CHURCHILL’DEN JACK WELCH’E HİÇBİRŞEY DEĞİŞMEDİ Mİ?

CHURCHILL’DEN JACK WELCH’E HİÇBİRŞEY DEĞİŞMEDİ Mİ ?

“Türkiye’nin çok potansiyeli var !” İŞTCELL 2008 Liderler Konferansı için Türkiye’ye gelen General Electric firmasinin eski CEO’su Jack Welch, Istanbul’daki sözlerine işte böyle başladı. Çok heyecanlanmayın zira, efsanevi yönetici Welch “…Ama Türkiye’nin bir iş stratejisi var mı, bilemiyorum…” diye devam etti. Yanımda oturan yöneticiye ünlü İngiliz politikacı Winston Churchill’in sözlerini hatırlattım. Jack Welch’den yıllar önce kurt politikacı da “Türkiye büyük potansiyellere sahip bir ülkedir. Ama her zaman böyle kalacak” demişti. Nasıl oluyor da bu yabancılar, bizim yıllardır içinde olduğumuz ülkenin resmini bu kadar benzer olarak, bir bakışta çekebiliyorlar ? Aslında bunu tartışmamız lazım.

 

WELCH VE TALEBELERİ

Jack Welch deyip de geçmemek lazım; efsanevi yönetici, General Electric şirketinin kesintisiz 84 çeyrek CEO’luğunu yütürken, Amerikan şirketini 10 milyar dolar pazar değerinden 400 küsür milyar dolar pazar değerine taşımayı bildi. Daha da çarpıcı olanı, insana verdiği değer ve liderlik kavramını ekiple yönetim üzerine yerleştirmesi sonucunda belki de tarihin en yetkin lider kadrosunu da oluşturmuş oldu. Harvard Business School tarafından 1989-2001 yılları arası dönemi içeren bir araştırma gösteriyor ki, Fortune 500 şirketlerine atanan CEO’ların %16’sı Harvard Business School mezunu iken, %12’si geçmişinde GE şirketlerinde yöneticilik yapmış. Yani sadece Jack Welch değil, Fortune 500 şirketlerine ve Amerikan ekonomisine Jack Welch talebeleri damga vurmuşlar.

Jack Welch’in konuşmasından basına en çok yansıyan Alarko Holding Yönetim Başkanı ile girdiği tatlı polemik oldu. İsak Alaton’un “Petrolün varili 112 dolar oldu, her yıl yaklaşık 1.3 trilyon dolar Körfeze akarken, 1 milyar insan açlık sınırında yaşamaya çalışıyor. Siz bu konuda kendinizi sorumlu hissetmiyor musunuz ? Sanıyorum Adam Smith öldü, acaba Karl Marx’ı diriltme zamanı geldi mi ?” şeklindeki esprili sorularına, Welch, “eksikleri olsa da serbest pazar ve liberal ekonominin elde olan en iyi çözüm” olduğu şeklinde cevap verdi. Basına nedense pek yansımayan ise Jack Welch’in “Karl Marx’ı diriltmeye çalışacağınıza, politikacılarınızı zorlayın” şeklindeki tavsiyesi oldu.

Welch’in son derece önemli bir başka saptaması ise, Istanbul toplantısında moderatörlük görevini üstlenmiş olan üçüncü eşi Suzy Welch’in bir sorusuna verdiği yanıt idir. Harvard Business Review dergisi eski editörü ve Suzy Welch, New York Times gazetesindeki haftalık köşelerine gelen soru ve mektuplarda, özellikle Doğu Avrupa’dan gelenlerin neden strateji ile ilgili olduğunu sorduğunda Jack Welch “Danışmanlar, strateji konseptini satabilecekleri yeni pazarı gelişen, Doğu Avrupa’da buldular diye yanıtladı. Açıklamasının devamında ise stratejiden ziyade uygulamanın ve bu uygulamayı yapan insan faktörünün altını kalın çizgilerle çizdi.

Jack Welch’i dinlerken bir yandan da aynı kavramı dünyanın gündemine getiren Jim Collins’in “Good to Great” adlı kitabını hatırladım. Collins de, onyıllardır gözümüzde büyüttüğümüz strateji kavramını geri plana iterek, “doğru insanları doğru koltuklara” oturtmanın en önemli öncelik olduğunu dünya ile paylaşma cesaretini göstermişti. Jack Welch’in kurum kültürü ve liderlik ile ilgili görüşlerini bir sonraki yazıya saklıyoruz.

No Comments

Post A Comment