MÜZİK VE CAMDAN TAVAN….

Büyük senfoni ve filarmoni orkestralarını dinlerken, o kadar farklı sesin armoni içinde bir kakafoni değil de, mükemmel bir melodiyi nasıl yarattığını zaman zaman siz de merak ediyor musunuz? Aslında çeşitliliğin doğru yönetimle, performans artışını nasıl yarattığının en güzel örneği bu orkestraların performansı. Farklı seslerin ortak bir armoni yaratmasını sağlayan da gerekli liderliği gösteren orkestraların şefleri. Ancak ilginc bir baska bulgu daha var; o da, büyük orkestralarda yer alan müzisyenlerin ruh hali. Büyük orkestralarda çalan müzisyenlerin ruh hali cezaevi gardiyanlarından daha betermiş; yani o müzisyenler, armoniyi yarattığına inandığım, liderlik gösteren orchestra şeflerinden pek de haz etmezmiş. Bu bulguyu daha da güçlendiren ise yaylı çalgılar dörtlülerinin üyesi olan müzisyenlerin, iş hayatında en mutlu çalışanlar arasında olması. Yani komut almayanlar, komut alanlardan daha mutlu ve mesut çalışmaya devam ediyorlar; kimsel “yönetilmekten haz etmiyor”.  

Geçtiğimiz haftalar içinde New York Times gazetesi büyük bütçe ile faaliyet gösteren 100’ün üzerindeki orkestranın şefleri ile ilgili bir analiz yayınladı; 103 orkestra arasında sadece 12 orkestrayı kadın şefler yönetiyormuş, daha da çarpıcısı, en büyük 22 orkestranın sadece 1 tanesi kadın bir şef tarafından yönetiliyor. Bir adım daha gidelim mi, son 30 yılda bu resim neredeyse hiç değişmemiş ve iyileşmemiş. Başka bir deyişle, camdan tavan müzik dünyasında da yerini almış.

Yukarıdaki analizi daha derinleştirip, neden kadın şeflerin önemli orkestralarda yer alamadığının sebeplerini anlamaya çalışalım. Kuşkusuz ilk ve en önemli mazaret, özellikle de orkestralar tarafından gelen “arzın” yeterli olmaması. Dünyanın büyük orkestralarının yöneticileri, sahipleri, orkestraları destekleyen vakıfların yöneticileri, önlerine gelen adayların önemli kısmının erkek olduğunu iddia ediyorlar; eminim de haklılar. O halde atılacak ilk adım, kadın şef adaylarının, kadın müzisyenlerin Sheryl Sandberg’in deyimiyle, daha fazla “abanmaya” başlamaları olacaktır.  Diğer taraftan orkestra yöneticilerinin de, yetenekli ve kadın şefleri tespit etmek amacıyla daha fazla çaba göstermesi de faydalı olacaktır.

Ancak yazıya başlarken, altını çizdiğim konu da, hiç de yabana atılacak bir rasyonel değil. Önemli orkestraları yöneten erkek şeflerin bazıları, kadın şeflerin orkestranın önünde gerekli otoriteyi, disiplini sağlayamayacağını açıkça dile de getirmekten çekinmemişler. Örneğin 38 yaşındaki Rus dahi şef Vasily Petrenko, “şirin bir kızı podyumda görünce, müzisyenlerin aklı başka yerlere gidebilir” diyecek kadar ileriye gidebilmiş. Dikkatinizi çekiyorum, bunu söyleyen yeni neslin genç dahilerinden birisi; geçmiş yüzyılın önyargıları ile boğulmuş bir şefden bahsetmiyorum.

Önyargılarımızı yıkalım; kadın şefleri bulmaya çalışalım. Bir kadın şefden “komut” almanın müzisyenlere zor gelebileceğine, müzisyenlerin kafasının karışabileceğine inanıyorsak, bunu değiştirecek olan adımları da “o” orkestrada yer alan özellikle diğer kadın müzisyenlerin atması gerektiğine de inanmanız şart. Yani camdan tavanı gene ancak kadınlar kırabilecek!

No Comments

Post A Comment