ÇİN’İN LİDERLİK MÜCADELESİ

Nüfusu 1.3 trilyonu geçen dünyanın ikinci en büyük ekonomisi Çin, sıralamada üstünde yeralan dünyanın en büyük ekonomisi ABD’nin tahtını sallamanın farklı yollarını arıyor.  Çin’in 2012’deki ekonomik büyümesi %7.8’de kaldı; “kaldı” diyorum, zira bu oran 1999’dan beri kaydedilen en düşük büyüme oranı. Bu büyüme  oranı ile bile Çin ekonomisi geçtiğimiz yıl 2.84 milyon adet yeni istihdam yaratmış.

Geçtiğimiz yıl ile ilgili bir diğer önemli veri ise, Çin’de çalışma yaşındaki nüfusun 2012 yılında daralmış olması; çalışma yaşı olarak tanımlanan 15-59 aralığında, Çin’de 937 milyon kişi bulunuyor; bu rakam bir önceki yıla gore 3.45 milyon kişilik bir azalmaya işaret ediyor. Bu gelişmenin önümüzdeki 20 yıl içinde giderek büyüyen bir “yetenek açığı” olarak dünyanın ikinci en büyük ekonomisini etkileyeceği tahmin ediliyor.

“Yetenek açığındaki” olası artışın olumsuz etkilerini azaltmak için, Çin mevcut insan kaynağına daha fazla yatırım yapma yolunu izliyor.  Uluslararası ekonomistlerin tahminlerine gore Çin insan sermayesine yılda 250 milyar dolar yatırıyor. Bu yatırımı ABD’nin 1940’lı yılların sonunda, İkinci Dünya Savaşı sonrasında, özellikle orta gelir grubunda insana yapılan yatırımlara benzetenler hiç de az değil. Bu stratejinin temelinde ise iyi eğitim almış seçkin bir kesimin geniş kitleleri fırsat eşitsizliği çerçevesinde yönettiği modelden olabildiğince uzaklaşmak yatıyor.

Fazla uzak değil, 17 yıl once, 1996 yılında Çin’de 17 yaşındaki her altı gençden sadece birisi lise mezunu idi; bu oran ABD’nin 1919 yılında sahip olduğu eğitim seviyesine denk. Bugün, 2013 yılında 17 yaşındaki her beş Çinliden üç tanesi lise mezunu; ki bu da ABD’nin 60 yıl once 1950’lerde ulaştığı eğitim seviyesi.  Ancak mevcut eğitim hızı ve trend devam ederse, yedi yıl içinde Çin’de lise mezunlarının oranının ABD’ndeki ulaşılmış %75 seviyesine geleceği öngörülüyor. Benzer eğitim çabalarının sonucunda, Çin’de yılda sekiz milyon kişinin her yıl üniversite ve dengi okullardan mezun olduğu tahmin ediliyor. Gene mevcut gelişmeler ışığında, 2020’ye kadar üniversite mezunu Çinlilerin sayısı 200 milyona ulaşacak.  

Çin’in 2015 için belirlediği beş yıllık plan kapsamında, yedi ulusal gelişme ve yatırım alanı belirlendi; alternatif enerji, enerji verimliliği, çevre koruma, biyoteknoloji, bilgi teknolojileri, yeni enerji vasıtaları (hibrid) ve yüksek teknoloji gerektiren üretim alanları. Bu öncelikler belirlenirken, özellikle Batı ekonomilerinde gençler arasında eğitim alanı olarak popülarite kazanmış dalların gözönünde tutulmuş. Beş yıllık plan çerçevesinde Çin’in hedefi 1.6 trilyon dolar yatırım yaparak, bu önceliklendirilmiş  yedi alanın GSYİH içindeki payını  2010’daki %3 seviyesinden, 2015’e kadar  %8’e çıkartabilmek.

Makro politikalar ve ülke stratejisindeki öncelikler, Çinli ebeveynlerin çocukları için belirledikleri eğitim tercihlerine de yansıyor. Çocuklarının yurtdışında üniversite eğitimi almasını isteyen Çinli ebeveynlerin sayısı artıyor. Yurtdışındaki üniversitelerin kendi çocuklarını kabul etmesini arzu eden varlıklı Çinli ebeveynler, sayıları giderek artan özel liselerdeki eğitim için yılda 42 bin dolar ödemeyi göze alabiliyorlar. Son on yıl içinde uluslararası eğitim veren özel liselerin sayısı sadece anakara Çin’de (Hong Kong hariç) 330’u aştı. Bu okullarda eğitim alan Çinli öğrencilerin sayısı da 185 bine ulaştı. Karşılaştırma olması için Çin’de ilk ve orta okul seviyesinde eğitim gören 29 milyona yakın öğrenci olduğunun altını çizelim.

No Comments

Post A Comment