor olması.


AÇGÖZLÜLÜK NEDİR ?

Bu kapsamda aykırı portföy yöneticisi Jonathan Hoenig, “Greed is God” adlı kitabında, bireylere birer “kapitalist domuz” olmalarını tavsiye ederek oldukça ileri gitse de, “kapitalist domuz”un tanımını “ne istediğini iyi bilen ve parayı istediğini almak için akıllıca araç olarak kullanan birey” olarak yapıyor. Yöneticisi olduğu fona da “Kapitalist Domuz” adını veren 34 yaşındaki Hoenig, günümüzde paranın satın alamayacağı bir şey olmadığını belirtirken açgözlülüğü de bireylerin isteklerini elde etme yolundaki arzusu ve buna verdikleri öncelik olarak tanımlamış.

Aslında Hoenig’in “çarpıcı” tanımının içinde dünyanın şu anda içinde olduğu durumu da bulmak mümkün. Dünyanın kümüle gayrisafi hasılasının tam onbir katı kadar türev ürün yaratmayı başaran, Hoenig’in de arasında bulunduğu “finans sihirbazları”, acaba bunu reel ihtiyaçlar için mi, yoksa kendi kişisel maddi gereksinimlerini tatmin etmek için mi yaptılar ? Cevabın ikisi de olmadığı kesin. Simyacı’nın yazarı Paulo Coelho “Herkesin iki omzunda iyi ve kötü melekler oturur. Her ikisini de dinleyerek, iyi meleğin söylediklerine daha fazla kulak vermek asıl önemli olan” diyor. Acaba bugün içinde yaşadığımız felaketin altına imza atanlar, “omuzlarındaki iyi meleği” dinlemeyenler mi, yoksa son model spor arabalarında, ya da evlerindeki yüksek gürültülü ses sistemi ile işitme duyularını kaybetmiş olanlar mı ?


İNSANOĞLU İÇİN EN TEHLİKELİ YARATIK

Emin olun bugün yapacağınız en büyük yanlış, yukarıdaki sorulara cevap vermeye çalışmak, zira cevap bulmaya çalışırken, sanık sandalyesine, muhakeme etmeden Hoenig ve arkadaşı olan diğer “finans sihirbazlarını” da oturtmuş oluyorsunuz. Uzun yıllar önce, Amerika Birleşik Devletleri’nde bir hayvanat bahçesini gezerken, “insanoğlu için en tehlikeli ve en zararlı yaratık” yazılı kafesin önünden dakikalarca ayrılamamıştım. İçeride hiçbir canlı olmadığına kanaat getirmek üzere iken, değişik açılar ile yerleştirilmiş dev aynaları farkettim. Ve kafesin içinde içeriye bakarken, aynada kendi görüntüm ile başbaşa kaldım !

Son dönemde yaşadıklarımızı piyasalarda cambazlık yapan birkaç gencin üzerine yıkmak da, bana o kafesin içindeki “tehlikeli yaratığı” aramak ile eşdeğer gibi geliyor. Aslında suçlu olan sadece Hoenig ve meslektaşları değil, sanık sandalyesine oturması gereken hepimiziz; onları koltuklarına oturttuğumuz için de, kullandıkları kaynakları sağladığımız için de, aldıkları risklerle yarattıkları getirilerden doğrudan ve dolaylı olarak hem nemalandığımız, hem de onları nemalandırarak teşvik ettiğimiz için….

Hayatı fazla zorlaştırmamak lazım. Aslında tüm hikayenin ana fikri Nasrettin Hoca’nın bir cümlesinde gizli; “Kazan doğururken iyi de, niye kazan ölünce tepki gösteriyorsunuz ?”. Cevaplamadan önce bir ayna bulup, bakmanızı tavsiye ederim!

 

No Comments

Post A Comment